(765 S. K. m. 503)
Dava: 3167 sayılı Yasaya aykırı davranıştan sanık Ahmet hakkında yapılan duruşma sonunda; mahkumiyetine dair, (karabük Asliye Ceza Mahkemesi)nden verilen 19.2.1991 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından süresinde istenilerek, dava evrakı C. Başsavcılığı'nın onama isteyen 26.11.1991 tarihli tebliğnamesiyle Daireye verilmekle; dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dolandırıcılık suçundan sözedebilmek için bir kimsenin hulus ve saffetinden istifade ile kandıracak mahiyette sanialar veya hileler yaparak hataya düşürülmesi ve yarar sağlanması lazımdır.
Saniadan maksat, maddi nitelikteki fiil ve hareketlerle mağduru hataya düşürmek halinde kullanılan aldatıcı vasıtadır.
Hile ile maddi olmayan vasıtalar kullanarak mağdurun hataya düşürülmesidir.
Hile ve sanianın "kandıracak nitelikte olması lazımdır. Bu niteliğin tayini izafi kıstaslara tabidir. Bu nedenle olaya göre taktir edilmelidir. Burada kastın tayini önemlidir. Yasanın hulus ve saffetten kastettiği "hüsnüniyettir". Nitekim, kaynak yasa hulus ve saffet yerine hüsnüniyet sözcüğünü kullanmıştır. Hile ve sanianın kullanılması ile mağdurun hataya düşürülmesi şarttır. Başka bir anlatımla hile ve sanianın kullanılması ile mağdurun hataya düşürülmesi arasında nedensellik bağının mevcudiyeti de şarttır.
Olayımızda, memleketine giden sanığın işi iyi gitmeyen kardeşi Mehmet Emin'e verdiği üç çekten ikisi kardeşi tarafından ödenmiş, suça esas teşkil eden çekin ise karşılığı olmamakla beraber sonradan sanık tarafından ödenmiştir. Kaldıki sanık, çekleri müşteki Mustafa'ya değil kardeşi Mehmet Emin'e vermiştir. Sanık müştekiyi ne iş sebebiyle ve nede özel olarak tanımaz. Nitekim, müşteki ödemelerden sonra şikayetten vazgeçmiştir.
Bu itibarla sanığın, müştekinin hulus ve saffetinden istifade ederek hile ve sanialar yaratıp müştekiyi kandırdığını ileri sürmek mümkün değildir. Kandırma kastı olmayan sanık hakkında dolandırıcılık suçu oluşmadığı halde beraatı yerine yazılı düşünce ile hükümlülüğüne karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddi ile hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, 11.12.1991 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy