(765 S. K. m. 10/a) (5237 S. K. m. 19)
Teşekkül oluşturarak uyuşturucu madde ithal etmek suçundan sanık İ.Ö.nün yapılan yargılanması sonucunda; uyuşturucu madde ticareti suçundan cezalandırılmasına ilişkin A. 1. Devlet Güvenlik Mahkemesince verilen 11.03.2004 tarih ve 1998/604 esas, 2004/38 karar sayılı hükmün sanık vekili tarafından duruşmalı inceleme isteğiyle temyiz edilmesi üzerine, dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen 06.05.2004 tarih ve 68595 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderildiği anlaşıldı; duruşmalı olarak incelendi, gereği düşünüldü:
1- Oluş ve kabule göre sanığın teşekkül halinde uyuşturucu madde ithal etmek ya da ithale teşebbüs etmek suçu sübut bulmadığı gibi, hakkında Lübnan Kuzey Ağır Ceza Mahkemesince mahkumiyet hükmü kurulan M.Y.nin eylemine iştirak ettiğine dair mahkumiyetine yeterli, kesin, inandırıcı, her türlü kuşkudan uzak delil elde edilemeyen sanık hakkında beraat kararı verilmesi yerine dosya kapsamına uymayan gerekçelerle yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre;
2- M.Y.nin kullandığı araçta ele geçirildiği anlaşılan madde ile ilgili olduğu anlaşılan 01.08.1998 tarihli Lübnan Kamu Sağlığı Bakanlığı Kamu Sağlığı Laboratuarları Müdürlüğü Merkez Laboratuarı Kimya Bölümü Kimyasal Tahlil sonucunun ilme ve fenne uygunluğu, ele geçen maddenin uyuşturucu madde olup olmadığı ve miktarı konusunda Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulundan görüş alınarak, Adli Tıp Kurumu A. Grup Başkanlığının 28.08.2002 tarihli yazısı gereği yerine getirilmeden hüküm kurulması,
3- TCK'nin 10/a maddesindeki 'yabancı ülkede suç işleyen vatandaş veya yabancıya Türkiye'de yargılandığı takdirde, suçun işlendiği ülke kanunu ile Türk Kanunundan hangisi uygulamada sanık lehine sonuç verecek ise, o kanun göz önünde bulundurulmak ve yabancı kanununda tanımlanan suça, Türk kanunlarına göre verilmesi gereken ceza veya Türk kanununda bulunup yabancı ülke kanunundaki cezaya en yakın ceza tespit edilerek uygulama yapılır. Kuralı gereğince suçun işlendiği ülke olan Lübnan kanunlarında sanığın eylemine uygun ceza araştırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, yasaya aykırı sanık vekilinin temyiz itirazları ve duruşmadaki sözlü savunmaları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, 04.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy