(3167 S. K. m. 12, 16/B) (7201 S. K. m. 11, 35) (Tebligat Tüzüğü m. 15, 28, 55)
Dava: 3167 sayılı Yasaya aykırı davranmak suçundan sanık Mehmet Vehbi Günay'ın yapılan yargılaması sonucunda, 4814 sayılı Yasanın Geçici 1. maddesi gereğince kamu davasının düşürülmesine ilişkin Kadıköy 5. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 27.06.2003 tarih ve 2002/347 esas, 2003/539 karar sayılı hükmün süresi içersinde Yargıtay'ca incelenmesi müdahil vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının bozma isteyen tebliğnamesi ile 10.01.2004 tarihinde daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü.
Karar: 1- 08.03.2003 tarih ve 25042 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin 4814 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi ile Bu yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce karşılıksız çekler hakkında açılmış bulunan davalarda, bu yasanın yürürlüğe girmesinden sonra yapılacak ilk duruşmada hazır bulunmayan şikayetçiye, sonraki ilk duruşmada hazır bulunması veya bir vekil ile kendisini temsil ettirmesi, duruşmaya gelmediği veya temsilci göndermediği takdirde şikayetten vazgeçmiş sayılacağı hususunda, şikayetçinin mahkemeye bildirdiği, mahkemede dinlenmemişse şikayet dilekçesinde belirttiği adrese davetiye gönderilmesi, davetiye tebliğine veya tebliğ edilmiş sayılmasına rağmen üst üste iki duruşmaya gelmeyen veya vekil de göndermeyen şikayetçinin şikayetten vazgeçmiş sayılmasına karar verileceği hüküm altına alınmış olup, Yasa ile bu tebligatlara ilişkin herhangi bir özel düzenlemenin (3167 sayılı Yasanın 12. maddesindeki gibi) yapılmadığı nazara alınarak, tebligatın 7201 sayılı Tebligat Yasası hükümleri gereğince yapılacağı, bu anlamda vekil ile takip edilen davalarda Tebligat Yasası'nın 11, Tüzüğün 15. maddesi uyarınca tebligatın vekile yapılması gerektiği hususunda bir kuşku bulunmamaktadır.
7201 sayılı Tebligat Yasası'nın 35, Tüzüğün 55. ve Posta İşlemleri Rehberinin 65. maddeleri gereğince; kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse adresini değiştirirse, yeni adresini hemen tebliği yapmış olan merciine bildirmek zorundadır. Bu takdirde, bundan sonraki tebliğler, bildirilen yeni adresi yapılır. Adresini değiştiren kimse, yeni adresini bildirmediği halde, tebliğ memuru Tüzüğün 28. maddesinin 1. fıkrasındaki usule göre yeni adresi tespit ederse, aynı maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca muhatabın yeni adresinde tebligat yapılır. Ancak; tebliğ memuru tarafından muhatabın yeni adresinin tespit edilememesi halinde Tüzüğün 28. maddesinin 2. fıkrası gereğince tebliğ evrakı tebliği çıkaran mercie iade edilir. Bu durumda mercii tarafından herhangi bir adres araştırması yoluna gidilmeden, 27.03.2003 gün ve 25061 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 4829 sayılı Yasanın 11. maddesi ile değişik 7201 sayılı Tebligat Yasası'nın 35. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi, tebliğ tarihi sayılır.
İncelenen dosya içeriği itibariyle; 4814 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra yapılan 26.03.2003 tarihli oturum ara kararı gereğince müdahil vekili adına, şikayet dilekçesi ile müdahale dilekçesinde belirtilen ve mahkemece daha önceden usulüne uygun tebligatın yapılmış olduğu adrese gönderilen meşruhatlı davetiyenin "Muhatabın adres bırakmadan gittiğinden" bahisle mahalle muhtarının tasdiki ile bila tebliğ iade edildiği halde, davetiyenin usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş sayıldığı kabul edilerek, müdahil vekilinin takip eden 17.06.2003 ve 27.06.2003 tarihli oturumlara herhangi bir mazeret bildirmeksizin katılmadığı gerekçesiyle şikayetten vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, yine; müdahil vekilinin temyiz dilekçesi içeriğinden, müdahil vekilinin 31.12.2002 tarihinde adresini değiştirerek, adres değişikliğini bağlı bulunduğu İstanbul Barosuna bildirdiğinin anlaşılması karşısında; yeni adresini mahkemeye bildirmeyen müdahil vekili adına yukarıdaki açıklamalar ışığında Tebligat Yasası'nın 35/2. maddesi gereğince usulüne uygun davetiye tebliğ edilmesi gerekirken, bila tebliğ iade edilen davetiyenin yasal olmayan gerekçelerle tebliğ edilmiş sayılarak yazılı şekilde hüküm tesisi yasaya aykırı olup, her ne kadar müdahil vekili tarafından İstanbul Barosuna yapılan adres değişikliği bildiriminin, Tebligat Yasası'nın 35/1. maddesi anlamında tebliğ yaptırmış kaza merciine yapılan bir bildirim olarak kabulü mümkün değil ise de; müdahil vekilinin temyiz dilekçesinde yeni adresini belirtmiş olması karşısında, belirtilen adrese müdahil vekili adına usulüne uygun meşruhatlı davetiye tebliğ edilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinde yasıl zorunluluk bulunması;
2- Kabule göre de;
4814 sayılı Yasanın 16. maddesi ile düzenlenen 3167 sayılı Yasanın 16/b maddesinin son fıkrası gereğince, yargılama giderlerinin müdahilden tahsili yerine, yazılı şekilde sanıktan tahsiline karar verilmesi;
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, müdahil vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, 16.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy