MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/101 E., 2024/131 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Van 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/99 E., 2024/189 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, adli yardım talebinin reddi ile eksik harç ikmal edildikten, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Davacı, muris ...’den kalan taşınmazda kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılacağını, işlemlerin tek elden yürütülmesi için davalı kardeşi ...’e vekalet verdiğini, okuma-yazma bilmediğinden iki tanık huzurunda vekalet verildiğini, vekalette tanık müteahhit davalı ... ...’in de yer aldığını, ancak Noterlik Kanunu 76. maddesi gereğince işlemin tarafı olduğundan tanık olamayacağını, bu nedenle vekaletin hukuka aykırı olduğunu, kardeşinin kendisini kandırılarak miras hakkını elinden aldığını hatta sahte imza ile sözleşme dahi düzenlendiğini bu hususun savcılığa intikal ettiğini, zarara uğradığını ileri sürerek kat karşılığı verilmesi taahhüt edilen dört dairenin tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmazsa bedele karar verilmesini istemiş; dava konusu dört dairenin bildirilmesinin istenmesi üzerine 11.07.2022 havale tarihli dilekçe ile 51 38... parsel sayılı taşınmaz üzerine kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile yapılan, mirasçılara düşen 32 daireden davacıya verilmesi taahhüt edilen 4 dairenin B blok zemin kat 3, A blok 1. kat 8, C blok 2. kat 10 ve B blok 7. kat 29 nolu daireler olduğunu, tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline, olmazsa miras payının tespit edilerek zararına sebebiyet veren ve aldığı vekalet yetkisini kötüye kullanan ...'nin sorumlu tutulmak sureti ile zararın tazminine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... ve ...; davanın tek başına açılamayacağını, dava dışı mirasçılar olduğunu, mirasçılar arasında yapılan anlaşma gereği her kardeşin bir erkek kardeşe ortak edildiğini, davacının ... ...’ye ortak olup her kardeşin payının yarısını ortağı olan kız kardeşe devredeceğini, ekli evraklardaki tutanaklar gibi ...’in ...’a, ...’in ...’ya, ...’in ...’ye devri yaptığı ancak ...’nin anlaşmaya aykırı olarak devri gerçekleştirmediğini, vekalet görevinin kötüye kullanılmadığını belirterek davanın reddini savunmuş; davalı ... vekili 25.10.2020 tarihli talep açıklama dilekçesine ilişkin beyanında, davacıya bahsi geçen dairelerin değil ... adına olan B4, A5, B15 ve C13 nolu dairelerin verileceğini, kötüniyetli olmadığını belirtmiştir.
Davalı ...; davanın tek başına açılamayacağını, süresinde açılmadığını, taleplerin muhatabı olmadığını belirterek danın reddini savunmuş, diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve esas sayılı kararı ile, tanık anlatımlarının davacının iddiasını doğrular nitelikte olduğu, dava konusu taşınmazda davacının davalıyı vekil tayin ettiği, davacının davalıya öncelikle dava konusu taşınmazın mirasçılık belgesine göre kendilerine intikal ve tescilinin yapılması için yetki verdikleri, davalının vekâlet yetkisini kötüye kullanmak suretiyle miras ortaklığına ait 51 38... nolu parsel üzerinde bulunan B blok 3 nolu daireyi 3. kişiye devrettiği muvazaalı bir şekilde sattığı diğer daireleri kendi üzerine aldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 51 38... nolu parsel üzerinde bulunan A blok 8, B blok 29 ve C blok 10 nolu bağımsız bölümlerin davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, B blok 3 nolu bağımsız bölüm yönünden 600.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ... 'den tahsiline karar verilmiş; davalı ... vekilinin vekalet ücreti yönünden hükmün tamamlanmasına ilişkin dilekçesi Mahkemece 13.06.2024 tarihli ek karar ile reddedilmiş, davalı ... vekilinin adli yardım talepli ikinci istinaf dilekçesinin süresinde olmadığına ilişkin reddine dair 25.06.2024 tarihli ek karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekili ... tarafından 15.06.2024 tarihli adli yardım talebi bulunmaksızın istinaf dilekçesi sunulduğu, Mahkemece istinaf eksik harcının yatırılması hususunda 24.06.2024 tarihli muhtıra düzenlendiği, 25.06.2024 tarihinde ise davalı vekili tarafından adli yardım talepli istinaf dilekçesi sunulmuş olduğu 25.06.2024 tarihi itibariyle istinaf süresini kaçırmış olduğundan Mahkemece 25.06.2024 tarihli ek karar ile ikinci istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, Mahkemece dilekçeye havale edilmek suretiyle adli yardım talebinin reddine karar verilmesi isabetsiz olup 6100 sayılı Kanun'un 336. maddesinin 3. fıkrası uyarınca davacının adli yardım talebini inceleme görevi Bölge Adliye Mahkemesine ait olacağından ek kararın kaldırılması gerektiği, davanın esası yönünden ise okuma-yazma bilmeyen davacının davalı kardeşi ...'ye tarafların murisi ...'den intikal eden davaya konu taşınmazda kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdetmek ve taşınmazda mirasçılık belgesine göre kendilerine intikal ve tescilin sağlanması için genel vekaletname verdiği ancak davalının vekalet yetkisini kötüye kullanmak suretiyle miras ortaklığına ait davacıya düşen dairelerden B blok zemin kat 3 nolu taşınmazı 3. kişiye devrettiği, diğer taşınmazları ise kendi adına intikal ettirdiği, bu açıdan vekaletnamenin davacının iradesine uygun olarak kullanıldığına ilişkin savunmanın ispatının davalı vekile düştüğü, vekilin vekaletin kötüye kullanılmadığını ispatla yükümlü olduğu, dosya kapsamı ve davalının savunmaları ile aralarındaki akrabalık bağı, tanık anlatımları nazara alındığında davalı vekil ...'in kendisine verilen vekaletnameyi kötüye kullanarak bahse konu devrin yapıldığı hususunun sabit olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve eksikliğin tamamlanması suretiyle getirilen belgelerden; ...’nin 10.05.1991 tarihinde ölümü ile geride çocukları davacı ..., davalılar ... ..., ..., ..., dava dışı ..., ..., ... ile 17.08.2012 tarihinde ölen oğlu ...’in eşi davalı ... ve dava dışı çocukları ..., ..., ..., ..., ..., ... ile ...’ın mirasçı olarak kaldığı, geri çevirme ile dosya arasına alınan tedavüllü çap kaydına göre 29 55... ve 29 55... parsel sayılı taşınmazların mirasçılar adına miras payları oranında (davacı ...’ın 1/8 payı) kayıtlı iken 4 parselin 28.03.2018 tarihli 4702 yevmiyeli satış ve birleştirme işlemi ile 35/128’er payının davalı ..., ..., ... ... ve 23/128 payının davalı ... adına tescil edildiği, 5 parselin ise aynı günlü 4686 yevmiyeli satış ve birleştirme işlemi ile 1/3’er payla dava dışı ..., ... , ... adına tescil edildiği, bahsi geçen akitlerin dosya arasında bulunmadığı, 2 56... parsel sayılı(sayfa:150)6.922, 76... miktarlı arsalı kerpiç ev nitelikli taşınmazın muris ... adına kayıtlı iken 07.02.2013 tarihli intikal işlemi ile mirasçılar adına payları oranında (davacı adına 1/8 pay) tescil edildiği bilahare 29.06.2016 tarihli imar işlemi ile 29 57... (568, 04... , arsalı kerpiç ev, davacı adına 1/8 pay), 29 55... parsel sayılı ve 39 58... parsel(2607, 78... arsa olup davacının adına kayıtlı 209/260788 pay) sayılı taşınmazlara gittiği, 27.11.2019 tarihli imar işlemi ile de 29 57... , 39 58... ile 29 55... ve 5 parselin 2 56... parsel sayılı(sayfa:797) 71 78... miktarlı arsalı kerpiç ev nitelikli taşınmaza gittiği, davacı adına 4744/449355 pay, davalı ... adına 43345/179742 pay, davalı ... adına 36121/149785 pay, dava dışı ..., ... ve ... adına 3163/299570’er pay, davalı ... adına 138551/898710 pay, dava dışı ... ve kardeşleri adına 339/299570’er pay, davalı ... adına 108362/449355 pay, dava dışı ... ve ... adına 21637/898710’er pay ve ... adına 3606/149785 pay tescil edildiği, 2 56... parselin 20.12.2019 tarihli imar işlemi ile 51 39... ile 51 38... ve 3 parsel sayılı taşınmazlara gittiği, 51 38... parsel sayılı 518, 44... arsa nitelikli taşınmazın 17281/51844’er payla dava dışı ..., ... ve ... adına, 51 38... parsel sayılı 6090, 76... arsa nitelikli taşınmazın 167359/609076’şar payı ..., ... ve ... ... adına, 106993/609076 payının ... adına tescil edildiği, 51 39... parsel sayılı taşınmazın ise davacı ve diğer mirasçılar adına tescil edildiği, tüm mirasçıların payının davalı müteahhit ... ... ’e satış suretiyle temlik edildiği, onun da bir kısım payı 3. kişilere temlik ettiği, bir kısım payı üzerinde bıraktığı ve taşınmazda 14.09.2023 tarihinde kat irtifakına geçildiği; 51 38... ve 3 parselin ise 12.03.2020 tarihinde tevhit ile 51 38... parsel(30.09.2025 imar ile 51 38... ) sayılı 6.609, 20... miktarlı arsa olduğu, davalı ... ve ... ... adına 157/620’şer pay, davalı ... adına 106993/660920 pay, davalı ... adına 167359/660920 pay, dava dışı ... adına 17281/660920 pay, ... adına 8641/330460 pay ve ... adına 17281/660920 pay tescil edildiği, ..., ... ve ...’in payının 05.06.2020 tarihli satış işlemi ile ...’e temlik edildiği, 21.10.2020 tarihli işlemle kat irtifakına geçildiği, A ve B blok 32 adet, C blok 27 adet bağımsız bölüm oluştuğu, A blok 1 nolu bağımsız bölümün 2454/4907 payı, 5, 21; B blok 4, 15, 18, 32; C blok 11, 13 nolu bağımsız bölümler davalı ... adına kayıtlı iken 10.01.2022 tarihli satış akdi ile dava dışı ...’a temlik edildiği, A blok 1 nolu bağımsız bölümün 2453/4907 payı, 3, 8, 23; B blok 14, 16, 17, 29; C blok 10 nolu bağımsız bölümlerin davalı ... adına tescil edildiği, A blok 2, 4, 6, 7, 9-20, 24-32; B blok 1 nolu bağımsız bölümün 4706/7699 payı, 3, 5-12, 20-18; C blok 1-8, 12, ... nolu