(2709 S. K. m. 40) (5237 S. K. m. 191) (5271 S. K. m. 34, 231, 232)
Dava: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık M. N. K.nın 5237 s. TCKnın 191/1. maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hakkında aynı maddenin 191/6-2. maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ait Pendik 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 07.02.2008 tarih ve 2007/311 esas, 2008/72 karar s. hükmünün infazı aşamasında, Cumhuriyet savcılığınca hükümlünün denetimli serbestlik tedbirinin gereklerini yerine getirmediği gerekçesiyle yapılan başvuru üzerine aynı Mahkemenin 25.11.2008 günlü ve 2007/311 esas, 2008/72 karar s. ek kararı ile hükümlü hakkında verilen 1 yıl hapis cezasının infazına dair ek karara yönelik itirazın reddine ait Pendik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.01.2009 tarihli, 2009/36 değişik iş s. kararına karşı Yüksek Adalet Bakanlığının Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 25.08.2009 tarih ve 9661/46599 s. yasa yararına bozma talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.09.2009 tarih ve 2009/205489 s. tebliğnamesi ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya ve ekleri incelendi.
Gereği Görüşülüp Düşünüldü:
Karar: Kanun yararına bozma talebi ve tebliğnamede, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 01.12.2008 günlü ve 2008/12369-18057 s. ilamında belirtildiği üzere, 5271 s. Ceza Muhakemesi Yasasının 223. maddesinin (1). fıkrasında öngörülen, Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkumiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür ve 5560 s. Yasa ile değişik 5237 s. Türk Ceza Kanununun 191. maddesinin (5). fıkrasında belirtilen Tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilir. Aksi takdirde, davaya devam olunarak hüküm verilir hükümleri uyarınca, hükümlü hakkında, duruşma açılarak karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin itirazın bu yönden kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.» denilerek, Pendik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin anılan kararının bozulması istenmiştir.
Anayasanın 40/2, 5271 s. CMKnın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca, hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, başvuru yapılacak mercii, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin ne zaman başlayacağının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.
Sonuç: Dosya kapsamına göre, 07.02.2008 günlü hükümde ve hükmün tebliği sırasında, temyiz yoluna, dilekçe sunulmasının yanı sıra, zabıt katibine yapılacak bir beyanla da başvurulabileceğinin açıklanmaması suretiyle yasa yolunun şeklinin eksik belirtilmiş olması nedeniyle, sanığa, söz konusu hükmün yasa yolunun şeklinin tam olarak açıkça belirtilerek yeniden tebliğ edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi; böylelikle, usulüne uygun olarak sanığa bildirilmediğinden kesinleşmediği anlaşılmakta olup; kesinleşmeyen söz konusu hükme ait infaz işlemlerinin ve bu aşamada verilen kararların konusu bulunmadığından, hukuki geçerlilikten yoksun, dolayısıyla da yok hükmünde olmaları karşısında; itiraz merciinin 28.01.2009 günlü kararının incelemeye konu edilmesi olanaklı olmadığından, yasa yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın adı geçen Mahkemeye iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 28.01.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy