T.C.
YARGITAY
10. Ceza Dairesi
Adalet Bakanlığının, 12/09/2019 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan şüpheli ... hakkındaki kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına yönelik itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair Nazilli Sulh Ceza Hakimliğinin 19/02/2016 tarihli ve 2015/2221 değişik iş sayılı kararının kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 30/09/2019 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısında sanığın soyadının “Yildirim” yerine “...” olarak yazılması yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
1- Şüpheli hakkında 25/04/2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığının 10/07/2015 tarihli ve 2015/6214 soruşturma, 2015/62 sayılı kararıyla TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, erteleme kararına itiraz hakkı bulunduğu gösterilerek 24/07/2015 tarihinde usulüne uygun tebliğ işlemlerinin yapıldığı ve 02/09/2015 tarihinde tedbirin infazına başlanıldığı,
2- Ancak şüphelinin tedbirin infazı sırasında başka suçtan hükümlülüğü nedeniyle 09/11/2015 tarihinde Nazilli E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna alınmasından sonra, erteleme kararının kaldırılması talebini ileri sürerek 25/12/2015 havale tarihli dilekçeyle erteleme kararına karşı itiraz etmesi üzerine, Nazilli Sulh Ceza Hakimliğinin 19/02/2016 tarihli ve 2015/2221 değişik iş sayılı kararıyla “itiraza konu kararın Hakimliğimizce incelenebilecek kararlardan olmadığı” gerekçesiyle “itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına” karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, "Dosya kapsamına göre, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 18/05/2017 tarihli ve 2016/1268 esas, 2017/1957 karar sayılı ilamında yer alan, "...kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan şüpheli" hakkında, Cumhuriyet savcısı tarafından, TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesine" ilişkin karara itiraz edilip edilemeyeceğidir.TCK'nın 191. maddesinde, bu karara itiraz edilip edilemeyeceğine ilişkin açık bir hükme yer verilmemiş; bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, CMK'nın kamu davasının ertelenmesine ilişkin 171. maddesi hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.CMK'nın 171. maddenin 2. fıkrasında ise, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına "suçtan zarar gören kişinin itiraz edebileceği" belirtilmiştir.Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur (TCK 3/1). Denetimli serbestlik ve tedavi tedbirleri aslında birer güvenlik tedbiridir. Bu nedenle kural olarak, ancak suçu sabit olan kişi hakkında ve mahkeme tarafından uygulanabilir. TCK'nın 191. maddesinin 2 ve 3. fıkralarında istisna olarak, şüpheli hakkında soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının kararı ile de uygulanabileceği kabul etmiştir.Sözü edilen denetimli serbestlik tedbiri ile, şüpheliye yükümlülük yüklenmektedir. Öte yandan, CMK'nın 223. maddesinin 1. fıkrasında güvenlik tedbirlerinin de hüküm olduğu belirtilmiştir. Hükümler kural olarak "temyiz" kanun yoluna tabidir.Ceza muhakemesi hukukunda kural olarak kıyas mümkündür. Özellikle temel hak ve özgürlükler yönünden, kişi lehine kıyasa başvurulabilir.TCK'nın 191. maddesinde düzenlenen suç, TCK'nın ikinci kitabının, "topluma karşı suçlar" başlıklı üçüncü kısmının, "kamunun sağlığına karşı suçlar" başlıklı üçüncü bölümünde düzenlenmiş olduğundan, suçun mağduru "kamu" dur. Bu açıdan bakıldığında şüphelinin, TCK'nın 191. maddesi kapsamında verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesine" ilişkin karara itiraz edemeyeceği ileri sürülebilir.Şüpheliye yükümlülük getiren denetimli serbestlik tedbirini içermesi nedeniyle, TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı, CMK'nın 171. maddesinde yer alan "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararından farklıdır. Adil yargılama ilkesi ve suçsuzluk karinesi gereğince, CMK'nın 171. ve 173. maddelerinde suçtan zarar gören için tanınan "kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına itiraz" hakkıyla ilgili hükümlerin, TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası kapsamında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı "şüpheli" için de kıyas yolu ile uygulanması gerekir.Bu gerekçeler ışığında; "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısı tarafından TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası kapsamında verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesine" ilişkin