(765 S. K. m. 2) (3167 S. K. m. 3)
Dava: 3167 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık Hikmet Volkan Gökkaya'nın yapılan yargılanması sonunda; Beraatına ilişkin Kemer (Antalya) Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 13.06.2003 gün ve 2001/119 esas, 2003/276 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi katılan vekili ve üst cumhuriyet savcısı tarafından istenmiş olduğundan dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bozma isteyen tebliğnamesi ile 05.03.2004 tarihinde Daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: Karşılıksız çek keşide etme suçunun maddi unsuru, ödeme için bankaya ibrazı anında yasada öngörülen tüm zorunlu unsurları taşıması nedeniyle çek niteliğinde olan bir belgenin karşılığının bankada bulundurulmamasıdır. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere çek, suçun maddi konusu ve ön koşuludur.
Çekin yasal unsurlarını düzenleyen hükümlerde, suç tarihinden sonra yapılan yasal değişikliklerle yeni zorunlu unsurların eklenmesi ve suçun maddi konusunu oluşturan çeke ilişkin bu düzenlemenin ceza hukukunun uygulanması yönünden sanığın lehine olması durumunda, söz konusu yasa değişikliğinin TCK' nın 2. maddesi uyarınca geçmişe yürüyüp yürümeyeceği sorununun, öncelikle sonradan yapılan yasal düzenlemede, bu hususta açık hükümlerin bulunup bulunmadığı; yani suç tarihinde çek vasfında kabul edilen bir belgenin, suç tarihinden sonraki düzenlemelerle getirilen yeni zorunlu unsurlar nedeniyle ceza hukuku uygulaması yönünden geçmişe dönük olarak çek vasfında sayılamayacağının açıkça düzenlenmiş olup olmadığı ve eğer açık hüküm bulunmuyor ise, değişiklik ile suçun hukuki konusunun yani suçla korunan hukuki yararın ortadan kalkıp kalkmadığım incelemek gerekmektedir. Karşılıksız çek keşide etmek suçu hukuki konusu ise, ekonomik açıdan para gibi yararlanılan bir değere bağlanan genel yarar (kamu güveni) ve çek hamillerinin malvarlığı haklarıdır.
4814 sayılı Yasa ile değişik 3167 sayılı Çek Hamillerinin Korunması ve Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi Hakkında Yasa'nın 3. maddesinin 2. fıkrasında Çek defterlerinin baskı şeklini belirleyen esaslar, Türkiye Bankalar Birliğinin görüşü alınarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca Resmi Gazetede yayımlanacak bir tebliğle düzenlenir. Çek defterlerinin her yaprağına, çek hesabının bulunduğu banka şubesinin adı, hesap numarası ve hesap sahibinin vergi kimlik numarası yazılır; ancak, hesap sahibinin vergi kimlik numarası hariç olmak üzere bunların yazılmamış olması veya bankalarca baskı şekline ilişkin esaslara aykırı davranılması çekin geçerliliğini etkilemez hükmü öngörülmüştür.
4814 sayılı Yasa'nın Geçici 5. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında ise, Bankalar Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca bu kanunun yayımını izleyen bir ay içinde Resmi Gazetede yayımlanacak bir tebliğle belirlenecek esaslara uygun olarak yeni çek defterleri bastırırlar. Bankalar, bu tebliğin yayımım izleyen üçüncü ayın sonuna kadar müşterilerine yeni çek defterlerini verir ve ellerindeki eski çek defterlerini imha ederler ve yasada belirtildiği şekilde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca düzenlenen ve 09.04.2003 tarih ve 25074 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak yürürlüğe giren 2003/1 sıra numaralı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanuna İlişkin Tebliğinin Geçici 2. maddesinde Bu tebliğ ile yürürlükten kaldırılan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tebliğine göre bastırılmış ve bu Tebliğin yayımım izleyen üçüncü ayın sonuna kadar müşterilere verilmiş çek karnelerinin kullanılmasına devam olunur. hükümlerine yer verilmiştir.
Söz konusu yasa değişikliği ile Türk Ticaret Kanunundaki hükümlere ek olarak, çek defterinin her yaprağında vergi kimlik numarasının yazılı olması çeklerde zorunlu bir unsur haline getirilmiş olmakla birlikte, yukarıda belirtilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere 4814 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesinden önce düzenlenmiş, vergi kimlik numarasını içermeyen çeklerin ceza hükümlerinin uygulanması yönünden geçerliliklerini yitirdiklerine ilişkin herhangi bir kural öngörülmediği gibi; söz konusu hükümlerin lafzından da açıkça anlaşılacağı şekilde, yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen çeklerin geçerliliklerini koruyacağı ve hatta ilgili tebliğin Geçici 2. maddesi hükmü ile, bu tebliğ ile yürürlükten kaldırılan tebliğe göre basılmış ve bu tebliğin yayımını izleyen üçüncü ayın sonuna kadar müşterilere verilmiş olan çek karnelerinin kullanılmasına da olanak tanınarak, vergi kimlik numarasını içermeyen bu çek yaprakları ile belirtilen geçiş süreci boyunca düzenlenen bu çeklerin dahi geçerli olacağı kabul edilmiştir.
Mahkemece, yukarıda belirtilen açık hükümler dikkate alınmaksızın, hüküm kurulması yerinde olmadığı gibi; söz konusu düzenlemelerde, sadece vergi kimlik numarasının çekin zorunlu yasal unsuru olduğunun öngörülmesi ile yetinilerek, belirtilen açıklamalara yer verilmemiş olsaydı bile, yeni yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce yasaya uygun olarak düzenlenen çeklerin karşılıklarının hazır edilmemiş olması nedeniyle karşılıksız çek keşide etmek suçunu düzenleyen kurallarla korunmakta olan kamu güveni ve hamillerin malvarlığı hakları varlıklarını sürdürmekte olduğu, yani suçun hukuki konusunun ortadan kalkmadığı; böylelikle yasa değişikliğinin sanık lehine geçmişe yürütülmesinin mümkün olmadığı göz önünde bulundurulmaksızın, olayda uygulama yeri olmayan TCK'nın 2. maddesine dayanılarak beraat hükmü kurulması,
Sonuç: Yasaya aykırı, katılan vekili ve üst cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, 12.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy