(5271 S. K. m. 34, 232) (5237 S. K. m. 192)
Dava ve Karar: Dosya incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
A) Sanık C. hakkındaki hükmün incelenmesi:
Sanığın yüzüne karşı verilen hüküm fıkrasında, CMK'nın 34/2. ve 232/6. maddelerine aykırı olarak, temyiz süresinin tefhim yerine, kararın açıklanmasından ve tebliğinden itibaren başlayacağının belirtilmesi nedeniyle sanığın yanıltıldığı anlaşıldığından, sanığın temyiz isteğinin öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilmiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Diğer sanık D. müdafiinin 11.04.2012 tarihli temyiz dilekçesinin ekinde sunduğu Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2012/13 esas sayılı dosyasının 07.02.2012 duruşma tutanağından, sanığın olay sırasında kaçtığını söylediği B. D.'in hükümden sonra yakalandığı ve aynı suçla ilgili ayrılan davada sorgusunun yapıldığı anlaşıldığından; belirtilen dava derdest ise bu dava ile birleştirilmesinde, hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise dosyasının getirtilip delil olarak bu dosya içine konmasında, tüm deliller birlikte değerlendirilip sanık C. hakkında TCK'nın 192. maddesinin 3. fıkrasında yer olan etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA,
B) Sanık D. hakkındaki hükmün incelenmesi:
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın suç konusu esrara ortak olduğuna veya bu esrarın teminine iştirak ettiğine ilişkin delil bulunmadığı, sabit olan eyleminin, sözü edilen esrarın diğer sanıklar C. ve arkadaşı tarafından araçla nakledilmesi sırasında, başka bir araçla yol kontrolü yaparak, TCK'nın 39. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendi kapsamında suçun işlenmesine yardım etmekten ibaret olduğu dikkate alınarak, sanık hakkında aynı maddenin 1. fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 18.12.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy