MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/671 E., 2025/613 K.
Asıl dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil; birleştirilen dava itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı asıl davada; davalı ve dava dışı ... ’ın aralarında yaptıkları anlaşma gereğince 1 03... parsel sayılı taşınmazını davalıya hiçbir bedel almadan teminat amacıyla satış suretiyle devrettiğini, daha sonra taraflar arasındaki anlaşmanın bozulduğunu, bunun üzerine davalının imzaladığı 02.11.2013 tarihli inanç sözleşmesi ile dava konusu taşınmazı iade edeceğini beyan ve taahhüt ettiğini, ancak bugüne kadar devretmediğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiş, yargılama sırasında taşınmazın dava dışı 3. kişiye devredilmesi üzerine davacı vekili 24.11.2022 tarihli duruşmada, HMK'nın 125. maddesi gereğince davaya davalıya karşı tazminat davası olarak devam edeceklerini bildirmiş; birleştirilen davada ise davalı ile aralarında düzenlenen 02.11.2013 tarihli inanç sözleşmesi gereğince davalının verdiği 95.000 TL borca teminat olarak maliki olduğu 1 03... parsel sayılı taşınmazını davalıya devrettiğini, asıl davada taşınmaz hakkında açtığı tapu iptal-tescil davasında alınan bilirkişi raporunda taşınmazın değerinin 235.625 TL olarak belirlendiğini, davalının 95.00 TL alacağına karşılık 235.625TL değerindeki taşınmazı uhdesinde tutması nedeniyle kendisine 140.625 TL borçlu olduğunu, davalının sebepsiz zenginleştiğini, 140.625 TL borcun tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak davalının kötüniyetli olarak icra takibine itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu ileri sürerek Manavgat 3. İcra Müdürlüğünün 2018/1132 E. sayılı icra takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı davacının inanç sözleşmesindeki edimini ifa etmediğini, taşınmazın iadesini isteyemeyeceğini belirterek asıl davanın reddini savunmuş; birleştirilen davada ise taraflar arasında düzenlenen 06.09.2017 tarihli sulh ve ibra protokolü ile aralarında ihtilafın sonlandığını ve borcun son bulduğunu, anılan sözleşme gereğince taşınmazın davacının istediği dava dışı ...'ya devredildiğini, devirden sonra davacıyla son kez ibralaşmaya çalışsa da davacının telefonlarına cevap vermediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin 08.09.2015 tarihli ve 2013/370 E., 2015/313 K. sayılı kararı ile; 02.11.2013 tarihli belgenin inanç sözleşmesi olduğunun taraflarca kabul edildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşmede belirtilen 95.000 TL’nin ödenip ödenmediği noktasında toplandığı, davacının sözleşmede belirlenen 95.000 TL’yi davalıya ödemediği, kendi edimini yerine getirmeyen davacının tapu iptal-tescil talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Dairenin 11.10.2018 tarihli ve 2015/17217 E., 2018/13390 K. sayılı kararı ile; 02.11.2013 tarihli belgenin 5.2.1947 tarihli 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında sözü edilen yazılı delil niteliğinde olduğu, inanç sözleşmesi başlıklı belgede dava dışı ... 'a 167.000,00 TL para ödendiği yazılı olup davacının da bu paranın 95.000,00 TL'sinden sorumlu olduğu belirtilmiş, davacı, davalı tarafından dava dışı ... 'a bir ödeme yapılmadığını dolayısıyla kendisinin de bir borcu olmadığını beyan etmiş olup 01.08.20 13... .11.2013 günlü sözleşmeler değerlendirilerek öncelikle davacının davalıya 95.000,00 TL ödemesi gerekip gerekmediğinin açıklığa kavuşturulması, ödemesi gerekiyor ise miktar itibariyle tanıkla ispat sınırını aştığı dikkate alınarak bu paranın ödenip ödenmediğinin belirlenmesi, ödenmemiş ise saptanacak miktarın 6098 sayılı TBK'nın 97. maddesi hükmü de gözetilerek mahkeme veznesine depo ettirilmesi için önel verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin 21.03.2019 tarihli ve 2019/9 E., 2019/85 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.02.2022 tarihli ve 2019/1-728 E. 2022/193 K. sayılı kararıyla; dava konusu 1 03... parsel sayılı taşınmazın dava açıldıktan sonra davalı tarafından 08.09.2017 tarihinde dava dışı ...’ya satış yoluyla devredildiği, Mahkemece davacıya HMK’nın 125/1-a-b maddesindeki seçimlik haklarından hangisini kullanacağı konusunda ve maddeye uygun biçimde açık olarak beyanda bulunmak üzere süre verilmesi, kullanılacak seçimlik hakka göre devreden veya devralan hakkında yargılamaya devam edilerek davanın neticelendirilmesi gerektiğinden direnme kararının açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin 26.09.2023 tarihli 2022/659 E., 2023/541 K. sayılı kararı ile taraflar arasında düzenlenen 02.11.2013 tarihli belgenin inanç sözleşmesi niteliğinde olduğu, 01.08.20 13... .11.2013 tarihli sözleşmeler ile davalı tarafından dava dışı ... 'a ödenen 167.000,00TL paranın 95.000,00 TL'sinden davacının sorumlu olduğunun kararlaştırıldığı, bu doğrultuda dava konusu taşınmazın davacının 95.000TL borcuna teminat olarak davalıya devredildiği, ancak davacının 95.000 TL borcunu davalıya ödediğini ispatlayamadığı, kendi edimi yerine getirmeyen davacının tapu iptali ve tescil talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle asıl davanın reddine; davacının itirazın iptali isteğiyle açtığı birleştirilen dava ile asıl davanın konusunun aynı olduğu gerekçesiyle birleştirilen davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Dairenin 26.03.2024 tarihli 2024/714 E., 2024/2462K. sayılı kararıyla; birleştirilen dava ile asıl davanın konusunun aynı olduğu gerekçesiyle birleştirilen davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmişse de asıl dava inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tazminat, birleştirilen davanın ise davacının davalı aleyhine başlattığı icra takibine karşı yapılan itirazın iptali isteğine ilişkin olup dayanılan hukuki sebepler yönünden farklılık gösteren asıl ve birleştirilen dava bakımından HMK'nın 114. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde belirtilen derdestlik koşullarının oluşmadığı, öte yandan asıl dava yönünden önceki bozma kararında belirtildiği ve Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere taraflar arasında düzenlenen 02.11.2013 tarihli belgenin inançlı işlemin yazılı delili olduğu ve dava konusu taşınmazın inanç sözleşmesi kapsamında davalıya devredildiği sabit olup aşamada dava konusu taşınmazın dava dışı 3. kişiye devredilmesi üzerine davacının seçimlik hakkını davalıya karşı tazminat yönünde kullandığı, bozma kararından sonra dosyaya 06.09.2017 tarihli "Sulh ve İbra Protokolü" başlıklı yeni bir belge sunulduğu, 06.09.2017 tarihli "Sulh ve İbra Protokolü" başlıklı sözleşme değerlendirilerek 6100 sayılı TBK’nın 97. maddesi hükmü gözetilmek suretiyle taraflar arasındaki alacak ve borç ilişkisinin açıklığa kavuşturulması gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; taraflarca ibra protokolü sunulmuş ise de bu protokolün varlığını devam ettirdiği ve edimlerin yerine getirildiği dosya kapsamından ortaya konamadığından protokolün esas alınmadığı, davalı tarafın kendilerine taşınmazın satımından 95.000 TL 'nin ödendiğini beyan ettiği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın davanın kabulü ile 235.625,00 TL 'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, esas davada verilen kararla tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı tarafından Manavgat 3. İcra Müdürlüğü'nün 2018/1132 esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacak miktarı olan 140.625,00 TL'nin % 20'si oranında olan 28.125,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararı asıl ve birleştirilen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye onama harçlarının temyiz edenden alınmasına, Dosyanın Fethiye 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.