MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/558 E., 2025/2022 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 13. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/201 E., 2023/592 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, bağıştan rücu hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili; davacının dava konusu 202 24... parseldeki 65/6354 payını 28.12.2011 tarihinde imar planındaki amacına uygun kullanılması şartıyla davalı Belediyeye bağış suretiyle devrettiğini, her ne kadar bağış işlemi resmi akitte kayıtsız, şartsız ve bedelsiz olarak görünmekte ise de bağışın şartlı olduğunun Belediyece hazırlanan belgelerden ve Tapu Müdürlüğüne gönderilen tescil istem yazısından anlaşıldığını, ancak aradan geçen süre boyunca davalının bağış amacına uygun herhangi bir eylemde bulunmadığını, bağıştan rücu şartlarının oluştuğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile payı oranında davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili; dava konusu taşınmaza ilişkin imar uygulamasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, taşınmazın kayıtsız, şartsız ve bedelsiz olarak davalı belediyeye hibe edildiğini, bağışlamadan rücu şartlarının oluşmadığını, hibe tarihinden bugüne kadar amacına aykırı bir kullanım bulunmadığını, bütçe dahilinde tüm planların yerine getirilme sürecinde olduğunu, taşınmazın kamu yararına kullanılacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iradesinin imar planındaki amaca uygun kullanılmak üzere bağış yapmak olduğu, taşınmazın halen boş arsa vasfında bulunduğu, koşulun davalı ... tarafından makul süre içerisinde yerine getirilmediği, davalının bağışlama koşulunu haklı bir sebeple icra edemediğini ispatlayamadığı, bağıştan rücu hakkının koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine 07.02.2024 tarihli ek kararla; yasal süresi içerisinde istinaf harçlarının yatırılmaması nedeni ile istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; harcın yatırıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle ek karara ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile 07.02.2024 tarihli ek karar kaldırılarak esas hakkında yapılan inceleme sonucu, davacının imar planındaki amacına uygun olarak kullanmak şartı ile hibe ettiği taşınmazda, aradan geçen uzun süreye rağmen imar planındaki amacı doğrultusunda kullanılmak üzere herhangi bir yapılaşmaya gidilmediği, taşınmazın plana uygun kullanılmadığı, davacının bağış amacına uygun olarak kullanılmayacağını daha önce öğrendiğine ilişkin davalı tarafça bir delil de sunulmadığından davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığına yönelik savunmanın ispatlanamadığı, davanın kabulü yönünde verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı ...'ın 202 24... parsel sayılı taşınmazdaki çekişme konusu 65/6354 olan payını 28.12.2011 tarihinde bağış suretiyle davalı ... Başkanlığına devrettiği, ... Emlak ve İstimlak Müdürlüğünün 22.08.2011 tarihli yazısında, davacı ...'ın da yer aldığı bir kısım dava konusu taşınmaz paydaşlarının paylarını plandaki amacında kullanılmak üzere hibe etmek istediklerinin bildirildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, bağıştan dönme (rücu) bağışlayanın tek yanlı, bağışlanana varması gereken beyanıyla geriye yürüyen (makable şamil) ve hukuki ilişkiye son veren yenilik doğurucu bir haktır. Bağışlayan, şartlı (koşullu) veya yüklemeli (mükellefiyetli) şekilde bağışta bulunmuşsa, bağışlanandan hukuka, ahlaka aykırı veya imkansız olmadığı sürece TBK'nın 291. (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 241.) maddesi uyarınca yüklemenin yerine getirilmesini isteyebilir. Haklı bir neden olmaksızın yerine getirilmemesi halinde de TBK'nın 295. maddesinin 3. fıkrasına (BK'nın 244. maddesinin 3. fıkrası) dayanarak bağıştan dönme hakkını kullanıp verdiğini geri isteyebilir.
Hemen belirtmek gerekir ki, bağış sözleşmesindeki koşul veya mükellefiyetin niteliğinin ve kapsamının yerine getirilme zamanının tam olarak tespiti büyük önem taşır. Bu itibarla salt kullanılan sözlerin değil, tarafların gerçek iradelerinin ve bağışlayanın asıl amacının ortaya çıkarılması gerekir. Ayrıca amacın gerçekleşmeyeceğinin kesin biçimde anlaşılması tarihi ile bu tarihten itibaren TBK'nın 297/1. (BK'nın 246/1.) maddesine göre bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde bağıştan dönme (rücu) hakkının kullanılıp kullanılmadığının araştırılması da zorunludur.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazın plandaki (imar) amacında kullanılmak şartıyla davalı belediyeye bağışlandığının anlaşıldığı, dava konusu taşınmazı kapsayan 1/1000 ölçekli uygulama imar planına göre "rekreasyon alanı" içinde kaldığının bildirildiği, dava konusu taşınmaz üzerine herhangi bir yapı yapılmadığı, boş olduğu belirlenmiş ise de taşınmazda bağışlanma amacına aykırı bir unsur bulunmadığı, taşınmazın mevcut durumda halen rekreasyon alanı olarak kullanılabileceği anlaşılmakla, anılan yasal düzenlemeler uyarınca bağıştan rücu şartlarının oluştuğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır.
Hâl böyle olunca, bağıştan rücu şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalı vekilinin açıklanan nedenden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.