MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1376 E., 2024/343 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/400 E., 2023/201 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R-
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Kadastro sonucunda; Sivas ili, Merkez ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan çekişmeli 1 04... parsel sayılı taşınmaz tesis kadastrosu sırasında 491 parsel adı altında tarla vasfı ile belgesizden 9.000,00 metrekare olarak tespit görmüş, bilahare 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi uyarınca 2018 yılında yapılan uygulama kadastrosu sırasında tapuda davalılar ... ve paydaşları adına kayıtlı bulunan eski 491 parsel sayılı taşınmaz, yeni 1 04... sayılı parsel olarak 11.681,16 metrekare, davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 694 parsel sayılı ve 512.438,33 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz ise yeni 1 04... sayılı parsel olarak ve 432.834,18 metrekare yüz ölçümüyle tespit edilmiştir.
İtirazı komisyonda reddedilen davacı ... vekili Kadastro Mahkemesine hitaben sunduğu dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında Hazine adına tapuda kayıtlı yeni 1 04... parsel sayılı taşınmazın yüz ölçümünün azaldığını, taşınmazın bir bölümünün davalılara ait yeni 1 04... parsel sayılı taşınmaza dahil edildiğini öne sürerek yapılan sınırlandırma hatasının giderilmesini ve davalı parselde oluşan kayıt fazlasının davacı ... adına tapuya tescilini istemiş, Kadastro Mahkemesi tarafından davacı Hazinenin mülkiyete dayalı talebinin tefrik edilmesi sonucunda dava dosyası yukarıda yazılı esasa kaydedilmiştir.
Davalı taraf, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu 1 04... parselin yenileme kadastrosu sınırlarının doğru olduğu, davacı Hazineye ait 1 04... numaralı parsel ile müşterek sınırın genişlemeye müsait olmadığı, 22/a uygulamasından sonra davalıların taşınmazında yüz ölçümü artışının olmadığı, alınan bilirkişi raporlarının ayrıntılı, gerekçeli ve denetlenebilir olup hüküm kurmaya elverişli bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; kararın davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; çekişmeli 1 04... parsel (eski 491 parsel) sayılı taşınmazın Hazine taşınmazından sabit sınırlarla ayrıldığı ve çekişmeli taşınmazın belgesizden tespit gördüğü düşünüldüğünde kayıt miktar fazlası bulunmadığı, delillerin takdirinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedilmiştir.
Bilindiği üzere; uygulama kadastrosuna itiraz davalarının, zeminde bulunan ve tesis kadastrosu sırasında mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla taşınmaz sınırlarının tek tek değerlendirmeye tabi tutulup tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak uygulama tutanağı ile uygulama kadastrosu haritaları üretilmesi faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik olup uygulama kadastrosunun amacı, tesis kadastrosuna ilişkin mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı gibi aynı nitelikteki uyuşmazlıkların da uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı tereddütsüzdür.
Hemen belirtilmelidir ki; itirazı komisyonda reddedilen davacı ... vekili Kadastro Mahkemesine hitaben sunduğu dava dilekçesinde, davalı parselde oluşan kayıt fazlasının davacı ... adına tapuya tescilini istemiştir. Bu nitelikte bir talebin mülkiyet ihtilafı mahiyetinde olduğu açıktır. Mülkiyet ihtilafı yönünden esas alınması gereken tespit işlemi ise tesis kadastrosudur.
Öte yandan, dosya arasında getirilen kayıt ve belgelerden davalılara ait çekişmeli 1 04... parsel sayılı taşınmazın tesis kadastrosu sırasında 491 parsel adı altında tarla vasfı ile belgesiz olarak 9.000,00 metrekare olarak tespit edildiği, tespitin 14.01.1986 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde kadastro tespit tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı düzenlenmiştir. 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesinde öngörülen süre hak düşürücü süre olup kamu düzeni ile ilgilidir ve mahkemece davanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekli olumsuz dava şartlarındandır.
Somut olayda; dava konusu taşınmazın tesis kadastro tutanağının 14.01.1986 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise hak düşürücü süre dolduktan sonra 21.01.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmakla davanın mülkiyet ihtilafı yönünden hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle reddi doğru değildir.
Ne var ki, sonucu itibariyle davanın reddine hükmedildiği, hükmün gerekçesine ilişkin hususun giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesi kararının, gerekçesi yazılı şekilde düzeltilmesi suretiyle 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacı ... harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.