MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/179 E., 2025/195 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/50 E., 2024/253 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı; 2714 parsel sayılı taşınmazda bulunan 5 nolu bağımsız bölümün murisleri ... ...’ndan intikal ettiğini, daha sonra tüm mirasçıların anlaşarak taşınmazı kredi kullanılması için emaneten dava dışı ...’e devrettiklerini, taşınmaz ... adına kayıtlıyken yine tüm mirasçıların anlaşması ile davalı ...’e kredi kullanması, daha sonra da mirasçılara miras payları oranında iade etmesi amacıyla devredildiğini, davalının taşınmazı teminat göstererek kredi kullandığını, kredi borçlarının ödenmesine rağmen davalının taşınmazı iade etmediğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payı ( 1/3) oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı; tüm mirasçılar arasında miras taksim sözleşmesi yapıldığını, anılan miras taksim sözleşmesi gereğince davacı ve dava dışı mirasçılar ... ve ...’in denkleştirme bedeli olarak ...’e 100.000,00 TL ödemede bulunacaklarını, ancak davacının ödenmesi gereken bu denkleştirme bedelinden payına düşeni ödemediğini, taraflar arasındaki güveni zedelediğini, sözleşme gereğince üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 2714 parsel sayılı taşınmazdaki 5 nolu bağımsız bölümün inançlı işlem gereği davalıya devredildiği, davalının taşınmazı ipotek ederek kredi kullandığı, kredi borcu ödendiğinde inançlı işlem gereği taşınmazın davacıya payı oranında devir edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, Mahkemece davacı ...’ın dava konusu taşınmazdaki 1/3 payının inançlı işlem gereği dava dışı ... ve ondan da davalı ...’e devredildiği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı ...’ün işin esasına ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.
Davalı ...’ün diğer temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere; kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hâkimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 297/2. maddesine göre, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.
Somut olayda; davacı ... ile dava dışı ... ve ...’nun taşınmazdaki 1/3’er paylarını dava dışı ...’e devrettikleri, taşınmazın tam pay ile dava dışı ... adına kayıtlı hale geldiği, ...’in de taşınmazın tamamını davalı ...’e devrettiği, ...’ün dava tarihinden önce 05.03.2019 tarihinde taşınmazın yarı payını dava dışı ...’e satış suretiyle devrettiği, taşınmazın halen ½ payının davalı ... adına kayıtlı olduğu, davacının, taşınmazdaki temlik ettiği 1/3 payının adına tescilini talep ettiği, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, kararın gerekçe kısmında hüküm kurulurken davalı ... adına kayıtlı bulunan ½ paydan, davacının taşınmazdaki devrettiği 1/3 payın karşılığı olan 141, 67... 'ye isabet eden 141, 67... hisse karşılığı olan 14167/42500 payın iptali ile davacı adına tesciline karar verildiği belirtilerek “ davalı adına kayıtlı ½ payın iptali ile taşınmazın 14167/42500 payının davacı adına tesciline, kalan 7083/42500 payın ise davalı üzerinde bırakılmasına” şeklinde hüküm kurulduğu, ancak Mahkemece iptaline karar verilen 14167/42500 payın davacının devretmiş olduğu 1/3 paya isabet etmediği, davacı adına tesciline karar verilen bu payın taşınmazın tamamına göre değil, davalı adına kayıtlı olan ½ paya göre hesaplandığı, ayrıca 14167/42500 payın iptal edilmesi durumunda davalı üzerinde bırakılması gereken payın 7080/42500 pay olmayacağı, bu şekilde kurulan hükümde pay-payda eşitliğinin de bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca, davalı adına kayıtlı ½ paydan, davacının taşınmazda devrettiği 1/3 paya isabet eden pay oranında iptal ile davacı adına tescil kararı verilerek HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca infaza elverişli biçimde hüküm kurulması gerekirken anılan Yasa maddesine aykırı biçimde yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Davalı vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.