MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/314 E., 2024/82 K.
Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.11.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma günün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile temyiz edilenler davalı ... vd. vekilleri Avukat ... ve davalı ... geldiler. Davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekillerin ve asilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve önceki geri çevirme kararı ile getirtilen evraklarla birlikte Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.
Kadastro sonucu, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Çankırı ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 31... , 1 36... ve 2 06... parsel sayılı taşınmazlardan, 1 31... parsel sayılı taşınmaz 1/4'er paylarla ..., ..., ... ve ... adlarına; 1 36... parsel sayılı taşınmaz ... ve 2 06... parsel sayılı taşınmaz ise ... adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı ... ve arkadaşları; çekişmeli taşınmazlara kendi murisleri ... ile ... ve ...’ın 1/3 oranında paydaş oldukları iddiasına dayanarak tapu iptali ve 1/3’er paylarla ..., ... ve ...’ın mirasçıları adına veraset ilamındaki payları oranında tescili istemiyle dava açmışlardır.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, taşınmazların tarafların ortak kök murisi olan 1835 doğumlu ...’dan intikal eden taşınmazlar olduğu ve terekenin taksim edilmediği kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince; "davacılara, müşterek kök muris ...’ın başkaca mirasçıları olduğu halde hangi sebeple taşınmazların 1/3’er paylarla ..., kendi murisleri ... ve kök muris ... torunu ...’nin eşi ... adına tescil istendiğinin açıklattırılması, bundan sonra mahallinde elverdiğince yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılması ve yapılacak bu keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların tarafların ortak kök murisi 1835 doğumlu ...’ın ölümünden sonra mirasçıları arasında taksim edilip edilmediği, taksim edilmiş ise çekişmeli taşınmazların kime isabet ettiği, davalılara isabet etmiş ise buna karşılık diğer mirasçılara ne verildiği, taşınmaz verilmiş ise nereden verildiği ve diğer mirasçılara verilen taşınmazların akıbetlerinin ne olduğu, taşınmazların kim tarafından ne sebeple kullanıldığının etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması ve böylelikle dava konusu taşınmazlarda kimin, ne zamandır ve ne sıfatla zilyet olduğunun açıkça belirlenmesi, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu; davacı vekiline gider avansını yatırması için kesin süre verilmiş, bu hususta davacı vekiline duruşmada ihtarat yapılmış, verilen kesin süre içerisinde davacı vekilinin dava şartı olarak ön görülen gider avansını yatırmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine hükmedilmiştir.
Ne var ki; Mahkemece, gider avansındaki eksikliğin verilen kesin süre içerisinde davacı tarafça tamamlanmadığı gerekçesi ile davanın kesin süreden reddine karar verilmiş ise de bu değerlendirme usul ve yasaya uygun düşmemektedir. 1086 sayılı HUMK'da yer almayan "gider avansı" alınması uygulaması, hukuk yargılamamıza 6100 sayılı HMK'nın 114/g ve 120. maddeleri ile getirilmiş ve bir dava şartı olarak düzenlenmiş olup HMK'nın 120. maddesi uyarınca, gider avansının dava açılırken ödenmesi, davanın başlangıcında ödenen avansın yargılama sırasında eksilmesi ve kalan avansın yeterli olmadığının anlaşılması halinde ise kesin süre verilerek eksikliğin tamamlanması gerekmektedir.
Somut olayda; gider avansındaki eksikliğin tamamlanması hususunda davacı tarafa iki haftalık kesin süre verilmiş ancak söz konusu ara kararın tesisinden önce dosyada bulunan gider mahsup edilmemiş, bozma ilamından sonra taraf teşekkülü denetlenip bozma ilamına uyulup uyulmayacağı yöntemince belirlenip usule ilişkin eksikler tamamlanmamış, yatırılması gereken eksik avans miktarının hangi kalemlerden ibaret olduğu ve hangi giderlere sarf edileceği ayrıntılı biçimde belirlenmemiş, davanın geçirdiği safahat gözetilerek usuli eksiklikler tamamlanmak suretiyle hakkın özüne ulaşılması gerekirken yazılı şekilde davanın reddine hükmedilmiştir. Şu halde eksik gider avansının yatırılması için davacı tarafa verilen kesin sürenin usulüne uygun olduğundan söz edilemez.
Hâl böyle olunca; Mahkemece, usul ve yasaya uygun şekilde kesin süre verilmeksizin gider avansının tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davacılar vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davalılardan alınmasına, Dosyanın Çankırı 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.