MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/177 E., 2023/1480 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Şile 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2021/61 E., 2021/432 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı dahili davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacı ile davalıların murisi ...'a muris babalarından 484, 690, 664, 803, 515, 841, 1196, 711 ve 569 parsel sayılı taşınmazların kaldığını, davalıların murisi ile davacı arasında yapılan anlaşmayla 841 ve 1196 parsel sayılı taşınmazların tamamının davacıya bırakıldığını, bunun karşılığında davacının da 484, 690, 664, 803 ve 515 parseli davalıların murisine bıraktığını, davacı ile davalıların murisinin ortak kullandıkları ve anlaşmaya konu edilmeyen 711 ve 569 parsel sayılı taşınmazlardaki davacının payının ise hata ve davalı tarafın telkinleri ile iradesi dışında devredildiğini ileri sürerek 711 ve 569 parsel sayılı taşınmazlardaki davalılar adına kayıtlı tapu kaydının davacının payı oranında iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, davacının aşamada ölmesi üzerine mirasçıları davaya dahil olmuşlardır.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davacı ile davalıların murisinin kardeş olduklarını, 569 parselin tapulamada 1/2 ..., 1/2 ... adına 1977 yılında tespit gördüğünü, tapudan celbedilecek satış evrakından da görüleceği üzere davacı ile davalıların murisi arasında taşınmazların birbirlerine satışı esnasında herhangi bir taksim veya anlaşma metninin sunulmadığını, temlikin 28.03.2016 tarih ve 2357 yevmiye nolu işlem ile gerçekleştiğini, hataya dayalı satış işleminin öğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde dava açılabileceğini, davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı, irade sakatlığı halinin her türlü delil ile ispatlanabileceği, ispat külfetinin davacı üzerinde olduğu ancak davacı tarafça davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesi kararının dahili davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; yanılgıya düştüğünü iddia eden davacının iddiasını ispat edemediği; yemin deliline de dayanmadığı; resmi işlem sırasında, akitte hangi parselin satışa konu edildiğinin açıkça belirtildiği, davacının gerçek iradesine uymayan bir işlem yapıldığı ve yanlış taşınmaz paylarının satıldığı hususlarının soyut iddiadan öteye geçemediği, buna göre davanın kanıtlandığını söyleyebilme olanağının bulunmadığı gerekçesi ile dahili davacıların istinaf isteğinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Dahili davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; iddialarını ispat açısından dinlettikleri tanık ...'in, davacı ile davalı arasında ortak taşınmazların paylaşılmasına dönük sözlü bir anlaşma yapıldığını, bu anlaşma uyarınca dava konusu taşınmaz olan 711 ve 569 parselin ortak kullanımda kalacağı, 841 ve 1196 parseldeki taşınmazların davacıya devredileceği, diğer taşınmazların da davalı yana devredileceği hususunu izah ettiğini, davacının iç alemindeki iradenin 711 ve 569 parseller yönünden ortak kullanımda kalması, diğer parsellerin devrinin gerçekleşmesi yönünde olduğunu ortaya koyduğunu, ancak devir işlemleri sırasında hataya düşerek 711 ve 569 parselin de devri yönünde beyan ve işlem tesis edildiğini açıkladığını; kaldı ki devirden sonra dava aşamasında dinlenen tanık ...'nın, tarafları komşuları olması hasebi ile tanıdığını, tapuda ne şekilde devir ve paylaşma yapıldığını bilmemekle beraber tarafların taşınmazları ortak olarak kullandığını beyan ettiğini; hatanın her tür delille ispatının mümkün olduğunu, yazılı delil ya da kesin delil aranmayacağını, hatanın tanık anlatımı ile ispat edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, hata hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalıların murisi ...’ın 28.03.2016 tarih, 2756 yevmiye nolu işlemle 841 ve 1196 parsellerdeki 1/2 payını davacıya; davacının da aynı tarihli 2757 yevmiye nolu işlemle davacının da 484, 690, 664, 803 ve 515 parsel sayılı taşınmazlar ile dava konusu 711 ve 569 parsellerdeki paylarını davalıların murisine satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup dahili davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Dahili davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 345,55 TL bakiye onama harcının temyiz eden dahili davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.