MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/679 E., 2025/883 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Şirvan Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/103 E., 2023/248 K.
Dava; kadastro öncesi nedene (vekalet görevinin kötüye kullanılması) dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro çalışmaları sonucu, Siirt ili, Şirvan ilçesi, ... Mahallesinde yer alan 2 18... , 2 92... , 3 01... , 3 02... , 3 03... , 3 08... , 3 09... , 4, 5, 10, 20, 22, 24, 28... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin itiraz edilmeksizin 21.10.2010 tarihinde kesinleşmesi ile tapuya tescil edilmiş, eldeki dava ise 04.05.2023 tarihinde açılmıştır.
Davacılar vekili; davacıların muris babası ... 'in 1989 yılında ölümünden sonra mirasçılarının 2009 yılına kadar babalarından kalan malları 20 yıl boyunca fiili taksim sonucu kullandıklarını, 2009 yılında kardeşlerin bir araya gelerek malların bölüşümünü bir protokole döktüklerini, protokol gereği resmi işlemleri yapması için ...'in vekil tayin edildiğini, vekilin taşınmazları eşit paylaştırması gerekirken büyük bir kısmını kardeşi olan davalı ...'e satış göstermek suretiyle devrettiğini, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını, vekil ve davalının birlikte hareket ettiklerini ileri sürerek dava konusu 2 18... , 2 92... , 3 01... , 3 02... , 3 03... , 3 08... , 3 09... , 4, 5, 10, 20, 22, 24, 28... parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı; dava konusu taşınmazların kadastro çalışmaları sonucu adına tescil edildiğini, davanın haksız olduğunu belirterek reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ortak muristen intikal ettiği iddia edilen dava konusu taşınmazların kadastro işlemlerinin 21.10.2010 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, murisin kadastro tespit tarihinden önce 1990 yılında öldüğü, taraflar arasındaki miras paylaşım protokolünün ve kardeşlerden ...'i vekil tayin etme işleminin de yine kadastro tespit tarihinden önce gerçekleştirildiği, 3402 sayılı Kanunu'nun 12/3. maddesinde yer alan 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 04.05.2023 tarihinde açılan davada dava şartı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca, davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.