Adalet Bakanlığı'nın, 07/12/2016 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ...'nin TCK’nın 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun’un 51/1. maddesi gereğince ertelenmesine dair Bakırköy 54. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 07/03/2016 tarihli ve 2015/443 esas, 2016/122 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 19.12.2016 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Sanık hakkında, 30/04/2012 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy 54. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 27/03/2015 tarihli ve 2014/51 esas, 2015/264 sayılı kararı ile TCK’nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanun ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7/2. madde ve CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 6545 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191/3. maddesi gereğince 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği ve kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
2- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte hükmedilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için sanığa Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çağrı kağıdı gönderildiği, ancak yapılan tebligata rağmen sanığın 10 gün içinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurmaması üzerine dosyanın mahkemesine iade edildiği,
3- Bunun üzerine mahkemesince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kaldırılarak, hükmün açıklandığı ve Bakırköy 54. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 07/03/2016 tarihli ve 2015/443 esas, 2016/122 sayılı kararı ile sanığın TCK’nın 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun’un 51/1. maddesi gereğince ertelenmesine karar verildiği, kararın yasa yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, "Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22/12/2015 tarihli ve 2015/1717 esas, 2015/33429 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sanığa 10 gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerektiği uyarısını içeren tebligatın yapılması ve sanığın başvuruda bulunmaması üzerine, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde dava açılması gerektiği nazara alındığında, açılan kamu davası hakkında durma kararı verilerek, şüpheli hakkında hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması halinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hapis cezası verilmesinde ve cezasının ertelenmesinde isabet görülmemiştir." denilerek, Bakırköy 54. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 07/03/2016 tarihli ve 2015/443 esas, 2016/122 sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik sonucunda, "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak" suçu nedeniyle yürütülen soruşturmalarda, öncelikle TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilecek, 3. fıkrası uyarınca da erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanacak, ayrıca gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilecektir.
Bununla birlikte, 6545 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 28/06/2014 tarihinden öncesine ilişkin olarak izlenecek yolu göstermek üzere 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrasında yer alan "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklindeki düzenleme uyarınca, 28.06.2014 itibarıyla "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak" suçu nedeniyle hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan sanık hakkında 6545 sayılı Kanun'la değişik TCK’nın 191. maddesi çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilecek ve soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından verilen denetimli serbestlik ve gerekli görülmesi halinde tedavi kararlarının, kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından verilmesi sağlanacaktır.
Somut olayda da yargılama konusu suç nedeniyle hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan sanık hakkında mahkemece 27/03/2015 tarihli kararla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve yasa değişikliğine uygun olarak tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilmiştir. Takip eden süreçte ise sanığın yapılan tebligata rağmen 10 gün içinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurmaması üzerine tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına hiç başlanamadan dosyanın mahkemesine iade edildiği ve mahkece sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kaldırılarak hükmün açıklandığı anlaşılmıştır. Ancak, TCK'nın 191. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendinde, "Kişinin, erteleme süresi zarfında; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ... hâlinde, hakkında kamu davası açılır. " hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda ise ise sanık, meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen 10 gün içinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurmamış ise de, kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde kendisine yüklenen yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakla ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, buna rağmen başvuruda bulunmadığı takdirde de kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilmesi gerekir.
Açıklanan nedenlerle, somut olayda, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5320 sayılı Kanun'un geçici 7. maddenin 2. fıkrası ve TCK'nın 191. maddesinin 9. fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte hükmedilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymamakta ısrar etme koşulunun gerçekleşmediği anlaşıldığından, mahkeme tarafından tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazının devamına karar verilmesi gerekirken, hükmün açıklanmasına karar verilmesi yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerindedir.
D) Karar :
Açıklanan nedenlere göre;
1- Sanığın mahkûmiyetine dair Bakırköy 54. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 07/03/2016 tarihli ve 2015/443 esas, 2016/122 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun'un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı'na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine,
2- Bozma nedenine göre sanık hakkındaki ilamda yer alan erteli 10 ay hapis cezasının İNFAZININ DURDURULMASINA, sanığın başka suçtan tutuklu ya da hükümlü olmadığı takdirde infazının durdurulması hususunda ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına, 28.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.