MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1550 E., 2024/877 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Palu Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/117 E., 2023/13 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 17... parsel, ... Mahallesi 2 76... parsel, 2 61... parsel, 2 66... , 6, 7, 8 parsel sayılı taşınmazlar vergi kaydı nedeniyle ... adına tespit ve tapuya tescil edilmiş; ... Mahallesi 1 17... parsel, ... Mahallesi 2 61... ve 2 66... parsellerin ... oğlu ...'ın, 2 76... parselin ... oğlu ...'ın kullanımında olduğu, 2 66... parsel üzerindeki evin ... oğlu ...'a, 2 66... parsel üzerindeki evin ... oğlu ... ...'a, 2 66... parsel üzerindeki evin ... oğlu ...'a ait olduğu tapu kaydının beyanlar hanesine şerh edilmiştir.
Davacılar; kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazların ... adına tespit ve tescil edildiğini, oysa dava konusu taşınmazların kadimden beri silsile yoluyla atalarından babalarına, babalarından da rızai taksim sonucu kendilerine kaldığını, ... Mahallesi 1 17... parsel sayılı taşınmaz ve ... Mahallesi 2 76... parsel sayılı taşınmazın ..., ... Mahallesi 2 61... parsel ve 2 66... parsel sayılı taşınmazların ... tarafından, ... Mahallesi 2 66... parsel sayılı taşınmazın ... tarafından, 2 66... parsel sayılı taşınmazın Sebiha ... tarafından, 2 66... parsel sayılı taşınmazın ... tarafından kullanıldığını, bu taşınmazların halen bu şekilde zilyet ve tasarruf edildiğini, vakıf mallarının zilyetlikle kazanımını yasaklayan ilk düzenleme olan 903 sayılı Kanun'un 24.07.1967 tarihinde yürürlüğe girdiğini, ancak ceddinin taşınmazlardaki zilyetlik ve tasarruflarının bu tarihten önce 200 yılı aşkın bir süreye dayandığını, bu nedenle kadastro çalışmaları esnasında davalı Vakıf adına yapılan tespitin yersiz ve haksız olduğunu ileri sürerek davalı Vakıf adına yapılan tespitlerin iptali ile taşınmazların ayrı ayrı yazıldığı şekilde adlarına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili; dava konusu taşınmazların vakfiye sınırları içerisinde kaldığını, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, kadastro tespiti sırasında uygulanan vergi kayıtlarının taşınmazlara uygun olduğunu, Toprak Tevzi Komisyon kararları incelendiğinde taşınmazların vakıf arazisi olduğu ve davacının işgalci konumunda olduğunun anlaşılacağını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... mütevellisi cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların vakfiye kapsamında olduğunu, 1958 yılında bölgede yapılan toprak tevzi çalışmaları sonucunda 1505 dönüm yerin vakıf adına tespit edildiğini, kadastro tespiti sırasında uygulanan vergi kaydının taşınmazları kapsadığını, Karayolları Bölge Müdürlüğü tarafından köyde yapılan istimlak çalışmaları sırasında kamulaştırma bedelinin vakfa ödendiğini, bunun da taşınmazların vakfa ait olduğunu gösterdiğini, davacının hiç bir zaman bu taşınmazlara asli zilyet olmadığını, davacının zilyetliğinin 20 yıla ulaşmadığını, kaldı ki vakıf mallarının zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Palu Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.11.2020 tarihli ve 2019/410 Esas, 2020/213 Karar sayılı kararıyla; davacılar yararına 2762 sayılı Yasa hükümlerine göre zilyedlik koşullarının gerçekleştiği, dava konusu taşınmazın hayrat mal olmadığı, dolayısıyla zilyetlikle iktisabına yasal engel bulunmadığı, davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının da gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; Vakfın doğrudan doğruya hayrat vakıflardan olmayıp İcare-i Vahideli akarından istifade olunan mülhak, sahih ve zürri bir vakıf olduğunun Yargıtay denetiminden geçen pek çok emsal kararda hükmen kabul edildiği, bu itibarla vakfedilmiş malları doğrudan hayrat mal olmadığından çekişmeli taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılabilecek nitelikte olduğu, davalı Vakıf İdaresinin bu yöne ilişkin istinaf isteminin yerinde olmadığı, ancak çekişmeli taşınmazlardan 2 66... parsel sayılı taşınmazda dava dışı kişiler yararına muhdesat ve kullanım şerhi tapu kaydının beyanlar hanesinde gösterilmiş olmasına karşın bu kişiler (ya da mirasçıları) davaya dahil edilip savunmaları alınmadan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/2. maddesi hükmünde belirtilen hakları ihlal edilmek suretiyle karar verildiği, öte yandan davacı yanın taksim hukuki sebebine dayanarak dava açtığı, ancak Mahkemece bu hususun araştırılmadığı, dinlenilen yerel bilirkişilerden sorulmadığı, soyut nitelikli beyanlara itibar edildiği gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Palu Asliye Hukuk Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; vakıf mallarının zilyetlikle kazanımını yasaklayan ilk düzenleme olan 903 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce davacılar yararına imar-ihya ve zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu, vergi kayıtlarının dava konusu taşınmazlara uygulanamadığı, dahili davalının davacı ...'nın oğlu, diğer davacıların ise yeğeni olduğu ve dahili davalı tarafından davaya konu taşınmazların davacılara dedesinin yapmış olduğu taksimat sonucunda isabet ettiğinin belirtildiği ve tüm davacıların taksimat olgusuna dayandığı dikkate alınarak taksimat olgusunun da ispat olunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptaline, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 17... parsel sayılı taşınmaz ile ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 2 76... parsel sayılı taşınmazların davacı ... adına, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 2 61... ve 2 66... parsel sayılı taşınmazların davacı ..., ... Mahallesi 2 66... parsel sayılı taşınmazın ... adına, ... Mahallesi 2 66... parsel sayılı taşınmazın ... adına, ... Mahallesi 2 66... parsel sayılı taşınmazın ise ... adına tesciline karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi ile hükümde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda yazılı gerektirici nedenlere, tanık ve bilirkişi sözleri ile uzman bilirkişi raporlarına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak 1 17... parsel sayılı taşınmazın 05.09.2023 tarihli ifraz işlemi ile 1 17... ve 1 17... parsel sayılı taşınmazlara ifraz olduğu, dosya içerisinde yer alan tescil bildirim evrakı ve ekindeki belgelerden taşınmazın kamulaştırma nedeniyle ifraz edildiğinin görüldüğü, 1 17... parsel sayılı taşınmazın yargılama sırasında ifraz işlemi ile kütük sayfaları kapatılmasına rağmen kaydı kapatılan parsel üzerinden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, dava konusu taşınmazın güncel tapu kayıtları ve kamulaştırma belgeleri getirtilip incelenerek sonucuna göre doğru sicil oluşturma ilkesi uyarınca yeni parsel numaraları üzerinden hüküm kurulması gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Davalı vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile; temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalı ... Müdürlüğüne iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.