MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
EK KARAR TARİHİ : 10.07.2025
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 12. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/61 E., 2022/279 K.
Dava, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Davacı; maliki olduğu 1 08... parsel sayılı taşınmazı yönünden ahbabı olan ...’a nakit temin edebilmek için inançlı işlem sözleşmesi düzenlenildiğini, görüşmelerin ilk etapta sözleşmede ismi bulunan ... ile (gerçek isminin ... olduğunu sonradan öğrendiğini) yapıldığını, ...’ın, taşınmazı elemanı olan davalı ... adına tescil ettireceğini söylediğini, tapu bedelinin ... isimli kişi tarafından banka yoluyla ödendiğini, taşınmazın sonrasında davalı ...’ye devredildiğini öğrendiğini, devrin, ...’in üzerinde hacizler olduğu için yapıldığının kendisine söylendiğini, ...’a ödemeler yapılmaya devam edildiğini, ...’ın ve ...’ın başkalarıyla da inançlı sözleşmeler yaptığını, taşınmazları muvazaalı olarak üçüncü kişilere sattığını öğrendiğini, davalıların bir çok ismi işin içine katıp inanç sözleşmesini etkisiz kılarak hileli davranışlarla dolandırıcılık suçunu da işlediklerini, şikayette bulunduğunu, ...’ın gün aşırı evden atmakla kendisini tehdit ettiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmazsa bedelin tahsiline karar verilmesini istemiş; davacı vekili 15.01.2020 tarihli dilekçesi ile, ...’ın da işin içerisinde olduğunu anladıklarını, haricen aldıkları görüşte sözleşmedeki ... imzasının ... eli ürünü olduğunun tespit edildiğini, davalıların müvekkilini birlikte hileye uğrattıklarını, müvekkilinin hastalığından ve ...’i tanımasından faydalanıldığını, ...’in müvekkiline iş yerinden bir arkadaşının ... ve ... ...’dan dairesinin teminatı karşılığı borç para aldığını ve sorun yaşamadığını anlattığını, ...’in ev karşılığında 60.000,00 TL para alınacağını, 1 sene aylık 1.800,00 TL ödeyeceğini sonrasında tazminatı ile borcu ödeyeceğini ve evin geri alınacağını telkin ederek müvekkilini ikna ettiğini, ilk avukatı ...’in önerdiğini, avukatın da kötü niyetli olduğunu, davayı düşürmeye çalıştıklarını, gabinin de söz konusu olduğunu ileri sürerek davayı tam ıslah ettiklerini davanın hile, hata ve gabin nedenine dayalı tapu iptali ve tescil talepli olduğunu bildirmiştir.
Davalı ...; iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, eşi ...’nin tavsiyesi üzerine müteahhit olan ve emlakçılık yapan ...’a uygun fiyatlı bir ev almak istediğini söylediğini, ...’ın emlak işi yapan tanıdığı ...’ın dava konusu taşınmazın satılık olduğu bilgisini verdiğini, ...’in evin anahtarının emlakçı ...’da olduğunu söylediğini, ...’ın da evde kiracıların oturduğunu söylediğini, davacının evin eski sahibi olduğunu bilmediğini, davacının evi eşine gezdirdiğini, davacının da evin gezilmesi anında eski malik olduğunu söylemediğini, kayıt maliki ... ile anlaştıklarını, tapuda gösterilen bedelin banka yoluyla, kalan bedelin ise elden ödendiğini, davacı ile 4-5 ay için sözlü kira sözleşmesi yaptıklarını, davacının 3 ay kira bedelini ödediğini, davacının sunduğu makbuzda ... kira bedeli yazıldığını, davacıya 20.09.2016 tarihinde tahliye için ihtarname gönderdiğini, komisyon bedeli olarak ...’ın davacının ödediği üç aylık kiraları aldığını, tarafları öncesinde tanımadığını, davacının ilk el ile inanç sözleşmesi bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, davanın kabulü halinde zararının davacı ve davalı ...’ten tahsiline karar verilmesini istemiş, karşı dava talebi yönünden harcın yatırılmasının istenilmesi üzerine davalı vekili 25.11.2018 tarihli dilekçesi ile başka dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik karşı dava taleplerinden vazgeçtiklerini ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının dava dışı ..., ... ve davalı ...'in hileli davranışlar ile davacıyı aldattıkları, taşınmazın iade edileceği telkini ile iradesini fesada uğrattıkları, davalı ...'nin ise dava tarihinden sonra 20.09.2016 tarihinde ihtarname keşide etmiş olduğu, dava tarihinden önce taşınmazın tahliyesine ilişkin hukuki bir girişimin bulunmadığı, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının dosya arasına alınan adres kaydına göre halen aynı adreste ikamet ettiği, bu nedenle davalı ...'nin TMK 1023. maddesi korumasından yararlanamayacağı ve neticeten davacı vekilinin 15.01.2020 tarihli tam ıslah dilekçesindeki iddialarını ispat ettiği, İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/214 esas sayılı dosyasında ... aleyhine verilen karar ile birlikte tüm dosya kapsamından davanın sübuta erdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, karşı davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf talebinde bulunan tarafın, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerin kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kararın davalı ... vekili tarafından temyizi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 10.07.2025 tarihli ek kararı ile temyiz dilekçesinin değerden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 10.07.2025 tarihli ek kararı ve kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile; 12.01.2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası "(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir.
O halde, eldeki davada keşfen saptanan dava değerinin 385.000,00 TL olduğu, 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile yapılan yasal düzenleme gereğince eldeki davada dava tarihi itibariyle 25.000,00 TL olan kesinlik sınırı nazara alındığında Bölge Adliye Mahkemesi kararı kesin nitelikte olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz dilekçesinin değer yönünden reddine ilişkin 10.07.2025 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.