MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/8 E., 2025/285 K.
Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-KARAR-
Dava, zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Kadastro sonucu ... ili, ... ilçesi, ... (tapuda ... köyü) Mahallesinde bulunan çekişmeli taşınmaz bölümü tescil harici bırakıldıktan sonra ihdasen Hazine adına kayıtlanmış, temyize konu 1 45... parsel sayılı taşınmaz 2013 yılında yapılan toplulaştırma çalışmaları sonucunda 1 45... parsel sayılı taşınmazın ifrazı ile oluşmuştur.
Davacı; imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmıştır.
Davalı Hazine vekili; dava konusu edilen yerin 35 yıldır eklemeli olarak zilyedi bulunduğunu belirttiği köye kadastronun 1969 yılında geldiğini, davacının talebinin tapulamadan önceki sebebe dayandırıldığını, 10 yıllık sürenin geçtiğini öne sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin 16.12.2010 tarihli 2005/462 Esas, 2010/1088 Karar sayılı kararıyla; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinim koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne, bilirkişi raporunda gösterilen 20.875,00 metrekarelik bölümün davacı adına tesciline karar verilmiş, karara karşı davalı Hazine vekili ve davalı ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuş, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2012/3446 Esas, 2012/2979 Karar sayılı kararıyla; yapılan araştırmanın eksik olduğu açıklanarak taşınmazla ilgili imar-ihya, mera ve zilyetlik araştırması yapılması gereğine değinilerek karar bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmazın dava tarihinden önce 1969 tarihli tapulama çalışmalarında taşlık olduğundan bahisle tapulama harici bırakıldığı, 22.02.20 11... yevmiye numaralı olarak ihdas suretiyle Hazine adına ham toprak vasfıyla kaydedildiği, taşınmazın toplulaştırma çalışmaları ile 05.03.20 13... yevmiye numarasıyla 1 45... parsel numarasını aldığı, yapılan gözlemde tarım arazisi olarak kullanıldığı, mahalli bilirkişi beyanlarında taşınmazın tescil harici olarak tapulama dışı bırakıldığı dönemde hayvan otlatılmasının sebebinin kağnılarla tarım yapılmasının zor olduğundan genellikle geçinmek amacıyla hayvancılık yapılması ve taşınmazın taşlık nitelikte olmasından kaynaklandığı, köylünün mera olarak bilip kullandığı taşınmazlar bulunduğunun belirtildiği, davacıların taşınmazın taşlarını 1980 yılından önce temizlediği ve temizlenen taşlarının köyün deresine taşındığı, taşlarından temizlemek ve tarıma elverişli hale getirmek suretiyle taşınmazın imar ve ihya edildiği, mera olmadığının mahalli bilirkişi beyanları ve hava fotoğraflarının ziraat bilirkişi ve harita heyeti tespitlerinin yapılan incelemesi ile anlaşıldığı, kadim mera olduğuna yönelik davalı iddiasının, her ne kadar davalı tanığı son yapılan keşifte dinlenmemiş ise de beyanının içeriği gözetilerek yapılan araştırmalardan yerinde olmadığı, taşınmazda mera bitki örtüsü özelliği taşıyan bitkilerin bulunmadığı, davacının hak iddia ettiği alanda 1795 yılında imar-ihyanın yapılmadığı ancak 1984 yılı hava fotoğraflarında imar-ihyanın tamamlanarak tarımsal faaliyet yapıldığı ve taşınmazın komşu kültür arazileri ile aynı karakterde olduğu, taşınmazın TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddeleri gereğince çekişmesiz fasılasız 20 yıl boyunca kullanıldığı, zilyetlik nedeniyle hak talep edilme şartlarının dava tarihi olan 01.06.2005 tarihi itibariyle sağlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, ... ili, ... ilçesi, ... köyü, 1 45... parselde kayıtlı taşınmazın, fen bilirkişisi rapor ve ekindeki krokide belirlenen 20.880,30 m² alanının davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, daha sonra kararın hüküm kısmı “... ili, ... ilçesi, ... köyü 1 45... parselde kayıtlı taşınmazın, fen bilirkişisi ... GÖSTERİŞ tarafından tanzim edilen rapor ve ekindeki krokide belirlenen 20.880,30 m² alanın davalı ... adına olan tapu kaydının İPTALİ İLE; mirasçı davacılar adına Diyarbakır 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 01/09/2021 tarih, 2021/8 45... /833 Karar sayılı kararı ve mirasçılar tarafından yapılan Diyarbakır 3. Noterliğinin ... yevmiye numaralı 24.09.2021 tarihli 'DÜZENLEME ŞEKLİNDE FERAGATNAME ' gözetilerek miras hisseleri oranında tapuya KAYIT VE TESCİLİNE, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,” şeklinde tavzih edilmiştir.
Dosya içeriğinden; dava konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakıldığı, daha sonra ihdasen Hazine adına kayıtlandığı ve toplulaştırma işlemleri sırasında ifraz edildiği, davacının imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak dava açtığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde davacı lehine zilyetlikle edinim koşullarının oluştuğu gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de usulünce senetsiz araştırması yapılmamış, dosya arasında bulunan men kararına konu taşınmaz ile dava konusu taşınmazın aynı yer olup olmadığı belirlenmemiş ve değerlendirilmemiştir.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle; davacı ve murisi adına aynı çalışma alanı içerisinde belgesiz zilyetlik nedeniyle tespit edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı Adliye Yazı İşleri Müdürlüğü ile Kadastro ve Tapu Müdürlüklerinden (senetsiz defteri) sorularak varsa bu taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının kesinleşip kesinleşmediklerini gösterir şekilde onaylı örnekleri ile varsa dava dosyaları getirtilmeli; fen bilirkişisinden rapor alınarak dosya arasında bulunan 29.12.2004 tarih ve İd. Ku. 08.2004/19 Karar sayılı Valilik men kararına konu yer ile dava konusu taşınmazın aynı yer olup olmadığı belirlenmeli, bundan sonra toplanan deliller birlikte değerlendirilerek hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, açıklanan hususlar gözetilmeden eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığı gibi, kabule göre de dava konusu taşınmazın toplulaştırma işlemi sonucunda oluştuğu gözönünde bulundurularak toplulaştırma çalışmalarının ve 5403 sayılı Kanun'un amacına uygun olarak dava konusu taşınmazda davacı paydaş kılınmak suretiyle hüküm kurulması gerekirken tapu iptali ve tescile ilişkin hüküm kurulması isabetsizdir.
Davalı Hazine vekilinin açıklanan nedenlerden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Diyarbakır 11. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 11.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.