MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1815 E., 2023/1521 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/542 E., 2022/119 K.
Dava kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan dava konusu 1335, 1432, 1535, 1540, 1542, 1559, 1689, 1695, 1714, 1738, 1744, 1758, 1770, 1785, 1808, 1816, 1856, 1861, 1863, 1875, 1886, 1893, 1909, 1912, 1915, 1936, 1941, 1951, 1953, 1961, 1970, 1978, 1982, 1984, 2008, 2057, 2068, 2069, 3602, 3730, 3741, 3744, 3759, 3647, 3651, 3921, 3924, 4165, 4174, 3942, 4182, 4363, 4279, 4202, 4367, 4287, 4291, 4300, 4318, 4322, 4324, 4342, 4354, 4213, 4222, 4228, 4236, 4409, 4252, 4683 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanaklarının 26.07.1973 tarihinde, aynı yerde bulunan 3951 parsel sayılı taşınmazın kadastrosunun 31.05.1974 tarihinde, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 4893 parselin geldisini teşkil eden 3912 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının ise 16.05.1975 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 26.06.2018 tarihinde 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtikten sonra açıldığı anlaşılmıştır.
Davacılar vekili; müvekkillerinin ... ve ...'in yasal mirasçıları olduklarını, davalı ...'in ... Mahallesinde bulunan taşınmazları 1968 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında adına tespit ve tescil ettirdiğini, müvekkillerinin murisin yasal mirasçıları olup taşınmazlar üzerinde payları oranında hak sahibi olduklarını belirterek dava konusu dilekçesi ekinde sundukları taşınmazlarda davalı adına kayıtlı olan hisselerin iptali ile müvekkilleri adına veraset ilamındaki hisseleri oranında tapuya tesciline, mümkün olmadığı takdirde davaya konu taşınmazların rayiç bedelinin tespit edilerek dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte, rayiç bedel belli olmadığı takdirde satış bedelinin yasal faizi ile birlikte günümüz değerine güncellenerek ve değiştirilerek davalıdan alınıp müvekkillerine payları oranında ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıların 72 adet taşınmaza ilişkin açtıkları davada taşınmazların kök murislerinden intikal etmesine rağmen davalı ...'in tapulama sırasında taşınmazları kendi adına yazdırdığını beyan ederek kadastro öncesi hukuksal nedene dayalı olarak payları oranında tapunun iptali ve tescilini istedikleri, dava konusu taşınmazların tapulama tutanaklarının 1973 yılında kesinleştiğinin gelen kayıtlardan ve fen bilirkişisi raporundan anlaşıldığı, dava konusu taşınmazların kadastro işlemlerinin 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu'na göre yapıldığı, kadastrosu anılan Kanun hükümleri gözetilerek yapılmış ve tutanakları kesinleşmiş bulunan taşınmazlar için 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş ise tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde açılması gerektiği, eldeki uyuşmazlıkta kadastro tutanağı kesinleştikten sonra 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş olduğundan davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun yürürlük tarihi olan 10.10.1987 tarihinden sonraki bir yıl içinde açılmış bulunmasının zorunlu olduğu, davanın ise 2018 yılında 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmesinden sonra açıldığı gerekçesiyle hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ve davalı ... mirasçısı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda, dava konusu taşınmazların kadastro tespitinin 1973 tarihinde kesinleştiği, davacıların da dava konusu taşınmazın ortak muristen geldiğini iddia ederek kadastro tespitinden önceki bir nedene dayandığının dosya kapsamından anlaşıldığı, eldeki davanın ise 2018 tarihinde açılmış olup buna göre dava tarihi itibari ile Yasa'da öngörülen 10 yıllık sürenin dolduğu, hal böyle olunca, davalılar yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesinde ve yine ret gerekçesi usule ilişkin olduğuna göre karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2. maddesine göre maktu vekalet ücreti takdir edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.11.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz edilen davalı ... mirasçısı ... vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle dava dilekçesinde davacı olarak gösterilmeyen ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'un yenileme dilekçesi ile davacı olarak gösterilmesinin mahallinde düzeltilebilir bir maddi hata olduğu anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalı ... mirasçısı ... vekili için 40.000.00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davacılardan alınmasına, Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliği ile karar verildi.