(1412 S. K. m. 255) (3167 S. K. m. 16) (6762 S. K. m. 711) (7201 S. K. m. 35) (Tebligat Tüzüğü m. 28)
Dava: Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık Günay Koçoğlu'nun 3167 sayılı Kanun'un 16/1. maddesi uyarınca 2.350.000.000.-TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Edirne 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.05.2004 gün ve 2002/146 esas, 2004/405 karar sayılı hükmü aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı'nın Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 09.03.2005 gün ve 10778 sayılı yazılı emri üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 21.03.2005 gün ve Y.E. 2005/49264 sayılı tebliğnamesi ile dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı; dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Yazılı emir ve tebliğnamede, Tüm dosya kapsamına göre, Tebligat Kanunu'nun 35 ve Tebligat Tüzüğünün 55. maddeleri uyarınca yapılacak tebligat işleminde gerekli ön koşul olan kendisine veya adresinde kanunun gösterdiği usullere göre, daha önce yapılmış bir tebligat işleminin bulunması veya tebliğ yapılmamış ise 35. maddenin son fıkrasında gösterilen ayrıksı durumlardan birinin oluşmasının gerekli olması karşısında, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 225. maddesindeki meşruhatı içeren davetiyenin usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş bulunmasına nazaran, mahkemece sanığa usulüne uygun olarak yeniden meşruhatlı davetiye tebliğ edilmesinden sonra yokluğunda karar verilebileceği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulmasında,
Akbank T.A.Ş. Çorlu Şubesi tarafından gönderilen 27.11.2001 gün, 1249 sayılı yazı ile sanığın, suça konu çekin kendi rızası olmaksızın elinden çıktığını beyan ederek ödemeden men talimatı vermesi nedeniyle, çekin arkasına karşılıksız şerhi yazılmadığının bildirildiğinin anlaşılması karşısında, suçun yasal koşullarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulmasında, isabet görülmemiştir. denilerek, anılan hükmün bozulması istenmiştir.
Keşideci sanık tarafından, Türk Ticaret Kanunu'nun 711. maddesi uyarınca çek hesabının bulunduğu muhatap banka şubesine çekin rızası dışında elinden çıktığı belirtilerek, ödemeden men talimatı verilmesi, tek başına atılı suçtan ceza sorumluluğunu ortadan kaldırır nitelikte değildir. Zira, ödemeden men talimatı, sadece, muhatap banka şubesinin, keşidecinin beyanının doğru olup olmadığı araştırmaksızın ödeme yasağına uyması sonucunu doğurmakta olup, çek hamilinin alacak hakkını ortadan kaldırmamaktadır.
İmzasını taşıyan çekin rızası dışında elinden çıktığını belirterek, ödemeden men talimatı veren keşidecinin, söz konusu çekin bankaya ibrazı tarihinde çek bedelini karşılayacak meblağı hesabında bulundurduğunun ve ibraz tarihinden önce açılmış bir menfi tespit veya iptal davasının bulunduğunun ve bu davanın keşideci lehine sonuçlanmış olduğunun tespit edilmesi durumunda, 3167 sayılı Kanun'un 16/1. maddesinde öngörülen karşılıksız çek keşide etmek suçundan sorumlu tutulması mümkün değildir.
Dosya kapsamına göre ve aşağıda açıklandığı şekilde, sanığın usulüne uygun olarak duruşmaya çağrılmayıp, yokluğunda karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanmış olması nedeniyle belirtilen hususlarda sanığın savunmasına başvurulamamış ve muhatap banka şubesinden de mahkemece herhangi bir araştırmanın yapılmamış olması karşısında, yazılı emre dayanan ihbarnamedeki sanığın ödemeden men talimatı vermesi nedeniyle, çekin arkasına karşılıksız şerhi yazılmaması dolayısıyla suç unsurları oluşmadığından, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği yönündeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yazılı emre dayanan ihbarnamede ileri sürülen diğer düşünce yönünden yapılan incelemede ise;
Tebligat Kanunu'nun kazai tebligat faslının, adres değiştirmenin bildirilmesi mecburiyeti konu başlıklı 35. maddesi uyarınca, adli mercilerce, tebligat yapılabilmesi için iki ihtimal kabul edilmiştir.
Birinci ihtimal; ilgili kişiye daha önce adli mercilerce anılan yasa hükümlerine uygun olarak bir tebligatın yapılmış olması ve tebligat yapılan bu kişinin, yeni adresini adli mercie bildirmemesi durumudur:
Bu durumda, daha önce tebligat yapılan ve adli mercice en son bilinen adrese Tebligat Kanununun 35. maddesi dışındaki maddeler uyarınca yeniden tebligat çıkarılması, ilgilinin adresten ayrıldığının anlaşılması durumunda Tebligat Tüzüğünün 28. maddesi uyarınca, tebliğ memurunun adreste bulunmama nedenini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti kurulu veya meclis üyeleri, zabıta amir ve memurlarından araştırarak, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekmektedir. Adres araştırmasına ilişkin söz konusu imzalı açıklamanın tebliğ tutanağında yer alması, zorunlu şekil şartı olup; belirtilen usule uygun olarak araştırma yapılmaması ve bu nedenle mahkemece, en son bilinen bu adresten sanığın ayrıldığının ve yeni adresinin tespit edilemediğinin kolluk görevlileri aracılığı ile de belirlenmemesi durumunda, Tebligat Kanunu'nun 35. maddesinde belirtilen şekilde tebliğ evrakının kapıya asılması suretiyle tebligat yapılması mümkün değildir.
Tebligat memurunca Tebligat Tüzüğü'nün 28. maddesinde öngörülen zorunlu araştırma belirtilen şekilde yapılıp tevsik edildikten sonra, ilgilinin yeni adresi belirlenemez ise, tebliğ evrakı mercie iade edilir ve ilgili kişilerce yeni bir adres de bildirilmez ise, herhangi bir adres araştırması yapılmaksızın bundan sonraki tüm tebligatlar 6 örnek numaralı tebligat evrakının eski adrese ait binanın kapısına asılması usulüyle yapılır.
İkincisi ihtimal ise; daha önce adli mercilerce ve usulüne uygun olarak tebligat yapılmamış olsa bile, anılan yasanın 35/son maddesinde belirtilen kurum, kuruluş, mercilere ilgili tarafından bildirilen veya imzası resmi merciler önünde ikrar edilmiş sözleşmelerdeki (sadece taraflar yönünden) adreslere de bu madde uyarınca tebligat yapılabilmesidir:
Bu durumda, daha önce adli mercilerce usulüne uygun olarak yapılmış bir tebligat bulunmasa bile, belirtilen nitelikteki sözleşmelerde yer alan veya söz konusu kurum ve kuruluşlar tarafından bildirilen adrese veya bir kamu kurumu olan adli mercilere, tebligatın ilişkin olduğu soruşturma veya davaya ilişkin olarak tebligat yapılacak kişinin kendisinin bildirdiği en son adrese, önce, bu adresin değişip değişmediğinin bilinememesi nedeniyle anılan yasanın 35. maddesi dışındaki maddeler uyarınca tebligat çıkarılması ve tebligatın yapılamayarak, tebligat memurunca, ilgilinin adresinin değiştiğinin belirlenmesi ve yine Tebligat Tüzüğü'nün 55/2. maddesi yollamasıyla 28. maddesinde belirtilen usule uygun olarak yapacağı araştırma sonucunda yeni adresinin de tespit edilememesi durumunda, bu araştırma yukarıdaki açıklanan şekil koşuluna uyularak imza ile de tevsik edildikten sonra, evrak yine mercie iade edilir, ilgili kişilerce yeni bir adres de bildirilmez ise, herhangi bir adres araştırması yapılmaksızın bundan sonraki tüm tebligatlar 6 örnek numaralı tebligat evrakının eski adrese ait binanın kapısına asılması usulüyle yapılır. Bu tebligattan sonraki tebligatlar da, sanığın yeni adresinin hala bilinmemesi durumunda, kapıya asma usulüyle yapılır.
3167 sayılı Kanuna aykırılık suçlarında; adli mercilerce daha önce tebligat yapılmamış olması ve dosya içerisinde, muhatap banka şubesi tarafından gönderilen ve tebligat yapılacak kişinin adresini içeren Ticaret Sicili Gazetesi nüshası, noterlikçe düzenlenen resmi senetler, vergi levhası örneği ve bu gibi kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları, ticaret sicilleri veya esnaf ve sanatkarlar odalarınca düzenlenmiş belgelerin yer alması durumunda, bu belgelerde yer alan adreslere öncelikle Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi dışındaki maddelere göre tebligat çıkarılması ve tebligatın yapılamaması halinde, Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca yukarıda açıklanan usullere uyularak tebligat yapılması gerekmektedir.
Sonuç: Dosya kapsamına göre; CMUK'nın 225. maddesindeki meşruhatı içerir davetiyenin, sanığa daha önce usulüne uygun bir tebligat yapılmamış olan ve Tebligat Kanunu'nun 35/son maddesi kapsamında da olmayan adrese ve öncelikle, anılan kanunun 35. maddesi dışındaki maddeler uyarınca tebliğe çıkarılıp, belirtilen işlemler de yerine getirilmeksizin, doğrudan 6 örnek numaralı tebligat evrakının kapıya asılması suretiyle, yasaya aykırı olarak tebliğ edildiğinin, böylelikle sanığın usulüne uygun olarak duruşmaya çağrılmaması nedeniyle savunma hakkının kısıtlanmış olduğunun anlaşılması karşısında, yazılı emre dayanan ihbarnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Edirne 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.05.2004 gün ve 2002/146 esas, 2004/405 karar sayılı hükmünün CMUK'nın 343. maddesi uyarınca BOZULMASINA; benzer bir duruma ilişkin, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07.12.2004 gün ve 2004/6-178 esas, 214 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, dosyanın, müteakip işlemlerin yapılması için anılan mahkemeye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı makamına TEVDİİNE, 13.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy