MAHKEMESİ: Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/928 E., 2025/862 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Midyat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/121 E., 2024/170 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu Mardin ili, Midyat ilçesi, ... Mahallesi 1 01... parsel sayılı 936.177,54 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu belirtilmek suretiyle davalı Hazine adına tescil edilmiştir. 1 01... parsel sayılı taşınmazın ifrazı ile dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmaz oluşmuştur. Dava konusu taşınmaza ilişkin askı ilanının 23.02.2006-24.03.2006 tarihleri arasında yapıldığı, tespitin 27.03.2006 tarihinde kesinleştiği, davanın ise Kadastro Kanunu'nun 12/3 hükmünde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra, 22.02.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili; dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmazın davacının zilyetliğinde olmasına rağmen kadastro çalışmaları sonucunda davalı Hazine adına tescil edildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili; hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davanın Kadastro Kanunu'nun 12/3 hükmünde düzenlenen hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek davacı vekili ve davalı Hazine vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine.
Davalı Hazine vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;
Dosya içeriğinden; kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasının, dava dilekçesinde 1.000,00 TL değer gösterilmek suretiyle açıldığı, yargılama sırasında davaya konu taşınmazın dava tarihindeki değerinin keşfen belirlenmediği anlaşılmıştır.
O halde, eldeki davada dava değeri 1.000,00 TL olup bu değer üzerinden 1.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.
Ne var ki anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının; hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan “Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2. maddesindeki "Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarife'nin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur." düzenlemesi gereğince dava değeri olan 1.000,00 TL üzerinden Tarife'nin üçüncü kısmında yazan %16'lık orana göre hesaplanarak bulunan 160,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendini vekille temsil eden davalıya VERİLMESİNE, ” cümlesinin çıkartılarak yerine “Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendini vekille temsil eden davalı Hazineye verilmesine,” cümlesinin yazılması suretiyle 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Temyiz eden davalı Hazine 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin "j" bendi gereğince harçtan muaf olduğundan, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.