MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2011/163 E., 2015/343 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil-bedel davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın tapu iptali ve tescil talebi yönünden reddine, bedel talebi yönünden kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
- K A R A R -
Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Davacılar vekili; müvekkillerinin 1880 doğumlu olup 1945 tarihinde ölen ... oğlu ...'in mirasçıları olduğunu, davalıların ise 1929 doğumlu olup 2003 tarihinde ölen ... oğlu ... mirasçıları olduğunu, davalıların kötü niyetli olarak müvekkillerinin mirasbırakanı ile kendi mirasbırakanlarının isim benzerliğini fırsat bilip, müvekkillerinin mirasbırakınından kalan mallarını, kendi mirasbırakanlarından kalmış gibi kendi adlarına 13.04.2010 tarihinde ... Tapu Müdürlüğünün ... yevmiye nolu işlemi ile intikal ettirdiklerini, sonrasında davalıların kendi aralarında hisse toplama ve tevhit işlemine de kısmen başladıklarını, daha sonra ise davalıların ... Köyü 231 parseldeki hisselerini davalılardan ...'a ... Tapu Müdürlüğünün 09.03.20 11... yevmiye nolu işlemi ile sattıklarını, davalıların yapmış oldukları işlemlerin usulsüz olduğunu, dava konusu taşınmazda ara ve son maliklerin, el ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerini, davalı ...'un, müvekkillerinin murislerinden kalan taşınmazı nizasız-fasılasız olarak 100 yıla yakın süredir ve halen kullandıklarını bildiğini ve arazinin satış bedelinin piyasa şartlarından çok düşük olduğunu, bu nedenle kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazdaki davalılardan ... adına olan yolsuz kayıtların iptali ile müvekkillerinin miras bırakanları olan ... oğlu 1880 doğumlu 1945 ölüm tarihli ...'in mirasçıları adına tapuya tesciline, olmadığı takdirde dava konusu parselin keşif esnasında belirlenecek değerinin tazminat olarak satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen ... haricindeki davalılardan alınarak müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini istemiş, 18.03.2015 harç yatırma tarihli ıslah dilekçesi ile ıslah talebinin kabulüne, 15.000 TL olan dava değerinin 43.647,70 TL'ye çıkarılmasına, tapunun iptali ile ... oğlu 1880 doğum-1945 ölüm tarihli ... mirasçıları adına tapuya tesciline, bunun mümkün olmaması halinde 43.647,70 TL'nin tazminat olarak satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen ... dışındaki davalılardan alınarak ... oğlu 1880 doğum-1945 ölüm tarihli ... mirasçılarına ödenmesine ve fazlaya dair haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Bir kısım davalılar vekili (... mirasçıları olan), davaya konu taşınmazlar hakkındaki talep yönünden zamanaşımı itirazlarının söz konusu olduğunu, davaya konu edilen taşınmazlara ilişkin sunulan belgelere bakıldığı zaman ise tapuda kayıtlı ... oğlu ...'un davalı müvekkillerinin miras bırakanı olduğunu, açılan davada davaya konu taşınmazda elbirliği-iştirak halinde mülkiyetin söz konusu olduğunu, dolayısı ile Medeni Kanun hükümleri gereğince buradaki mülkiyet elbirliği mülkiyeti olup davada mecburi dava arkadaşlığının mevcut olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... katıldığı duruşmada; dava konusu olayla herhangi bir ilgisinin olmadığını, diğer davalılardan bu yeri satın aldığını, ve parasını ödediğini, dava konusu yerle ilgili mahkeme kararı olduğunu, ancak satış yapılabileceğini, bir sorun olmadığını emlakçının kendisine söylediğini bildirmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yapılan intikal işleminin sahtecilikle illetli olduğu ve geçersiz bulunduğu, ne var ki kayıt maliki davalı ...'un ediniminde iyi niyetli olduğu hususunun da sübut bulduğu, bu nedenle davacıların dava konusu 231 parsel nosunda kayıtlı taşınmazdaki hisseye ilişkin davalı ... aleyhine açtıkları tapu iptali ve tescil davasının reddine karar vermek gerektiği, ancak yolsuz tescil nedeni ile asıl malik davacıların murisi 1880 doğum-1945 ölüm tarihli ... lakaplı ... oğlu ...'in hakkının feda edildiği, herkesin aldığını aynen iade etmekle yükümlü olduğu, dahili davacılar, ... ve ...'un 17.01.2014 havale tarihli dilekçe ile, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/161 esas sayılı dosyasında kendileri adına dava açılmasına karşı olduklarını, bu davanın haklılığına inanmadıklarını, davanın reddedilmesini bildirdikleri belirlendiğinden ve davalı ...'a satış yapılan 708/2304 hisseye ilişkin dava tarihindeki değer bilirkişi raporu ile 43.647,70 TL olarak hesap edildiğinden, davacıların terditli talepleri olan tazminata yönelik taleplerinin kısmen kabulü ile dava konusu 231 parsel sayılı taşınmazda yer alıp davalı ...'a ait bulunan 708/2304 hisseye ilişkin dava tarihindeki değer olan 43.647,70 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ... ve ... dışındaki davacılara ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/368-350 esas karar nolu; 01.07.1880 doğumlu, 14.09.1945 ölüm tarihli ... ve ... oğlu ...'e ilişkin veraset ilamındaki hisseleri oranında verilmesine, faize yönelik fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, davada mirasbırakan 1880 doğumlu ... oğlu ... mirasçıları adına tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat isteğinde bulunulduğuna göre, mirasçılar arasında elbirliği halinde mülkiyetin söz konusu olduğu ve davanın tereke adına sürdürülmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Bilindiği üzere, elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet, yasa veya yasada belirtilen sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 7 01... . maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği olmadığı gibi eşya üzerinde ortaklardan herbirinin doğrudan doğruya bir hakkı da yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak ortakların tümüne aittir. Başka bir anlatımla, ortaklık tasfiye oluncaya kadar ortaklardan birinin ayrı mal veya hak sahipliği bulunmayıp, hak sahibi ortaklıktır. Sözü edilen mülkiyet türünde malikler mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil ortaktır. Bu kural TMK'nın 701. maddesinde "Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır." biçiminde açıklanmıştır. Elbirliği (iştirak) halinde mülkiyetin bu özelliği itibariyle ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Şayet yasa veya elbirliği (iştirak) halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliği ile karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu vardır. Nitekim, TMK'nın 702/2. maddesi de bu yönde açık hüküm getirmiştir. Ancak, açıklanan kural yargısal uygulamada kısmen yumuşatılmış bir ortağın tek başına dava açabileceği, ne var ki, davaya devam edebilmesi için miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiş (11.10.982 tarih l982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı), bu görüş bilimsel alanda da aynen benimsenmiştir.
Buna karşın, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/368 Esas, 2012/350 Karar sayılı veraset ilamına göre mirasbırakan 1880 doğumlu ... oğlu ...'in davacılar dışında da çok sayıda mirasçısının bulunduğu, Mahkemece mirasçılara meşruhatlı davetiye tebliği ile yetinildiği, davaya muvafakatlerine ilişkin beyanlarının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1023. maddesinde; “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.", 1024. maddesinde ise; “Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur. Böyle bir tescil yüzünden ayni hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Somut olayda; 1929 doğumlu olup 2003 tarihinde ölen ... oğlu ... mirasçıları olan davalılardan 09.03.2011 tarihli satış işlemi ile dava konusu taşınmazı edinen davalı ...'un ediniminde iyiniyetli olup olmadığı hususunda yapılan araştırma ve incelemenin de hüküm kurmaya elverişli olduğunu söyleme imkanı bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, öncelikle 1880 doğumlu ... oğlu ...'in terekesine temsilci atanıp atanmadığı araştırılarak tereke temsilcisi atanmış ise tereke temsilcisi huzuruyla davanın görülmesi, tereke temsilcisi atanmamış ise miras şirketine TMK'nin 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile yargılamanın sürdürülmesi gerekirken, davanın görülebilirlik koşulu gözardı edilerek yazılı olduğu üzere davanın esası hakkında hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, son kayıt maliki olan davalı ...'un çekişmeli taşınmazın iktisabında iyiniyetli olup olmadığının yukarıda belirtilen ilke ve olgular çerçevesinde araştırılması, toplanan ve toplanacak delillerin bir arada değerlendirilmesi ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi de doğru değildir.
Davacı mirasçıları vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle Mahkeme kararının, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı mirasçılarına iadesine,
Dosyanın ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
11.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.