bağımsız bölümlerin davalı ...’e isabet ettiği, bunlardan A blok 24, B blok 1 nolu taşınmazdaki payı ile 20, 23 ve C blok 8, 25, 26 nolu bağımsız bölümler dışındaki taşınmazların dava dışı 3. kişiler adına kayıtlı olduğu, A blok 22; B blok 1 nolu bağımsız bölümün 2993/7699 payı, 2, 13, 19, 30, 31; C blok 9 ve 14 nolu bağımız bölümler davalı ...’e isabet ettiği, bunlardan B blok 2 ve 13 nolu bağımsız bölümlerin dava dışı 3. kişiler adına kayıtlı olduğu, dava dilekçesine ekli .... Noterliği 07.02.20 18... yevmiyeli vekaletname ile davacının Van hudutlarında bulunan taşınmazlara ilişkin intikal, satış, satış vaadi, ifraz, tevhit ve parselasyon işlemleri, taşınmaz alım, resmi dairelerde işlem takip yetkisini ...’ye verdiği, okur - yazar olmayan davacı için iki tanık huzurunda işlem yapıldığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) temsil ve vekalet akdini düzenleyen hükümlerine göre vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onu vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.
TBK’da sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekaletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse görülecek işin niteliğine göre belirlenir (TBK'nın 504/1). Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil, değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK'da daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK'da benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
Öte yandan; vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni .... Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet veren arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ancak üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması TMK'nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu Yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek, en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış, daima mahkum edilmiştir. Nitekim, uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
Somut olayda; Mahkemece HMK'nın 140/3. maddesi uyarınca ön inceleme duruşmasında uyuşmazlığın vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olmazsa tazminat olduğu şeklinde nitelendirilmiş, davalı vekil ...’in vekalet görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle davacının bildirdiği davalı ... adına kayıtlı A blok 8, B blok 29 ve C blok 10 nolu bağımsız bölüm ile davalı ... adına kat irtifakı ile kayıtlı iken 02.08.2021 tarihinde 102.000TL bedelle ... adına devredilen B blok 3 nolu bağımsız bölüm yönünden tazminat isteğinin kabulü ile davalı ...’den bedelin tahsiline karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir.
Şöyle ki; dava konusu 51 38... parsel sayılı taşınmazın kat irtifakına geçilmeden önce davacı tarafından devredildiği iddia edilen payının ve bahsi geçen vekaletname ile buna ilişkin akitlerin dosya arasına alınmadığı, vekaletnamenin dava dilekçesine ekli olup mercinden getirilmediği, Daire'nin geri çevirme kararı ile dosya arasına alınan tapu kütük sayfaları ve tedavüllü çap kayıtları ile davacının 29 55... ve 5 parsel sayılı taşınmazlardaki payının 28.03.2018 tarihli akitlerle devredildiği ancak akitlerin gönderilmediği anlaşılmakla, dava konusu 51 38... parsel sayılı taşınmazın geldi kayıtlarında davacının vekaletname ile devredilen payı ve bunun ne kadarının dava konusu taşınmaza yansıdığı tespit edilmeden yalnızca davalı ... adına kayıtlı bağımsız bölümlerin tamamı ile davalı ... tarafından 3. kişiye devredilen bağımsız bölümün değeri üzerinden davalı ...’in sorumlu tutulması isabetli olmamıştır.
Hal böyle olunca; 51 38... parsel sayılı(yeni 53 38... ) taşınmazın ilk tesisinden itibaren tüm tedavüllerinin getirtilmesi, imar evrakları, tevhit işlemine ve kat irtifakı tesisine dair belgeler ile kat karşılığı inşaat sözleşmesinin, satış akit tabloları ile özellikle davacının payının vekaletname ile devredildiği belirtilen akitlerin ve devre konu vekaletnamenin mercinden temin edilerek dosya arasına alınması, Mahkemece, alanında uzman üç kişilik bir bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle davacının kat irtifakı tesis edilmeden önce vekalet görevinin kötüye kullanılmak suretiyle devredildiği iddia edilen paylarının tespiti ile talep açıklama dilekçesi de gözetilerek hangi bağımsız bölümlere ne oranda yansıdığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Kabule göre de HMK’nın 297. maddesinin ikinci fıkrasında; “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almakta olup kamu düzeni gereği yapılan incelemede davalı ... dışındaki davalılar yönünden gerekçe ve hüküm tesis edilmemesi de yerinde değildir.
Davalı ... vekilinin değinilen yönlerden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.