MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2049 E., 2024/2989 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/342 E., 2024/244 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve davacı vekili (vekalet ücretine yönelik) tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakan babası ...in kayden malik olduğu 15756 parsel sayılı taşınmazını davalı oğluna temlik ettiğini, taşınmazın muvazaalı devredildiğini öğrenince davalı ile görüştüğünü, payını vereceğini söyleyerek kendisini oyaladığını, sonrasında da pay vermeyeceğini söylediğini, murisin devri bağış amacıyla yaptığını, murisin dava konusu 8 bağımsız bölümden oluşan değerli taşınmazını satmasını gerektirir bir ihtiyacı olmadığını ileri sürerek tapu kaydının miras payı oranında iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, iddiaların gerçeği yansıtmadığını, taşınmazın tarla olduğunu, kat mülkiyeti tesis edilmediğini, satış bedeli altına endekslendiğinde taşınmazın bugünkü rayiç değerine uygun bir bedelle devredildiğinin anlaşılacağını, ½ pay devredildiği için 4 bağımsız bölümün devredilmiş olduğunu, davacının 2008 yılında tefecilerden borç alındığını, davacının borcunun muris tarafından ödendiğini, bu yüklü ödeme için murisin kendisinden borç aldığını, o dönem murise borç verebilmek için eşi ile olan birikimlerini kullandığı gibi kredi de çektiğini, 42.000 Euro’dan fazla para gönderildiğini, bu borçlar karşılığında da murisin davaya konu payı kendisine devrettiğini, davacının dava konusu taşınmazdaki dairelerden birinde yaşadığını, taşınmazdaki dükkanı kendisinin kiraya verdiğini, kötü niyetli davanın akdi vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; tanık beyanlarının murisin mal kaçırma amacıyla hareket ettiğini kanıtlayamadığı, murisin Bayburt ... ilçesinde 11 tane aktif taşınmaz kaydı bulunmasına rağmen sadece dava konusu taşınmazın 1/2 hissesinin davalıya devredilmesinin tek başına muvazaa sayılamayacağı, davacı taraf ile muris arasında murisin mal kaçırmasına sebep olabilecek bir uyuşmazlığın dosya kapsamına yansımadığı, davanın bu hali ile ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın resmi akitte gösterilen değeri ile o tarihteki gerçek değeri arasında açık nispetsizlik bulunduğu, murisin ekonomik sıkıntısı ve mal satma ihtiyacının olmadığı, aynı zamanda Almanya'dan emekli olup sosyal güvencesinin de bulunduğu, dava konusu taşınmaz payını temlik etmesinin makul ve zorunlu bir sebebinin bulunduğunun tespit edilemediği, satın almadan kaynaklanan bedelin murise ödendiğinin de ispatlanamadığı, dava konusu taşınmaz payının mirasbırakan tarafından davalıya temlikinin bedelsiz, muvazaalı ve mirasçıdan mal kaçırma amaçlı olduğu gerekçesiyle başvurunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının yerinde görülmediğinden reddine.
Davacı vekilinin temyiz itirazına gelince;
Somut olayda, istinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından istinaf incelemesi yönünden duruşma vekalet ücretine hükmedilmemiş olması doğru ise de Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılıp yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmesine rağmen kabul edilen ve harcı tamamlanan dava değeri üzerinden davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmemiş olması doğru değildir.
Ne var ki anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacı vekilinin temyiz itirazının değinilen yönden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının; hüküm kısmının B bölümüne 6. bent olarak “Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT hükümleri uyarınca 157.489,25 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine” cümlesinin yazılması suretiyle 6100 sayılı HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan harçların istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.