(3167 S. K. m. 16) (YCGK 09.10.1989 T. 1989/7-213 E. 1989/280 K.)
Dava ve Karar:3167 sayılı Kanuna aykırılıktan sanık Ş.nin yapılan yargılanması sonunda, hükümlülüğüne dair, İstanbul Dokuzuncu Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 11.5.1994 gün ve 1990/780 esas, 1994/988 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık vekili tarafından istenilmiş olduğundan; dava evrakı C. Savcılığının bozma isteyen 23.3.1995 tarihli tebliğnamesiyle Daireye gönderilmekle incelenip, gereği düşünüldü:
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde tartışılan delillere ve dosya içeriğine uygun gerekçeye göre; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine. Ancak;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 9.10.1989 gün ve 7-213/280 sayılı ilamında da belirtildiği gibi, 3167 sayılı Yasa objektif sorumluluk esasını benimsemiş, soyut karşılıksız çek keşide etmenin eylemin iradi olması koşulu ile suç oluşturacağını öngörmüştür. Karşılıksız çek keşidesi çalınma, kaybolma, hile ile veya zorla alınma gibi iradi bir harekete dayanmıyorsa keşidecinin cezalandırılamayacağı, bunlar dışında keşidecinin çekte yazılı miktar kadar borcu olmadığına veya çekin teminat olarak verildiğine ilişkin iddiaların ve bu konuda açılan hukuk davalarının suçun oluşmasını engellemeyeceğinden kuşku bulunmamakta ise de; suça konu çekin müdahilin de davalı olarak taraf olduğu, İzmir Birinci Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen menfi tespit davası sonunda 1990/308 esas ve 1992/287 karar sayılı, 29.4.1992 tarihli ibrazı ile iptaline karar verildiği ve kararın 16.6.1992 tarihinde kesinleştiği anlaşıldığından, böylelikle suç konusu ortadan kalkmış olmakla sanığın durumu 3863 sayılı Yasa ile değişik 3167 sayılı Yasanın 16/2. maddesi hükmü çerçevesinde değerlendirilerek beraati yerine mahkumiyetine hükmolunması,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 18.04.1995 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy