Adalet Bakanlığı'nın, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan hükümlü ... hakkındaki kesinleşmiş hükmün infazı aşamasında hükümlü hakkında verilen cezanın, ceza zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle infaz edilmemesi kararına yönelik itiraz üzerine İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 25.07.2014 tarihinde 2014/275 değişik iş sayı ile verilen “itirazın reddine” ilişkin kararın kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca dava dosyasının 07.11.2014 tarihli ihbar yazısı ekinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
İncelenen dosyadan;
a) Hükümlü ...'nun, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan İstanbul 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nce 20.01.1994 tarihinde 1991/363 esas ve 1994/4 karar sayı ile 765 sayılı TCK'nın 403. maddesinin 5, 6 ve 7. fıkraları uyarınca 18 yıl ağır hapis ve 3.898.350.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına hükmolunduğu,
b) Belirtilen hükmün, Dairemizin 05.05.1994 tarihli 1994/3562 esas ve 1994/6938 karar sayılı kararı ile onanmak suretiyle kesinleştiği,
c) İnfaz aşamasında 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girmesi nedeniyle lehe olan kanunun belirlenmesi için Cumhuriyet savcılığınca yapılan başvuru üzerine, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 21.09.2006 tarihinde 1991/363 esas ve 1994/1 karar sayılı ek karar ile hükümlünün 5237 sayılı TCK'nın 188. maddesinin 3 ve 4. fıkraları ile 52. maddesi uyarınca 10 yıl 6 ay hapis ve 1200 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; uyarlama hükmünün 13.11.2006 tarihinde kesinleştiği,
d) Hükümlü müdafiinin ceza zamanaşımı süresi dolduğundan cezanın infaz edilmemesine karar verilmesini talep etmesi üzerine, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 11.07.2014 tarihinde 2014/494 değişik iş sayı ile hükümlü hakkındaki mahkûmiyet hükmünün kesinleşme tarihi olan 05.05.1994 tarihinden itibaren 20 yıllık ceza zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle “hükümlü hakkındaki cezanın infaz edilmemesine” karar verildiği,
e) Cumhuriyet savcısının belirtilen karara itiraz etmesi üzerine, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 25.07.2014 tarihinde 2014/275 değişik sayı ile itirazın reddedildiği
Anlaşılmıştır.
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, «Hükümlü hakkındaki gerek 765 sayılı Kanun’un 403/5-6-7. maddeleri gereğince hükmedilen 18 yıl ağır hapis cezasının gerekse de 5237 sayılı Kanun 188/3-4. maddeleri gereğince 10 yıl 6 ay hapis cezasının, 765 sayılı Kanun'un 112/3 ve 5237 sayılı Kanun'un 68/1-d. maddeleri gereğince 20 yıllık ceza zamanaşımı süresine tâbi bulunduğu, ilâmın 05/05/1994 tarihinde kesinleştiği, hükümlü hakkında İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca 06/02/1995 tarihinde yakalama müzekkeresi tanzim edildiği, yakalama müzekkerelerinin düzenlendiği tarihten itibaren 20 yıllık ceza zamanaşımının dolmadığı cihetle, itirazın kabulü yerine yazlı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.» denilerek, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 25.07.2014 tarihli kararının bozulması istenmiştir.
Hükümlü hakkında 765 sayılı TCK uyarınca verilen 20.01.1994 tarihli hüküm, Dairemizin 05.05.1994 tarihli 1994/3562 esas ve 1994/6938 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiş; böylelikle, ceza zamanaşımı süresi de “05.05.1994” tarihinden itibaren işlemeye başlamıştır.
Yapılan uyarlama yargılaması sonucunda, 21.09.2006 tarihinde verilen kararla, lehe kabul edilen 5237 sayılı TCK hükümleri yukarıda belirtildiği biçimde uygulanmış ve bu karar da temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.
Hükümlünün lehine olan ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesi uyarınca bütünüyle uygulanması gereken 5237 sayılı TCK’nın ceza zamanaşımına ilişkin 68/1-d maddesi uyarınca, cezası 20 yıllık ceza zamanaşımı süresine tabidir.
5237 sayılı TCK’nın “Ceza zamanaşımının kesilmesi” başlıklı 71. maddesinde;
“(1) Mahkûmiyet hükmünün infazı için yetkili merci tarafından hükümlüye kanuna göre yapılan tebligat veya bu maksatla hükümlünün yakalanması ceza zamanaşımını keser.
(2) Bir suçtan dolayı mâhkum olan kimse üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlediği takdirde, ceza zamanaşımı kesilir” hükmü öngörülmektedir.
Somut olayda, ceza zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı “05.05.1994” tarihinden sonra, hükümlüye infaz için yetkili merci tarafından kanuna göre yapılmış bir tebligat işlemi ya da adli sicil kaydı içeriğine göre başka bir suçtan ceza zamanaşımını kesebilecek nitelikte bir mahkûmiyeti bulunmadığı ve hükümlü hakkında yakalama müzekkeresi çıkarılmış olmasının ceza zamanaşımını kesen sebeplerden olmadığı, bu nedenle hükmün kesinleşme tarihinden itibaren 20 yıllık ceza zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından, yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, dosyanın adı geçen Mahkemeye iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 22.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.