MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/656 E., 2025/1041 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Horasan Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/386 E., 2025/89 K.
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı mera tahsis işleminin iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmaz kadastro tespitinde mera olarak sınırlandırılıp 27.01.1989 tarihinde özel siciline kaydedilmiştir.
Davacı vekili; Erzurum ili, Horasan ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkiinde bulunan 1 01... parsel sayılı sulu çayır vasfındaki taşınmazın yaklaşık 15 dönümlük kısmının 1989 yılında kadastro sırasında Toprak Tevzi Komisyonu kararıyla mera olarak tespit ve tahsis edildiğini ancak söz konusu alanın uzun yıllardır davacı ve murisleri tarafından zilyetlik yoluyla kullanıldığını, hayvancılık faaliyetleri yürütüldüğünü, usulsüz tahsis işlemlerinin yok hükmünde sayılması gerektiğini ve bu tür işlemlerin iptalinin süreye tabi olmadığını ileri sürerek mera komisyonu ve teknik ekiplerce yapılan tahsis işlemlerinin geçersiz sayılmasına ve taşınmazın mera statüsünden çıkarılarak tapuya tescilini talep etmiştir.
Davalı ... Mal Müdürlüğü vekili; davanın niteliği itibariyle kesinleşmiş kadastroya karşı açılmış bulunduğunu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi uyarınca 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili; davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın mera vasfıyla kamu orta malı niteliğinde olduğu, kadastro tutanaklarının 26.01.1989 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 09.10.2020 tarihinde açıldığı, bu durumda 3402 sayılı Kanun’un 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, bu sürenin dava şartı niteliğinde olup mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 27.01.1989 tarihinde kesinleştiği ve davanın 09.10.2020 tarihinde açıldığı, bu suretle 3402 sayılı Kanun’un 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.