MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/222 E., 2023/686 K.
Mahkeme kararı davalı Hazine vekili ile davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.
... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan taşınmaz 1970 yılında yapılan kadastro sırasında “taşlık” olarak tespit harici bırakıldıktan sonra 13.03.2013 tarihinde idari yoldan Hazine adına tescil edilmiş, 06.06.2016 tarihinde yapılan toplulaştırma sonucunda temyize konu bölümün 1 10... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığı ve “davalı” olarak bırakıldığı anlaşılmıştır.
Davacı ...; hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, adına tescili istemiyle dava açmıştır.
..., müdahale talebinde bulunmuştur.
Davalı Hazine vekili; davanın reddini ve taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir.
Mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararının davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Kapatılan 16. Hukuk Dairesince, dava konusu taşınmazın toplulaştırma sonucu hangi taşınmazın içerisinde kaldığının belirlenmesi gereğine değinilerek bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda zilyetlikle kazanım şartları davacı lehine oluştuğu gerekçesiyle davacı yönünden davanın kabulüne, asli müdahil yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Ne var ki; Mahkemece zilyetlikle kazanım şartları davacı lehine oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hükme yeterli değildir.
Şöyle ki; davacının edinme koşullarını sağlayıp sağlamadığı hususunda dava tarihinden geriye doğru incelenmesi gereken dönem 19 91... yılları arası olmasına rağmen yalnızca 1985 tarihli hava fotoğrafı üzerinde inceleme yaptırılmış, taşınmaz üzerindeki güncel durumu tespit eden ancak imar-ihya yönünden detaylı değerlendirme içermeyen tek kişilik ziraatçi bilirkişi raporlarıyla yetinilmiş, bunun yanında taşınmazın imar planı içerisinde olup olmadığı sorulmamış, taşınmaza komşu taşınmazlar dayanakları ile birlikte dosya arasına alınmamış, davacı eklemeli zilyetliğe dayandığına göre davacı ve babası adına senetsizden edinilen taşınmazlar tespit edilmemiştir.
Hâl böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, komşu taşınmazlara ait kadastro tespit tutanaklarının onaylı örnekleri ve varsa dayanağı kayıtlar, taşınmazların kadastro tespiti kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve hükmen oluşanların Mahkeme dosyasının getirtilip dosya arasına alınmalı, taşınmazın bulunduğu yerin imar planı kapsamına alınıp alınmadığı, imar planı kapsamına alınmışsa ilk defa hangi tarihte ve hangi imar planı kapsamına alındığı, imar planının kesinleşme tarihinin ne olduğu ilgili Belediyelerden sorulmalı , ... Genel Müdürlüğünden taşınmazın bulunduğu yeri de gösteren ve dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesi dönemlere ilişkin en az 3 adet hava fotoğrafı getirtilmeli, daha sonra jeodezi-fotogrametri mühendisi bilirkişi, üç kişilik ziraatçı bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisi ile usulüne uygun seçilmiş mümkün olduğunca yaşlı yerel bilirkişiler ve tanıkların katılımı ile yeniden keşif yapılmalı; keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle kime ait olduğu, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve hangi tasarruflarla zilyet edildiği, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, davacının taşınmazda hangi gerekçeyle tasarrufunun bulunduğu ve varsa davacının zilyetliğinin kim vasıtasıyla ne şekilde sürdürüldüğü, zilyetliğin fasılalı olup olmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini, ne şekilde imar ve ihya edildiğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı, gerekçeli ve taşınmazın dört bir yanını gösterecek şekilde fotoğraflarını da içeren rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden uydu ve hava fotoğraflarında taşınmazın niteliğini, imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, zilyetliğe ara verilip verilmediğini belirten rapor düzenlemesi istenilmeli; fen bilirkişisinden keşfi takibe imkan verir ve uygulanan komşu kayıtların kapsadıkları alanları gösterir şekilde krokili rapor aldırılmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmelidir.
3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, davacı, mirasbırakanları ve mirasçıları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup varsa taraf oldukları dava dosyaları getirtilmeli, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma Ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı; bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yukarıda değinilen hususlar göz ardı edilip noksan araştırma ve uygulama ile hüküm kurulması doğru değildir.
Davalı Hazine vekili ile davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile Mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.