MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2022/77 E., 2023/175 K.
Taraflar arasında görülen tescil davası sonunda İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili; kadastro sırasında tescil harici bırakılan 14.500 m2, 12.800 m2 ve 4000 m2’lik çekişmeli taşınmazları davacının 50 yıldır malik sıfatıyla kullandığını, imar ve ihya ettiğini ileri sürerek taşınmazların davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, aşamada davacının ölmesi üzerine mirasçıları davaya dahil olmuşlardır.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazların zilyetlik, imar ve ihyaya dayanarak zamanaşımı suretiyle kazanılmasının mümkün olmadığını, taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, davacı yararına taşınmaz iktisap edinme koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini ve taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Belediye Başkanlığı; dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, davacı yararına 3402 sayılı Yasa ve TMK’nın 713. maddesinde belirlenen zilyetlikle taşınmaz iktisabına ilişkin koşulların oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davanın husumet yokluğundan reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.02.2018 tarih, 2014/912 Esas, 2018/139 Karar sayılı kararıyla; davaya konu taşınmazların dava tarihinden tarihinden geriye doğru en az 20 yıldır davacı ve babası tarafından eklemeli zilyetlik hükümleri uyarınca kullanıldığı ve taşınmazın üzerindeki ağaçların davacı tarafından dikildiği, taşınmazların tarım arazisi olarak kullanıldığı, bu haliyle taşınmazların davacı ve babası tarafından imar ihya edildiği gerekçesi ile davanın kabulüne; krokide (A) harfi ile gösterilen 3.638,63m², (B) harfi ile gösterilen 10.402,42m² ve (C) harfi ile gösterilen 14.085,63 m² yüz ölçümlü kısımların davacı adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 04.03.2019 tarih ve 2019/219 Esas, 2019/284 Karar sayılı kararıyla; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun HMKnın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 15.12.2021 tarih, 2021/3541 Esas, 2021/7907 Karar sayılı kararı ile; hükme esas alınan ziraat nühendisi bilirkişi raporu içeriğinden, kadastro tespit tarihi esas alındığında taşınmaz üzerinde yer alan ağaçların yaşları itibariyle zilyetlikle iktisap süresini ispata elverişli olmadıkları, ancak raporun kanaat bölümünde taşınmazların 10-15 yıldan uzun bir süredir kullanıldıklarının belirtildiği, jeodezi mühendisi bilirkişi raporunda ise taşınmazın 1992 ve 1999 tarihli hava fotoğraflarında tarımsal amaçlı olarak kullanıldığının belirtildiği, bilirkişi raporları arasında çelişki oluştuğu halde bu çelişkinin giderilmediği, dava konusu taşınmazlara komşu parsellerin tutanakları ve varsa dayanağı kayıtlar getirtilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın yönünü ne okuduğu üzerinde durulmadığı gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazların davacıya babası Ali’den kaldığı, davacının taşınmazları 50 yıl boyunca kullandığı, (A) harfiyle gösterilen alanı arpa, buğday ekmek amacıyla 2000 yılına kadar kullandığı, daha sonra anılan kısmı bostan yaptığı, keşif esnasında görülen ağaçları diktiği, (B) ve (C) harfiyle gösterilen alanları ise 25 yıl öncesine kadar bağ olarak kullandığı, bundan sonra ise arpa, buğday ekmek suretiyle kullandığı, A-B-C harfleriyle gösterilen alanların etrafındaki taşların davacının babası Ali tarafından tarafından yapıldığı, hava fotoğraflarına göre ise (A1) ve (B1) harfleriyle gösterilen kısımların 2011 yılından sonra kullanıldığının anlaşıldığı, bu kısımlar yönünden 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı, (A2), (B2) ve (C) harfleriyle gösterilen alanlar üzerindeki tarımsal faaliyetin 1992 yılından beri sürdüğü gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazının sınırlarının çevrilerek üzerine ev yapmak şeklinde sürdürülen zilyetliğin ekonomik amaca uygun zilyetlik sayılmayacağını, 4706 sayılı Kanun'un 5. maddesine göre; (değişik 3/7/2003) 'Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Hazineye ait taşınmazlar üzerinde yapılmış her türlü yapı ve tesisler, başka bir işleme gerek kalmaksızın Hazineye intikal eder.' denildiğini, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17 ve 18. maddelerinin gözetilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, 4721 sayılı TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddelerine dayalı olarak açılan tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Gaziantep ili, Şehitkamil ilçesi, ... Mahallesinde bulunan dava konusu taşınmazların 1992 yılında yapılan kadastro çalışmasında tescil harici bırakıldığı, 20.07.2022 tarihli fen bilirkişi raporunda A2 (3494,53 m2), B2 (8041,94 m2) ve C (12054,67 m2) harfleriyle gösterilen alanlar yönünden davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.