MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/929 E., 2025/861 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Midyat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/123 E., 2024/167 K.
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Kadastro sonucu; Mardin ili, Midyat ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 1 01... ve 211 parsel sayılı taşınmazların ifraz sonucu 1 01... parselden oluştuğu, 1 01... parsel sayılı taşınmazın ise kadastro çalışmalarının 2005 yılında yapıldığı ve Maliye Hazinesi adına tespit gördüğü, kadastro tespitinin 27.03.2006 tarihinde kesinleştiği ve bu tarihte tapuya tescil edildiği, davanın ise 22.02.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı vekili; müvekkilinin 40 yılı aşkın süredir nizasız ve fasılasız malik sıfatı ile eklemeli olarak zilyetliğinde bulunan taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında ... Mahallesinde bulunan 1 01... ve 211 parsel olarak davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiklerini, dava konusu taşınmazların özel mülkiyete konu yerlerden olup davalı veya üçüncü şahıslarla ilgisi olmadığını ileri sürerek keşif esnasında sınırları gösterilecek olan ve davalı İdare adına tespit gören müvekkiline ait kısma ilişkin dava konusu taşınmazlardaki mevcut kaydın iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kadastro öncesi nedene dayalı olarak kadastro tespitine itiraz mahiyetinde zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil isteminden ibaret olduğu, dava konusu Mardin ili, Midyat ilçesi, ... Mahallesi 1 01... ve 211 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitinin "27.03.2006" tarihinde kesinleştiği, davanın ise 22.02.2023 tarihinde açıldığı, Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi ile düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hak düşürücü sürenin davanın görülebilirlik şartı olması nedeniyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı; dava dilekçesinde gösterilen değer esas alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin üçüncü kısmına göre hesaplanan 160,00 TL (1.000,00 TL'nin %16'sı) vekalet ücretinin davalı lehine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin "j" bendi gereğince temyiz eden davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.