(3167 S. K. m. 16) (6762 S. K. m. 700) (818 S. K. m. 32) (1086 S. K. m. 62, 388) (4814 S. K. Geç. m. 1) (7201 S. K. m. 11) (1136 S. K. m. 41) (Tebligat Tüzüğü m. 15)
Dava: 3167 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık İbrahim Halil Şavla 'nın yapılan yargılanması sonunda; kamu davasının ortadan kaldırılmasına ilişkin Manisa 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 09.07.2003 gün ve 2000/814 esas, 2003/730 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi müdahil vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bozma isteyen tebliğnamesi ile 11.05.2004 tarihinde Daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: 1- Karşılıksız çek keşide etmek suçunda şikayet hakkı 3167 sayılı yasanın 16/b maddesi uyarınca çeki ibraz eden yetkili ve yasal hamil ile bunun rücu hakkına sahip bulunduğu TTK 'nun 700. maddesi uyarınca ciro ve teslim yoluyla çeki elinde bulunduran kişiler ve kanuni ve akdi teminatı nedeniyle tam ödemede bulunan bankaya ait olup, şikayet dilekçesini veren Mehmet Ertekin ibraz eden durumunda olmadığı gibi suça konu çekin dosyada mevcut fotokopilerinin arka yüzünde cirosu bulunup bulunmadığı da anlaşılamadığından, çek aslı yada ibraz anında alınan muhatap banka nezdindeki fotokopisinin okunaklı ve onaylı sureti getirtilerek ibraz anında adı geçenin çekte cirosunun bulunup bulunmadığı ve şikayet hakkına sahip olup olmadığı belirlendikten sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik soruşturmaya dayalı olarak hükmü tesisi,
2- Borçlar Kanunu'nun 32 ve devamı maddelerinde düzenlenen ve Bir kimsenin hüküm ve sonuçları başka bir şahsın hukuk alanında doğmak üzere o şahsın ad ve hesabına hukuki işlem yapma yetkisi olarak tanımlanan temsilde, temsilci temsil edilen yani asil tarafından verilen yetki kapsamında yapacağı hukuki işlemlerde asil adına hareket eder. Bir davanın vekil aracılığıyla açılması ve takibi temsil ilişkisinin en bariz örneği olup, vekil, vekaletnameye istinaden Borçlar Kanunu'nun 388. ve kıyasen uygulanması gereken HUMK 62. maddesi uyarınca hüküm kesinleşinceye kadar davanın takibi için gerekli bütün işlemleri yapabileceği gibi vekaletnamesinde özel yetki bulunması halinde Borçlar Kanunu'nun 388/son maddesinde belirtilen hukuki işlemleri de yapma imkanına sahip olacaktır.
08.03.2003 tarih ve 25042 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin 4814 sayılı Kanunu'nun Geçici 1. maddesi ile, Bu yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce karşılıksız çekler hakkında açılmış bulunan davalarda, bu yasanın yürürlüğe girmesinden sonra yapılacak ilk duruşmada hazır bulunmayan şikayetçiye, sonraki ilk duruşmada hazır bulunması veya bir vekil ile kendisini temsil ettirmesi, duruşmaya gelmediği veya temsilci göndermediği takdirde şikayetten vazgeçmiş sayılacağı hususunda, şikayetçinin mahkemeye bildirdiği, mahkemede dinlenmemişse şikayet dilekçesinde belirttiği adrese davetiye gönderilmesi, davetiye tebliğine veya tebliğ edilmiş sayılmasına rağmen üst üste iki duruşmaya gelmeyen veya vekil de göndermeyen şikayetçinin şikayetten vazgeçmiş sayılmasına karar verileceği hüküm altına alınmış olup sözü edilen tebligatlar 7201 sayılı Tebligat Yasası hükümleri gereğince yapılacaktır. 7201 sayılı tebligat Yasası'nın 11., Tüzüğün 15. ve Posta Tebligat İşlemleri Rehberinin 47. maddesi gereğince vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması zorunlu olup, mutlaka asile yapılması gereken (hukuk davalarında yemin, isticvap gibi) tebligatlar hariç olmak üzere vekile yapılan tebligat asile yapılmış sayılır. Vekilin Avukatlık Yasası'nın 41. maddesi uyarınca vekillikten çekildiği veya azledildiği ya da ölüm nedeniyle vekalet ilişkisinin sona erdiği belirlenmedikçe, vekil yerine asile yapılan tebligat usulsüz olup, yasal sonuç doğurması mümkün değildir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay irdelendiğinde; müşteki Mehmet Ertekin tarafından verilen İzmir 26. Noterliğince düzenlenmiş 09.02.1999 tarihli vekaletnameye istinaden Av. Murat Parlak tarafından, müşteki adına sanık hakkında 3167 sayılı Yasa'nın 16. maddesi gereğince işlem yapılmasını temin amacıyla Cumhuriyet Savcılığına şikayet dilekçesi verilmesi nedeniyle başlatılan hazırlık soruşturması sonucunda 23.08.2000 tarihinde açılan kamu davasının yapılan yargılaması esnasında, Av. Hülya Uzlaş tarafından 18.10.2000 tarihinde Müdahale talebinde bulunulduğu, 12.12.2000 tarihinde yapılan oturumda müştekinin müdahil, Av. Murat Parlak ve Av. Hülya Uzlaş'ın da müdahil vekili olarak dava ve duruşmalara kabulüne karar verildiği, 4814 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesinden sonra 31.03.2003 tarihinde yapılan duruşmada hazır bulunmayan müdahile yasa gereğince meşruhatlı davetiye çıkartılmasına karar verildiği, müdahil adına çıkartılan davetiyenin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde, bu tarihten sonra 09.07.2003 tarihinde yapılan iki duruşmaya da müdahil veya vekilinin gelmediği gerekçesiyle şikayetçinin şikayetten vazgeçmiş sayılmasına ve bu nedenle sanık hakkındaki kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında; 4814 sayılı Yasa ile Tebligat Yasası'nın 11. maddesi hükmünü bertaraf eden veya değiştiren herhangi bir özel düzenlemenin yapılmadığı nazara alınmadan ve Borçlar Hukukunun temel kurumlarından olan Temsil-vekalet ilişkisi yok sayılarak, vekil ile takip edilen davalarda, 4814 sayılı Yasa'nın geçici 1. maddesinin amir hükmü gereğince gönderilmesi zorunlu bulunan meşruhatlı davetiyenin, müdahil vekili yerine müdahile gönderilmesinin usulsüz olup, herhangi bir yasal sonuç doğurmasının mümkün olmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde ortadan kaldırılma kararı verilmesi;
Sonuç: Yasaya aykırı, müdahil vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 04.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy