MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/58 E., 2022/401 K.
Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmaz Ankara ili, Bala ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında 1955 yılında yapılan kadastro sırasında “ziraate elverişsiz arazi” olarak tescil harici bırakılmıştır.
Davacı; Ankara ili, Bala ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tescil istemiyle dava açmıştır.
Davalı Hazine, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince "davacının aktif dava ehliyeti bulunduğu ve davanın esasının incelenmesi" gerektiği belirtilip karar bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, zilyetlikle kazanım şartları davacı lehine oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, (B1), (B2) ve( C) ile gösterilen bölümlerin davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Ne var ki; Mahkemece zilyetlikle kazanım şartları davacı lehine oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hükme yeterli değildir.
Hâl böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle Harita Genel Müdürlüğünden taşınmazın bulunduğu yeri de gösteren ve dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesi dönemlere ilişkin en az 3 adet hava fotoğrafı getirtilmeli, taşınmaza en yakın komşu taşınmazların kadastro tutanak ve dayanak kayıtları ilgili tapu ve kadastro müdürlüğünden istenilmeli, daha sonra jeodezi-fotogrametri mühendisi bilirkişi, üç kişilik ziraatçı bilirkişi kurulu fen bilirkişisi, usulüne uygun seçilmiş mümkün olduğunca yaşlı yerel bilirkişiler ve tanıkların katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle kime ait olduğu, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve hangi tasarruflarla zilyet edildiği, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, davacının taşınmazda hangi gerekçeyle tasarrufunun bulunduğu ve varsa davacının zilyetliğinin kim vasıtasıyla ne şekilde sürdürüldüğü, zilyetliğin fasılalı olup olmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini, ne şekilde imar ve ihya edildiğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı, gerekçeli ve taşınmazın dört bir yanını gösterecek şekilde fotoğraflarını da içeren rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden uydu ve hava fotoğrafları üzerinden taşınmazın niteliğini, imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, zilyetliğe ara verilip verilmediğini belirten rapor düzenlemesi istenilmeli; fen bilirkişisinden keşfi takibe imkan verir ve uygulanan komşu kayıtların kapsadıkları alanları gösterir şekilde krokili rapor aldırılmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, davacı, mirasbırakanları ve mirasçıları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup varsa taraf oldukları dava dosyaları getirtilmeli, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma Ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı; bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Kabule göre de, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün internet sitesinden yapılan sorgulamada taşınmazın yargılama sırasında yapılan toplulaştırma çalışmaları sonucunda Hazine adına ham toprak vasfıyla kayıtlı 1 83... parsel sayılı taşınmaz kapsamında bulunması muhtemel görüldüğünden, düzenlenen teknik bilirkişi raporu ek yapılmak suretiyle taşınmazın tapulu taşınmaz haline gelip gelmediği hususu ilgili tapu ve kadastro müdürlüğünden sorulup teyit edilerek kurulacak hükümde dikkate alınmalıdır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulü ile Mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Bala Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.