MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1093 E., 2025/84 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bingöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/317 E., 2022/328 K.
Dava zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dava konusu ... ili, ... İlçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 40... parsel sayılı 51059, 45... yüzölçümündeki taşınmaz 02.03.1969 tarihinde yapılan kadastro sırasında tescil harici bırakılmış, 2014 yılında idari yoldan, 2015 yılında ise toplulaştırma işlemi sonucunda ham toprak vasfıyla Hazine adına tescil edilmiştir.
Davacı vekili; dava konusu taşınmazın çok uzun yıllardan beri malik sıfatıyla davacının zilyetliğinde olduğunu, taşınmazın davacının murisinin ölümüyle fiili ve rızai taksim sonucu davacıya intikal ettiğini ancak kadastro çalışmaları sırasında tescil harici bırakıldığını, yaklaşık 2 yıl önce taşınmazın bulunduğu bölgede toplulaştırma uygulamasının başladığını ve toplulaştırma neticesinde dava konusu taşınmazın Hazine adına tescil edildiğini ileri sürerek 6 parsel içinde yer alıp ekli krokide A harfi ile gösterilen 7990. 26... alanın tapusunun iptali ile davacı adına tescilini istemiştir.
Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın 51.059, 45... yüzölçümü üzerinden 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanunu kapsamında yapılan toplulaştırma çalışmaları sonucunda 31.08.2015 tarihinde Hazine adına tescil edildiğini, davacıların bu yerin eski sahibi veya zilyedi olmaları taşınmazın kendi adlarına tescil edilmek üzere davaya konu edilmesi için bir hak teşkil etmediğini, evveliyatında Hazine adına tescilli veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bir çok taşınmazın toplulaştırma çalışmalarında şahıslar adına tescil edildiğini, bu tür uygulamaların 3083 sayılı Kanun'un olağan uygulamaları sonucu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının dava konusu taşınmazın 7.990,26 m²'lik kısmını dava tarihi esas alındığında 30-35 yılı aşkın bir süredir malik sıfatı ile kullandığı, tarım ekimi yaptığı, dava konusu yerin orman sayılan yerlerden olmadığı, taşınmazın 7.990,26 m²'lik kısmının davacının zilyetliğinde olduğu gerekçesiyle Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi gereğince davanın davalı Hazine yönünden kabulüne, yasal hasımlık vasfı bulunmayan davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının dava konusu taşınmazın 7.990,26 m²'lik kısmını dava tarihi esas alındığında 30-35 yılı aşkın bir süredir malik sıfatı ile kullandığı, tarım ekimi yaptığı, dava konusu yerin orman sayılan yerlerden olmadığı, taşınmazın 7.990,26 m²'lik kısmının davacının zilyetliğinde olduğu tespit edilmiş olmakla davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, eldeki dava TMK'nın 713. maddesine göre tescil istemi ile açılan bir dava olmayıp, tapu kaydının iptali ve tescili istemine ilişkin olduğu, davanın belirlenen bu niteliğine göre davalının yasal hasım konumunda olmayıp yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden düzeltilip yeniden hüküm kurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere özellikle taşınmazın Hazine adına kayıtlandığı, tarih itibariyle zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu anlaşıldığına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.