(3167 S. K. m. 16) (7201 S. K. m. 35) (6762 S. K. m. 700, 702)
Dava: 3167 sayılı kanuna aykırılık suçundan sanık Haydar Özen'in yapılan yargılanması sonunda; hükümlülüğüne ilişkin Eyüp 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 28.10.2003 gün ve 2000/274 esas, 2003/1025 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenmiş olduğundan dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bozma isteyen tebliğnamesi ile 23.11.2004 tarihinde Daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: 1- Katılan vekiline gönderilen davetiyenin, katılan vekilinin şikayet ve katılma istemini içeren dilekçelerinde belirttiği adrese gönderilip, muhatabın adres bırakmadan gittiği meşruhat ile tebligat yapılmadan iade edildiği ve katılan vekilinin yeni adresini de mahkemeye bildirmemiş olması karşısında, adres değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve yeni adres tebliğ memurunca da tespit edilmediğinden, davetiyenin katılan vekilinin daha önce tebligat çıkarılan bilinen adresine Tebligat Yasası'nın 35. maddesi uyarınca tebliğ edilmesinden sonra katılan vekilinin geçerli bir mazeret sunmaksızın üst üste iki oturuma gelmemesi halinde, şikayetinden vazgeçmiş olduğu kabul edilerek, kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin anılan madde uyarınca gerekli tebligat yapılmadan, yazılı biçimde hüküm kurulması,
2- Karşılıksız çek keşide etmek suçundan şikayet hakkı TTK'nın 702. maddesinde açıklandığı üzere çeki ibraz eden yetkili ve yasal hamil ile bunun rücu hakkına sahip bulunduğu anılan yasanın 700. maddesi uyarınca ciro ve teslim yoluyla çeki elinde bulunduran kişilere ait olup şikayet dilekçesini veren Yaşar Arpa ibraz eden durumunda olmadığı gibi cirosu araya sıkıştırılmış görünümde olduğu cihetle, çek asılları ve ibraz anında muhatap bankaca alınan okunaklı ve onaylı suretleri getirtilerek adı geçenin ibraz anında cirosunun bulunup bulunmadığı veya ibrazdan sonra alacağın temliki şeklinde olup olmadığı bu itibarla şikayet hakkının bulunup bulunmadığı kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtildikten sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Kabule göre de; hükmün esasını oluşturan kısa kararda doğru olarak sanık hakkında çek hesabı açmaktan yasaklama kararı verildiği halde gerekçeli kararda 4814 sayılı kanunla değişik 3167 sayılı kanunun 16/3. maddesinde öngörülmediği halde, sanığın çek keşide etmekten de yasaklanmasına karar verilmesi suretiyle hükmün karıştırılması, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, 27.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy