İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İtiraz yazısı ile dava dosyası incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) KONUYLA İLGİLİ BİLGİLER :
Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkında ... Sulh Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucu 10.05.2012 tarihinde 2011/3083 esas ve 2012/1076 karar sayı ile verilen mahkûmiyet hükmü sanık tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizce 14.10.2014 tarihinde 2012/23106 esas ve 2014/10574 karar sayı ile sanığın temyiz isteğinin CMUK'nın 317. maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca Dairemizin kararına itiraz edilmiştir.
B) İTİRAZ NEDENLERİ :
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itiraz yazısında özetle; "Anayasa Mahkemesi'nin 20.10.2011 gün ve 54-142 sayılı kararı ile (1) Sayılı Tarifenin “A- Mahkeme Harçları” bölümünün, “IV. Temyiz, istinaf ve itiraz harçları” kısmının "Yargıtay Ceza Dairelerine yapılacak temyiz başvurularında 40 TL" biçimindeki (b) fıkrasının, 01.11.2012 gün ve 64-168 sayılı kararı ile de, "Bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerine yapılacak istinaf yolu başvurularında 20 TL", "İdarî yaptırımlar konusunda sulh ceza mahkemelerince verilen son karara karşı itirazen yapılacak başvurularda 20 TL", "İcra mahkemelerinin kararlarına karşı itirazen yapılacak başvurularda 20 TL" şeklindeki (f), (g) ve (h) fıkralarının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş ve uyuşmazlık konusu (b) fıkrası ile ilgili iptal kararı 29.06.2012 tarihinde, (f), (g) ve (h) fıkraları ile ilgili iptal kararı ise 03.09.2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Gerek bu iptal kararlarının yürürlüğe girmesinden önce gerekse yürürlüğe girmelerinden sonra kanun koyucu tarafından iptal kararları doğrultusunda yeni bir düzenleme yapılmamıştır.
Kanun yolları, yargılama makamları tarafından verilen kararların, kural olarak, başka bir makam tarafından tekrar incelenmesini sağlayan yasal yollardır. Böylece, varsa hukuka aykırılık veya yanlışlıkların giderilmesi, doğru ve adalete uygun kararlarla, taraflarda ve toplumda güven duygusunun güçlendirilmesi amaçlanmaktadır. Kanun yoluna başvuru hakkı, adil yargılanma hakkının kapsamı içerisinde kabul edilmektedir. Temyiz yolu, mahkemelerin uyuşmazlığı sona erdiren nitelikteki hükümlerinde bulunan kanuna aykırılıkların bozma veya düzeltme (ıslah) kararları ile giderilebilmesi bakımından kabul edilmiş olağan bir kanun yoludur. 5320 sayılı Yasa'nın 8. maddesi gereğince halen yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK'nun 305. maddesi uyarınca maddede belirtilen veya sair kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümler dışındaki tüm hükümlere karşı temyiz kanun yolu açıktır. Aynı Yasa'nın 310. maddesine göre temyiz incelemesinin yapılabilmesinin iki şartı vardır ki bunlar temyizin belirli bir süre içinde yapılması ve temyiz konusunda bir istekte bulunulmasıdır. Bu kapsamda temyiz başvuru harcının yatırılması da temyizin şartlarından biri olarak sayılmamıştır. 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun “Temyiz Talebinin Kabule Şayan Olmamasından Dolayı Hükmü Veren Mahkemece Reddi” başlığını taşıyan 315. maddesinin birinci fıkrasında ve “Yargıtay'ca Temyiz İsteğinin Reddi” başlığını taşıyan 317. maddesinde, temyiz talebinin reddi sebepleri; kanunî sürenin geçmesinden sonra temyiz başvurusunda bulunulmuş olması, kararın temyiz edilemeyecek nitelikte olması ve temyiz edenin temyiz hakkının bulunmaması ile sınırlı olarak sayılmıştır. Kanunlarımızda sayılan bu nedenler dışında temyiz isteminin reddi için kabul edilmiş başka bir sebep yoktur. Harçlar Kanunu kapsamında ödenmesi gereken harçların ilgilisi tarafından ödenmemesi halinde Harçlar Kanunu'nun 37. maddesindeki "Bu kanunda ödeme zamanı gösterilen harçlardan süresinde ödenmiyenleri, ilgili mahkeme ve daireler tarafından sürenin sonundan itibaren onbeş gün içinde bir yazı ile o yerin vergi dairesine bildirilir ve harçlar vergi dairesince tahsil olunur. Yazıda harcın nevi ve mahiyeti, miktarı, mükellefin soyadı ve adı ve en son ikametgah adresi açık olarak gösterilir." şeklindeki hüküm gereğince, ödenmeyen harcın tahsili için vergi dairesine bildirimde bulunulması ile yetinilmesi gerekmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 01/04/2014 gün ve 160 sayılı kararı da bu yöndedir." gerekçesiyle sanık hakkındaki temyiz isteğinin reddi kararının kaldırılarak, dosyanın esası hakkında bir karar verilmesi istenmiştir.
C) İTİRAZIN VE KONUNUN İRDELENMESİ :
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 01.04.2014 tarih, 2013/11-669 esas ve 2014/160 sayılı kararında da belirtildiği üzere, temyizin şartları ve reddi sebeplerinin 1412 sayılı CMUK'nın 310, 315 ve 317. maddelerinde sınırlı olarak belirtildiği, söz konusu bu maddelerde temyiz harcının yatırılmamış olması ya da eksik yatırılmış olmasının ceza davalarında temyizin bir şartı ya da reddi sebebi olarak öngörülmediği, sanığın, süresi içinde ödemediği temyiz harcının tahsili amacıyla Harçlar Kanunu'nun 37. maddesi uyarınca Mahkemesince ilgili vergi dairesine bildirimde bulunulması ile yetinilmesi gerektiği, temyiz harcının ödenmemesi nedeniyle sanık müdafiinin temyiz isteğinin reddine karar verilemeyeceği ve itiraza konu dosyanın esasının incelenmesi gerektiği anlaşıldığından; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
D) KARAR: Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazının kabulüne,
2- Dairemizin 14.10.2014 tarihli 2012/23106 esas ve 2014/10574 karar sayılı RET KARARININ KALDIRILMASINA,
3- Sanık hakkında hükmün incelenmesi:
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru olarak belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 09.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy