(1412 S. K. m. 3, 4, 135, 230) (765 S. K. m. 403, 404) (2845 S. K. m. 18)
Dava: Uyuşturucu madde kullanmak suçundan sanıklar Tufan , Yüksel ve Kenan yapılan yargılanmaları sonunda; Hükümlülüklerine dair İstanbul 6 nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinden verilen 28.6.2000 gün ve 2000/101 esas 2000/132 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığının bozma isteyen 24.10.2000 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: CMUK.nun 3. maddesinde cezai uyuşmazlıklar arasındaki dar bağlantı açıklanmış, aynı yasanın 230.maddesinde ise geniş anlamda bağlantıdan bahsedilmiş ancak kanunda tarifini yapılmamıştır. Yargısal ve bilimsel doktrinde kabul edilen geniş anlamda bağlantılardan biri de; suçlardan birisinin bir unsurunun veya cezasına tesir eden bir sebebin ispatının, diğerinin unsuru veya cezasına etki eden bir sebebinin kanıtlanmasına etki etmesi durumudur. Bu şekilde aralarında dar ve geniş anlamda bağlantı bulunan cezai uyuşmazlıklara ilişkin davaların birlikte görülmesine engel bir durum olmadığı gibi, muhakemelerin birleştirilerek yapılmasında süratin sağlanması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması yönünden de fayda bulunmaktadır. Keza, bu biçimdeki cezai uyuşmazlıklara ilişkin davaların birlikte görülmesinin istisnaları da kanunlarda açıkça sayılmıştır.
Ayrı cezai uyuşmazlıklara ilişkin davaların birlikte görülmesi için,
a) Cumhuriyet Savcısı davaları birlikte açarak muhakemeleri birleştirebilir,
b) Davalar ayrı açılmış ise mahkemeler birleştirme kararı alabilir ( CMUK.nun 4. )
Bu uyuşmazlıklar arasında irtibat görmeyen mahkemede her zaman ayırma kararı verebilmektedir.
Olayımıza gelince, sanıklar hakkındaki uyuşturucu madde kullanma suçuna ilişkin kamu davasının, sanıkların suca konu esrarı temin ettikleri diğer sanıklar hakkındaki uyuşturucu madde satmak suçuyla birlikte görülmesi amacıyla ayni iddianame ile, ağır suçun tabi olduğu devlet Güvenlik Mahkemesine açılmıştır. Gerek iddia gerekse mahkemenin kabulüne göre her iki suç ( uyuşturucu kullanmak ve teşekkül halinde esrar satmak ) arasında CMUK.nun 230. maddesi anlamında bağlantı bulunduğu gerçektir. Tebliğnamedeki suçlar arasında irtibat bulunmadığı görüşü yukarıda açıklanan nedenler karşısında yerinde görülmemiştir.
Bir an için sanıkların eylemleri hakkında iddianemedeki sevk ve anlatıma göre TCK.nın 404/2.maddesi kapsamında kalan suçun Asliye Ceza Mahkemesinin görev alanına girdiği kabul edilebilir ise de, davaların birlikte açılması halinde görevli mahkemenin, daha ağır suça ilişkin yüksek dereceli mahkeme olduğunda kuşku yoktur.
Yine tebliğnamede; uyuşturucu madde kullanmak suçunun, Devlet Güvenlik mahkemesinde görülmesiyle sanıkların CMUK.nun 135 ve devamı maddelerindeki haklardan yararlanamayacaklarından bahisle savunma haklarının kısıtlanacağı ileri sürülmüş ise de, dosya kapsamından anlaşılacağı üzere sanıklara gerek hazırlık, gerekse yargılama aşamasında CMUK.nun 135.maddeleri uyarınca yasal haklarının hatırlatılarak, başka bir anlatımla bu hakları ihlal edilmeyerek savunma haklarına kısıtlama getirilmediği gibi, 2845 sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca Ağır Ceza Mahkemesi statüsünde kabul edilen Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılanmalarının sanıkların savunma haklarının kısıtlanması değil yüksek dereceli mahkemede yargılanmaları nedeniyle güvence niteliğinde bulunduğuda ortadadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına, uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 7.12.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy