Adalet Bakanlığı'nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkında Konya 9. Sulh Ceza Mahkemesi'nce 20.03.2014 tarihinde 2013/711 esas ve 2014/322 karar sayı ile verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının kanun yararına bozulmasına ilişkin talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 27.02.2015 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
a) Konya 9. Sulh Ceza Mahkemesi'nce 18.06.2013 tarihinde 2013/240 esas ve 2013/565 karar sayı ile verilen, sanık ...'nun TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına ilişkin kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği;
b) İnfaz aşamasında, Konya Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğü'nce sanığın tedbire uymadığının bildirilmesi üzerine, Mahkemesince 20.03.2014 tarihinde 2013/711 esas ve 2014/322 karar sayılı kısa karar ile sanığın TCK'nın 191. maddesinin 1. fıkrası ve 62 maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, CMK'nın 231. maddesinin 5. fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, gerekçeli kararla ise TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği
Anlaşılmıştır.
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, «Dosya kapsamına göre, yargılamanın 20/03/2014 tarihli son celse tutanağı hüküm fıkrasında, sanık hakkında uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62/1. maddeleri 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5-8. maddesi gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süre ile her hangi yükümlülük belirlenmeden denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi gereğince hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 31/10/2011 tarihli ve 2011/12911 esas, 201156810 sayılı kararında da belirtildiği üzere gerekçenin çelişkili olması, gerekçesizlikle aynı sonucu doğuracağından Kanuna aykırı gerekçeye dayanılmasında ve hükmün gerekçesinde çelişki oluşturulmasında isabet görülmemiştir.» denilerek, Konya 9. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 20.03.2014 tarihli kararının bozulması istenmiştir.
Dosya kapsamına göre, Mahkemece, sanığın yokluğunda verilen kısa karar ile sanığın TCK'nın 191. maddesinin 1. fıkrası ve 62 maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve CMK'nın 231. maddesinin 5. fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, gerekçeli kararda ise yüze karşı verildiği belirtilerek, sanığın TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kanun yararına bozma isteğine konu 20.03.2014 tarihli kararın sanığa tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği anlaşıldığından; 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin (1). fıkrası uyarınca, ancak temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ya da hükümler hakkında kanun yararına bozma yoluna başvurulabilmesi karşısında, yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteğinin bu aşamada REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığı'na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine, 20.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy