Yüksek Adalet Bakanlığı’nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkında, Beyoğlu 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nce 31.03.2009 tarihinde 2008/1642 esas ve 2009/551 karar sayı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar ile, İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nce 08.11.2013 tarihinde 2013/165 değişik iş sayı ile verilen itirazın reddi kararının kanun yararına bozulması talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 12.05.2014 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
İncelenen dosyadan;
a) Beyoğlu 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nce 27.11.2007 tarihinde 2007/787 esas ve 2007/821 karar sayı ile sanığın 03.06.2007 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan TCK'nın 191/2. maddesi gereğince sadece tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği,
b) İnfaz aşamasında, Beyoğlu Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nce sanığın tedbire uymadığının bildirilmesi üzerine, Beyoğlu 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nce 31.03.2009 tarihinde 2008/1642 esas ve 2009/551 karar sayı ile sanığın "TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına" hükmolunarak, CMK'nın 231. maddesi gereğince bu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği,
c) Sanık ...'un 19.08.2009 tarihli dilekçesi ile, iddianameye konu kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemini kendisinin gerçekleştirmediğini, 22.05.2007 tarihinden yaklaşık bir hafta önce kimlik belgesini kaybettiğinden bu tarihte yeni kimlik belgesi çıkarttığını, kaybettiği kimlik belgesinin başkası tarafından kullanılmış olabileceğini belirterek yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğu,
d) İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi'nce 28.06.2013 tarihinde 2008/1642 esas ve 2009/551 karar sayılı ek karar ile sanık yargılamanın yenilenmesini talep etmiş ve yapılan bilirkişi incelemesi sonucu imzalar farklı çıkmış ise de; sanığın suç tarihinden önce nüfus cüzdanını kaybetmediği, nüfus cüzdanını 2007 tarihinde olaydan çok sonra kaybettiği ve karar tarihinden sonra itiraz süresi içerisinde itiraz etmediği anlaşıldığından itirazın reddine şeklinde karar verildiği,
e) Belirtilen karara sanığın itiraz etmesi üzerine, İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nce 08.11.2013 tarihinde 2013/165 değişik iş sayı ile "itirazın reddine” karar verildiği
Anlaşılmıştır.
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında;
«Dosya kapsamına göre;
1- 19/12/2006 tarihli ve 26381 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 7. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesi değiştirilmiş ve bu madde uyarınca, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçundan dolayı yapılacak yargılama sonucunda mahkemelere iki seçenek sunulmuş olup, anılan maddenin 2. fıkrası gereğince hüküm vermeden önce uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine; kullanmamakla birlikte, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan,
kabul eden veya bulunduran kişi hakkında denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği, aynı maddenin 5. fıkrasına göre de, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği, aksi takdirde, davaya devam olunarak hüküm verilmesi gerekeceği, diğer bir durumda ise, mahkemece 6. fıkra uyarınca uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişinin, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı cezaya hükmedildikten sonra da iki ilâ dördüncü fıkralar hükümlerine göre tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulabileceği ve bu durumda hükmolunan cezanın infazının erteleneceği, 7. fıkra gereğince kişinin mahkûm olduğu cezanın, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde infaz edilmiş sayılacağı, aksi takdirde derhal infaz edilmesi gerekeceği cihetle, mahkemenin bu hususları tartışarak sanığın hukuki durumunu tayin ve takdir etmesi gerektiği gözetilmeden, olayda uygulama yeri bulunmayan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince 5 yıl süre ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde,
2- Sanık uyuşturucu madde kullanmadığını ve kimlik belgesini kaybettiğini ifade ederek yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğu, Grafoloji Uzmanı Dr. ...’un bilâ tarihli raporunda, talepte bulunanın imzaları ile ifade ve arama tutanaklarındaki imzaların farklı kişilere ait olduğu, talepte bulunanın fotoğrafı ile sanığın dosyaya mübrez kimlikteki fotoğrafın farklı olduğu belirtilmesine rağmen kimlik bilgileri ve sanığın suçu işleyen kişi ile aynı olup olmadığı teyit edilmeden ve suçu işleyen kişiye ait gerçek kimlik bilgilerinin tereddüde yer vermeyecek şekilde araştırılmadan ve saptanmadan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 'Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.” şeklindeki 225/1. maddesine aykırı bu durumun, aynı Kanun'un 311/1-(e) maddesi anlamında "yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte..." sanık lehine yeni bir durum olduğu gözetilerek karara yönelik yapılan itirazın açıklanan yönlerden kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.» denilerek, Beyoğlu 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 31.03.2009 tarihli kararı ile İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 08.11.2013 tarihli kararının kanun yararına bozulması istenmiştir.
A- İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 08.11.2013 tarihli 2013/165 değişik iş sayılı itirazın reddi kararına yönelik kanun yararına bozma isteğinin incelenmesi:
Sanık ...'un 19.08.2009 tarihli dilekçesinde, 03.06.2007 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yakalanarak yargılanan kişinin kendisi olmadığını, nüfus cüzdanını suç tarihinden önce kaybettiğini, 22.05.2007 tarihinde yeni nüfus cüzdanı çıkarttığını, sürücü belgesi almak için adli sicil kaydı çıkarttığı sırada hakkındaki 27.11.2007 tarihli tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin karardan haberdar olduğunu belirtmesi; adli tıp uzmanınca düzenlenen raporda; dosya içerisindeki sanık ... adına düzenlenmiş nüfus cüzdanı fotokopisindeki fotoğraf ile ...'un 19.08.2009 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu fotoğrafın farklı kişilere ait olduğu, yine soruşturma aşamasında düzenlenen belgelerdeki imzaların ...'un el ürünü olmadığının belirtilmesi karşısında; sanığın 19.08.2009 tarihli dilekçesinin, 27.11.2007 tarihli tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karara yönelik öğrenme üzerine ve süresi içinde verilmiş itiraz dilekçesi niteliğinde olduğu kabul edilerek, dilekçesindeki iddialara ilişkin olarak araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, sanığın itirazının reddine karar verilmesi yasaya aykırı olup, İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 08.11.2013 tarihli 2013/165 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA; aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için, dosyanın adı geçen Mahkemeye iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine,
B- Beyoğlu 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 31.03.2009 tarihli 2008/1642 esas ve 2009/551 karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik kanun yararına bozma isteğinin incelenmesi:
Sanık hakkındaki 31.03.2009 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına temel oluşturan 27.11.2007 tarihli tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karara yönelik itiraz üzerine verilen İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 08.11.2013 tarihli kararının yukarıda belirtilen şekilde bozulmuş olması nedeniyle, Beyoğlu 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 31.03.2009 kararının hukuki geçerliliğinin kalmaması karşısında incelemeye konu edilmesi olanaklı olmadığından, bu karara yönelik kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE,
22.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy