(5237 S. K. m. 62, 191/1) (765 S. K. m. 59, 404/2) (5252 S. K. m. 9/3)
Dava: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık ... hakkında Erzincan 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonunda 22.6.2005 tarih ve 2005/271 esas, 2005/195 karar sayı ile mahkumiyet kararı verildiği; hükmün sanık müdafii tarafından süresi içinde temyiz edildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulması isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 13.09.2005 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Karar: 5252 sayılı Kanun'un "lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul" başlıklı 9. maddesinin 3. fıkrasındaki "lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir" hükmü karşısında, sanık lehline olan cezanın belirlenebilmesi, mahkemesince her iki kanun hükümlerinin bütün halinde olaya uygulanmasıyla mümkün olacaktır. Mahkemesince bu uygulama yapıldığında; 765 sayılı TCK'nın 404/2. ve 59. maddelerinin uygulanması sonucu sanık hakkında 10 ay hapis cezasına hükmedilmiştir. Sanığın eylemine 5237 sayılı Kanun'un 191. ve 62. maddelerinin uygulanacağı varsayıldığında ise, hapis cezası yönünden aynı sürede ceza ortaya çıkmasına rağmen, sanık hakkında hapis cezasının yanı sıra 5237 sayılı Kanun'un 191/2. fıkrası gereğince tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi gerekecektir. Yine 5237 sayılı TCK'nın 191/5. fıkrası gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymaması halinde sanık hakkındaki hapis cezası infaz edilecektir. Bir başka anlatımla, 765 sayılı TCK'nın lehe olduğu kabul edilirse hükmedilen hapis cezası mutlaka infaz edilecek, 5237 sayılı Kanun'un lehe olduğu kabul edildiğinde ise hükmedilecek hapis cezası ancak tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığı takdirde infaz edilebilecektir. Buna göre 5237 sayılı Kanun'un uygulanmasının sanığın lehine olduğu kabul edilmelidir.
Bu durumlar dikkate alınarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi hükmü gereğince uygulama yapılması gerektiğinin düşünülmemesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, 06.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy