(5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 59, 404) (647 S. K. m. 4) (5237 S. K. m. 50, 62, 191)
Dava: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık Bülent Kılıç hakkında Bolu 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonunda 12.04.2005 tarih ve 2000/1 esas, 2005/200 karar sayı ile 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca mahkumiyet kararı verildiği; hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği, 5237 sayılı TCK. nın yürürlüğe girmesinden sonra İnfaz C. Savcılığının talebi üzerine Mahkemenin duruşma açmaksızın 20.06.2005 tarih, 2001/1 esas ve 2005/200 karar sayı ile verdiği 5237 sayılı TCK uyarınca yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin ek kararın sanık tarafından süresi içinde temyiz edildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulması isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 10.11.2005 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Karar: Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde tartışılan delillere ve dosya içeriğine uygun gerekçeye göre; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak:
5252 sayılı Kanun'un lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul başlıklı 9. maddesinin 3. fıkrasındaki lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir hükmü karşısında, sanık lehine olan cezanın belirlenebilmesi, mahkemesince her iki kanun hükümlerinin bütün halinde olaya uygulanmasıyla mümkün olacaktır.
Mahkemece bu uygulama yapıldığında; 765 sayılı TCK'nın 404/2, 59 ve 647 sayılı kanunun 4. maddelerinin uygulanması sonucu sanık hakkında 600.00 YTL. adli para cezasına hükmedilmiştir. Sanığın eylemine 5237 sayılı Kanunun 191, 62, 50. maddelerinin uygulanacağı varsayıldığında ise, hapis cezası yönünden aynı sürede ceza ortaya çıkmasına rağmen, hürriyeti bağlayıcı cezanın paraya çevrilmesi de mümkün olduğu gibi sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 191/2. fıkrası gereğince tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi gerekecektir. Yine 5237 sayılı TCK'nin 191/5. fıkrası gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymaması halinde sanık hakkındaki ceza infaz edilecektir. Bir başka anlatımla, 765 sayılı TCK'nin lehe olduğu kabul edilirse hükmedilen ceza mutlaka infaz edileceği halde, 5237 sayılı Kanun'un lehe olduğu kabul edilerek hükmedilecek ceza denetimli serbestlik tedbirine uymadığı takdirde infaz edilebilecektir. Bu durumdan 5237 sayılı Kanunun uygulanmasının sanığın lehine olduğu kabul edilmelidir.
5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi hükmü gereğince sanığın suç tarihi ve öncesinde uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığı da belirlenerek tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi gerekip gerekmediği tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine, yerinde olmayan gerekçelerle hüküm kurulması,
Sonuç: Yasaya aykırı sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 07.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy