MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2292 E., 2025/1740 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mustafakemalpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/557 E., 2022/132 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu Bursa ili, Mustafakemalpaşa ilçesi, ... Mahallesi 1448 parsel sayılı taşınmazın, davalıların murisi ... adına 07.08.1970 yılında tapulandığı, 1449 parsel sayılı taşınmazın ise kök muris ... adına senetsizden tapulandığı ve 06.12.1971 yılında ise kök muris ... tarafından davalıların murisi ...'e satış yolu ile devredildiği; eldeki davanın 30.07.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı vekili; ... mevkii 14 48... parsel sayılı taşınmazların davalı ... oğlu ... adına kayıtlı olduğunu, taşınmazların kök muris ... 'den intikal ettiğini, 1448 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağında senetsizden intikal ettiği ve kök muris ...'in 1947 yılında vefatı üzerine karısı ... ile evlatları ... ve ... ve ... ile kızı ...'ye bıraktığı, bunların da 1962 yılında yaptıkları harici ve rızai taksimde bu gayrimenkulün ...'e isabet ettiği belirtilerek davalı ... adına tescil edildiğini; 1449 parsel sayılı taşınmazın ise 1/2 şer hisse olarak ... oğlu ... ve ... oğlu ... adına tespit edilip ...'in daha sonra ... 'in hissesini satın aldığını, tapulama esnasında müvekkillerinin murisi ... 'in kendi halinde birisi olması nedeni ile veraset ilamlarında gösterilmediğini, müvekkillerinin murisi ... 'in ... oğlu ... 'in oğlu olarak değil ... oğlu ...'in oğlu olarak nüfusa tescil edildiğini ve veraset ilamının bu şekilde alındığını, 2.0 00... 'lik bir alanın tescil edilmediğini, bu yüzden Maliye Hazinesini de davalı olarak eklediklerini, müvekkilleri aleyhine davalı tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek 14 48... parsel sayılı taşınmazların davalı ... oğlu ... adına olan tapularının iptali ile 18 00... lik kesimin ... mirasçıları olan davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili; zamanaşımı itirazlarının olduğunu, davacıların murisinin ketmedildiği kök muristen alınmış bir veraset ilamının olmadığını, davacıların kök murisinin adına taşınmaz bulunmadığını, ketmi verese olan veraset ilamına göre yapılmış bir tapu intikali olmadığını, ketmi verese olan veraset ilamının iptali için hasımlı bir veraset ilamının iptali davasının açılmadığını, davada verilen soy bilgilerinin yanlış olduğunu, ... 'in payının ...'e satıldığı iddiasının doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili; zamanaşımı itirazlarının olduğunu, çekişmeli yerin kadastro sınırlarında Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yer niteliği taşımasından dolayı tespit dışı bırakıldığını, taşınmazın orman vasfını haiz olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, dava konusu yerlerin kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap edilebilecek yerlerden olmadığını, davacı davasını ispat edemezse dava konusu yerlerin Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ettiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazların tapu kayıtları incelendiğinde Bursa ili, Mustafakemalpaşa ilçesi, ... Mahallesi 1448 parsel sayılı taşınmazın davalıların murisi ... adına 07.08.1970 yılında tapulandığı, 1449 parsel sayılı taşınmazın ise kök muris ... adına senetsizden tapulandığı, 06.12.1971 yılında ise kök muris ... tarafından davalıların murisi ...'e satış yolu ile devredildiğinin anlaşıldığı, Kadastro Kanunu madde 12/3 uyarınca kadastro tutanaklarında belirtilen haklara sınırlamalara ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı düzenlendiğinden, on yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gözetilerek davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığından davacı taraf vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Ancak; harç kamu düzeni ile ilgili olup temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın re’sen gözetilmesi gereken hususlardandır.
Somut olayda; Mahkemece davanın reddine karar verildiğine göre karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereği maktu karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekirken nispi harca hükmedilmesi doğru değildir.
Ne var ki, anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacılar vekilinin temyiz itirazının değinilen yönden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının; Harca ilişkin 2. bendinin hüküm yerinden çıkarılarak yerine 2.bent olarak; "Alınması gerekli 80,70 TL harcın başlangıçta alınan 170,78 TL ve ıslah yoluyla alınan 4.372,00 TL'nin toplamı olan 4.542,78 TL'den mahsubu ile 4.462,08 TL'nin davacılara iadesine" cümlesinin yazılması suretiyle 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.