MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1529 E., 2025/145 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çüngüş Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/385 E., 2022/92 K.
Dava, kadastro öncesi sebebe dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucunda, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde çalışma alanında bulunan 1 70... parsel numaralı taşınmaz ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Aynı yer 1 70... parsel numaralı taşınmaz da ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit yapıldıktan sonra 30 günlük ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesinde dava açıldığından kadastro tespiti kesinleşmemiş, Ergani 1. Kadastro Mahkemesinin 2013/162 Esas, 2014/124 Karar sayılı 24.10.2014 tarihli kararıyla, dava konusu 1 70... parsel yönünden davanın reddine, kadastro tutanaklarının tespiti gibi tesciline karar verilmiş, karar 22.12.2014 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı; dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 70... parsel ile 1 70... parsel numaralı taşınmazların 30-40 yıl kadar babasının zilyet ve tasarrufunda olduğu, babasının sağlığında paylaştırması neticesinde, 30-35 yıldır da kendisinin zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu, kendisi lehine kazandırıcı zaman aşımıyla edinme koşullarının gerçekleştiğini ileri sürerek tapu iptali ve adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine temsilcisi; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden olduğunu ve özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporlarından ve çekilen fotoğraflardan dava konusu taşınmazların boş vaziyette, ham toprak yapısına sahip olduğu ve tarım arazisi niteliğinde olmadığı, imar- ihya edilmediği, hava fotoğrafı incelemelerine göre taşınmazlar üzerinde 1994 yılında dahi tarımsal faaliyetinin bulunmadığının tespit edildiği, bilimsel verilere dayalı teknik bilirkişi raporları karşısında takdiri delil niteliğindeki tanık ve mahalli bilirkişi anlatımlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığı, davacı lehine imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi benimsenmek suretiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.