MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2025/147 E., 2025/562 K.
Dava, yolsuz tescil (sahtecilik) hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı; sahte kimlik kullanılarak dava dışı ... adına düzenlenen sahte vekaletname ile 29 11... parsel sayılı taşınmazlarının dava dışı ...'in aracılığıyla davalı ...'e satış yoluyla devrinin sağlandığını, ... tarafından da diğer davalılara taşınmazların devredildiğini, davalılar adına oluşan tescillerin yolsuz olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescile karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...; sahtecilikle ilgili bir bilgisinin bulunmadığını, taşınmazları satış bedelini ödeyerek ve tapu siciline güvenerek vekilden satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalılar ... ve ... vekili; dava dışı ... Gayrimenkul Yatırım A.Ş.'nin gayrimenkul alanında alım-satım, yatırım, geliştirme, yönetim, danışmanlık konularında faaliyet gösterdiğini, dava konusu edilen taşınmazların davalılar ... ve ... tarafından dava dışı ... Gayrimenkul Yatırım A.Ş. hesabına birçok kişinin aracılığıyla yatırım amaçlı 3.400.000,00 TL bedelle satın alındığını, satış bedelinin ödendiğini, iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduklarını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
İhbar olunan Hazine vekili; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kararıyla; sahte vekaletname ile davalı ... adına oluşturulan tescilin yolsuz olduğu ancak davalılar ... ve ...'ın TMK'nın 1023. maddesi uyarınca iyi niyetli üçüncü kişi oldukları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi kararıyla; davalılar ... ve ... hakkında açılmış bir ceza davası ve, ceza davası kapsamında davalılar ... ve ...'ın diğer davalı ... ve dava dışı ... ile irtibatlı olduklarına dair bir delil bulunmadığı, davalıların toplamda 3.400.000,00 TL ödeme yaptıklarını kanıtladıkları gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, temliklerin çok kısa aralıklarla gerçekleştirildiği, taşınmazların Bursa ili, Nilüfer ilçesi, ... köyünde bulunduğu, davalı ...'in Mersin'de, diğer davalıların ise İstanbul'da ikamet ettikleri, davalılar ... ve ...'ın taşınmazları görmeden satın aldıkları, anılan davalıların taşınmazları ekspertiz raporu sonucu kendi adlarına ancak dava dışı Şirket hesabına toplam 3.400.000,00 TL'ye satın aldıklarını, bunun 40.000,00 TL'sini diğer davalı ...'in banka hesabına göndermek suretiyle, geriye kalan 3.360.000,00 TL'sini ise elden ödediklerini savundukları ancak davalı ...'in Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/471 Esas sayılı ceza dosyasındaki beyanında 2 parça taşınmazı davalılar ... ve ...'a toplam 1.000.000,00 TL'ye sattığını, 40.000,00 TL'sinin banka hesabına gönderildiğini, geriye kalan bedelin ise elden verildiğini belirttiği, böylelikle davalıların beyanlarının birbiri ile çeliştiği, kaldı ki davalılar ... ve ... tarafından elden yapılan ödeme anını ispat için dosyaya sunulan fotoğrafın ödeme belgesi olarak kabul edilemeyeceği, taşınmazların bedellerinin ödendiğinin davalılar tarafından ispatlanamadığı, akitte belirtilen bedeller ile keşfen saptanan değerler arasında fahiş fark olduğu, davalıların taşınmazları edinimlerinin iyi niyetli olmadığı ve TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacakları, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile karar bozulmuş, İlk Derece Mahkemesince bozma kararındaki gerekçe benimsenerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalılar ... ve ... vekili tarafından süresinde temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 172.130,43 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılar ... ve ...'dan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 16.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.