MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1984 E., 2025/804 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/132 E., 2023/783 K.
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Davacılar vekili; tarafların kardeş olduklarını, murisleri anneleri tarafından sağlığında ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 283 13... parselin 23.12.2987 tarihinde, Orta Mahallesi 286 53... parselin ise 22.01.1992 tarihinde davalıya devredildiğini, anneleri olan murislerinin erkek çocuk olan davalıyı müvekkillerinden ayrı tuttuğunu ve kayırdığını, davacıların okutulmayıp tarla işlerinde çalıştırılarak küçük yaşlardan itibaren aile ekonomisine katkı sağladıklarını, davalının ise aile tarafından okutulduğunu ve öğretmen olduğunu, tayinen Antalya’ya geldiğinde taraflarından mal kaçırmak maksadı ile muvazaalı temliklerle murise ait taşınmazları üzerine aldığını, bilahare söz konusu taşınmazdaki hisselerini dava dışı Şirketlere devrederek kazanç sağladığını, murisin davacının satabileceği başka taşınmazları varken, oturduğu evi çocuğuna satmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve ivazsız temlikin tapuda satış olarak gösterildiğini, temliklerdeki gerçek amacın satış değil bağışlama olduğunu ve bu surette davacı müvekkillerinden mal kaçırmak kastıyla yapılan muvazaalı satış işlemleri sonucu davacıların miras hakkından mahrum bırakıldığını, davalı tarafça gerçekte herhangi bir ödeme yapılmadığının banka kayıtlarıyla da ortaya çıkacağını, devir sırasında beyan edilen değerlerin taşınmazların gerçek değerinden çok düşük olduğunu, bu durumun dahi muvazaalı işlem yapıldığını ortaya koyduğunu, muvazaalı olarak yapılan ivazsız temliklerin geçersiz olduğunu ile sürerek tapu kaydının davacıların miras hissesi oranında iptali ile davacılar adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmaz bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı vekili; talebin zamanaşımına uğradığını, dava konusu taşınmazların değerinin imar düzenlemesi sonucu arttığını ve davacıların bunun üzerine kötü niyetli olarak dava açtıklarını, devir sırasında değer artışını etkileyen herhangi bir unsur bulunmadığını, davacı ...’nın, annesi muristen taşınmaz devralmasına rağmen bunu gizlediğini, davacıların davalı müvekkilinin kayrıldığı yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davalının Devlet okullarında Devletin sağladığı imkânlarla okuduğunu ve küçük yaşlardan itibaren çalışarak aile ekonomisine katkı sağladığını, ailesinin desteği ile okuduğu iddiasının doğru olmadığını, murisin maddi-manevî tüm ihtiyaçlarının davalı tarafça karşılanması nedeniyle duyulan minnet duygusu gereği, davacıların da bilgisi dahilinde davalının doğup büyüdüğü evi oğluna sattığını, davacıların malî yönden sıkıntı çektikleri hususunda sürekli olarak müvekkili davalıya şikâyette bulunduklarını, davalının kardeşi davacılara bu anlamda destek olduğunu ve taşınmazları satın almak suretiyle onlara katkı sağladığını, iddia olunduğu gibi mal kaçırma kasdıyla hareket etmiş olsaydı muris tarafından taşınmaz devri hususunda tarafına verilen vekâletnameye istinaden işlem yapabileceğini, ancak hak dengesini gözeten davalının hukuka aykırı herhangi bir temliki tasarrufta bulunmadığı gibi devamlı olarak kardeşi davacılara malî yardımda bulunduğunu, muvaazaya yönelik iddiaların haksız ve dayanaksız olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde muris ...'in üç çocuğunun bulunduğu, tarafların murisin çocukları oldukları, davalının ... iline tayin olduktan sonra murisin evine taşındığını, halen burada ikamet ettiği, murisin çocukları ile arasında mal kaçırmayı gerektirecek küslük ve dargınlığın bulunmadığının anlaşıldığı, dava konusu yapılan taşınmaz dışında murisin üzerine kayıtlı başkaca taşınmazların da bulunduğu, murisin bu taşınmazları da devretme imkanı varken bu yola başvurmadığı, murisle birlikte yaşayan davalının murisle ilgilendiği, davalının murisin bakım ihtiyaçlarını karşıladığı, murisin minnet duygusu ile hareket ettiği, bu haliyle murisin mirasçılarından mal kaçırmak kastı ile devir işlemlerini yaptığının davacı yanca ispatlanamadığı, satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağının kuşkusuz olduğu, davalıların taşınmazları alım güçlerinin bulunmadığı, murisin de satma ihtiyacının olmadığı dosya kapsamı ile sabit olsa da semenin, bir başka ifade ile malın bedelinin mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet veya bir emek olabileceği; esasen muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçthadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı üzere, mirasbırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerektiği, bir başka ifadeyle murisin iradesinin önem taşıdığı, o hâlde, yukarıda değinilen somut olgular, açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde mirasbırakanın yapmış olduğu temlikle ilgili olarak gerçek amaç ve iradesinin mirasçıdan mal kaçırmak olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine dair karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan ayrı ayrı alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.