MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2021 E., 2024/3051 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/276 E., 2022/470 K.
Dava, ehliyetsizlik ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Davacı ... vasisi; davacının, davalı kızı ...’nin hilesi ile ...’yi vekil tayin ettiğini, vekil ...’nin davacının maliki olduğu 11 49... parsel sayılı taşınmazdaki 14 nolu bağımsız bölümü iş ortağı ...’ün abisi olan diğer davalı ...’e satış suretiyle devrettiğini, vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını, temlikin davacının bilgi ve rızası dışında yapıldığını, davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerini, davacıya herhangi bir satış bedeli ödenmediğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiş, davacının yargılama sırasında ölümü üzerine terekesine temsilci olarak ... atanmış, dava dışı mirasçılar ... ve ... davaya katılma talebinde bulunmuşlardır.
Davalı ...; iddiaların haksız ve yersiz olduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini, diğer davalı ... ile dava konusu taşınmazın 60.000,00 TL bedelle satımı hususunda anlaştıklarını, davalı ...'nin de annesinden vekalet alarak taşınmazı kendisine devrettiğini, taşınmaz bedeli için ... Bankası ... şubesinden kredi çekerek bedelini ...’ye ödediğini, taşınmazı yatırım amacıyla satın aldığını, davacının yaşlı olduğunu bildiği için iyilik olsun diye taşınmazda oturmasına rıza gösterdiğini, satışın gerçek satış olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...; 2005 yılında maddi sıkıntı yaşadığını, borçlarını ödeyemediğini, bankadan kredi çekemediğini, bu sebeple diğer davalı ... ile şifahi anlaşma yaptıklarını, bu anlaşmaya göre dava konusu taşınmazı ...’e devrettiğini, ... adına bankadan kredi çekildiğini, kredi borcu bittikten sonra taşınmazı tekrar annesinin üzerine devredeceklerini, bu anlaşmadan annesi ve ablası ...'nın bilgilerinin olduğunu, kredi taksitlerinin 3 taksidini kendisinin ödediğini, işlerinin yolunda gitmemesi sebebiyle kalan taksitleri ödeyemediğini, ...'ün ödediğini, temlik işleminin gerçek satış iradesi taşımadığını belirtmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; satışın gerçek olduğu, davalı ...'ün hak düşürücü süre itirazında bulunduğu, diğer davalı ...'nin satış bedeli ile kendi borçlarını ödediği, vekil ...’nin annesi tarafından kendisine verilen vekaletnamedeki yükümlülüklerini yerine getirmediği, bu nedenle vekil ...'nin sorumlu olduğu gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden bedel talebinin kabulü ile taşınmazın dava tarihindeki değerinin davalı ...'den tahsiline karar verilmiş, kararın davacı vekili ve vekalet ücreti yönünden davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince; dava dilekçesinde davacının yaşı itibariyle olayları idrak edemediği, hile ile apar topar kendisinden vekaletname alındığının beyan edildiği, davacı vekilinin 26.12.2017 tarihli beyan dilekçesinde de davacının işlem tarihinde ehliyetsiz olup olmadığının tespitini istediği, hukuki ehliyetsizliğin kamu düzeni ile ilgili olduğu ve yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gözetildiğinde, önemine binaen öncelikle incelenmesi gerektiği, bu nedenle öncelikle ehliyetsizlik iddiası yönünden Mahkemece araştırma yapılması gerektiği, tarafların delilleri toplandıktan sonra ayırt etme gücünün nisbi bir kavram olması, kişiye eylem ve işleme göre değişmesi ve yasal zorunluluk sebepleri ile (TMK 409/2) akıl hastalığı ve akıl zayıflığının uzman bilirkişi raporu ile belirlenmesi gerektiğinden bu yönde en yetkili sağlık kurulundan, özellikle Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiği, ayrıca davacının ehliyetli olduğu tespit edildiği taktirde taşınmaz devrinde kullanılan vekaletnamenin geçerli olup olmadığı, vekaletin hile ile alınıp alınmadığı, buna bağlı olarak vekalet yetkisinin kötüye kullanılıp kullanılmadığı ve taraflar arasında inanç sözleşmesi bulunup bulunmadığı, taşınmazın aynına yönelik açılan davada dayanılan hukuksal sebeplere göre hak düşürücü süre ve zamanaşımının söz konusu olmayacağı dikkate alınarak tarafların gösterdikleri deliller (özellikle davalının çektiği kredi taksitlerinin kim tarafından ödendiği hususunun ilgili bankadan sorulmak suretiyle) tam alarak toplandıktan sonra dosya kapsamına göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulmasının hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece kaldırma kararı sonrasında yeniden yapılan yargılama sonucunda; Adli Tıp Kurumu raporuna göre davacı ...'nin vekaletname tanzim tarihinde hukuki işlem ehliyetine sahip olduğunun saptandığı, dava konusu taşınmazın mirasçılardan ...'ye kredi sağlanması amacıyla davalı ...'e satışının gerçekleştirildiği, davacı ...'den de vekaletnamenin bu amaçla alındığı, banka kredi ödemesinin bir kısmının mirasçı ... tarafından yapıldığı, ... ile davalı ... arasında mefruşat dükkanı çalıştırılması nedeniyle bir ticari ortaklık bulunduğu, davalı ...'nın da tapuda bu nedenle işlemlerden bilgisinin olduğu, bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazın devir tarihi itibariyle keşfen saptanan değerinin 50.000,00 TL olduğu, ancak resmi akitte satış bedelinin 9.000,00 TL gösterildiği, taşınmazın gerçekte teminat olarak ve iade edilmek inancıyla temlik edildiği, davalı ...'nın kredi taksitlerinin kendisi tarafından ödendiği savunmasını ispatlayamadığı, iyi niyetli malik olmadığı, tapu iptali istemi yönünden iddianın ispatlandığı, mirasçı ...'nin davaya katılma talebinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı ... vekili ve tereke temsilcisi tarafından istinaf edilmiş, Mahkemece 06.06.2023 tarihli ek karar ile, tereke temsilcisine istinaf harçlarının yatırılması yönündeki muhtıraya rağmen süresinde harcın yatırılmamış olması nedeniyle, tereke temsilcisinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş, ek kararın tereke temsilcisi tarafından istinaf edilmemesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, davacının işitme engelinin bulunduğu, vekaletnamede bu engele dair bir belirleme yapılmadığı, işaret diline dair tercümanın da olmadığı, vekaletnamenin davacının hileye uğratılarak alındığının açık olduğu, davalıların aynı ilçede ve sektörde çalıştıkları, birbirleri ile alacak-borç ilişkisinin bulunduğu, bu nedenle davalı ...’nın iyi niyetli sayılamayacağı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere, özellikle 11 49... parsel sayılı taşınmazdaki 14 nolu bağımsız bölümün dava konusu olup hükmün de davalı ... adına kayıtlı bu bağımsız bölüme yönelik olduğu anlaşıldığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 9.221,85 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...’ten alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.