karara, şüphelinin itiraz hakkının bulunduğu kabul edilmektedir.Somut olayımızda olduğu gibi, "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan dolayı şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısı tarafından TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası kapsamında verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesine" ilişkin karara yapılan itiraz üzerine, itiraz mercii dosyayı inceledikten sonra, şüphelinin mevcut delillere göre hakkında isnat edilen suçu işlemediği veya suçun maddi unsurlarının gerçekleşmediği kanaatine varırsa, maddi unsurlarının gerçekleşmediği bir suç nedeniyle şüphelinin uzun süre denetim altında bırakılması adil yargılanma ilkesi ve masumiyet karinesine aykırı olacağından, bu hususlar belirtilerek itirazın kabulü ile "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararının kaldırılmasına karar verilmesi yerinde olduğu..." şeklindeki açıklamalar karşısında, somut olayda sanık hakkında 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191/2-3. maddeleri uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulandığı, söz konusu kararının bir güvenlik tedbiri olduğu hal böyle olunca mahkemece kararın esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, incelenecebilecek kararlardan olmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığı şeklinde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." denilerek, Nazilli Sulh Ceza Hakimliğinin 19/02/2016 tarihli ve 2015/2221 değişik iş sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
Kanun yararına bozma talebinin konusu, "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan şüpheli" hakkında, Cumhuriyet savcısı tarafından, TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesine" ilişkin karara itiraz edilip edilemeyeceğidir.
TCK'nın 191. maddesinde, bu karara itiraz edilip edilemeyeceğine ilişkin açık bir hükme yer verilmemiş; bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, CMK'nın kamu davasının ertelenmesine ilişkin 171. maddesi hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
CMK'nın 171. maddenin 2. fıkrasında ise, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına "suçtan zarar gören kişinin itiraz edebileceği" belirtilmiştir.
Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur (TCK 3/1). Denetimli serbestlik ve tedavi tedbirleri aslında birer güvenlik tedbiridir. Bu nedenle kural olarak, ancak suçu sabit olan kişi hakkında ve mahkeme tarafından uygulanabilir. TCK'nın 191. maddesinin 2 ve 3. fıkralarında istisna olarak, şüpheli hakkında soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının kararı ile de uygulanabileceği kabul edilmiştir.
Sözü edilen denetimli serbestlik tedbiri ile şüpheliye yükümlülük yüklenmektedir.
Öte yandan, CMK'nın 223. maddesinin 1. fıkrasında güvenlik tedbirlerinin de hüküm olduğu belirtilmiştir. Hükümler kural olarak "temyiz" kanun yoluna tabidir.
Ceza muhakemesi hukukunda kural olarak kıyas mümkündür. Özelikle temel hak ve özgürlükler yönünden, kişi lehine kıyasa başvurulabilir.
TCK'nın 191. maddesinde düzenlenen suç, TCK'nın ikinci kitabının, "topluma karşı suçlar" başlıklı üçüncü kısmının, "kamunun sağlığına karşı suçlar" başlıklı üçüncü bölümünde düzenlenmiş olduğundan, suçun mağduru "kamu" dur. Bu açıdan bakıldığında şüphelinin, TCK'nın 191. maddesi kapsamında verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesine" ilişkin karara itiraz edemeyeceği ileri sürülebilir.
Şüpheliye yükümlülük getiren denetimli serbestlik tedbirini içermesi nedeniyle, TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı, CMK'nın 171. maddesinde yer alan "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararından farklıdır.
Adil yargılama ilkesi ve suçsuzluk karinesi gereğince, CMK'nın 171. ve 173. maddelerinde suçtan zarar gören için tanınan "kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına itiraz" hakkıyla ilgili hükümlerin, TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası kapsamında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı "şüpheli" için de kıyas yolu ile uygulanması gerekir.
Bu gerekçeler ışığında; "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısı tarafından TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası kapsamında verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesine" ilişkin karara, şüphelinin itiraz hakkının bulunduğu,
Bununla birlikte somut olayda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, şüpheliye 24/07/2015 tarihinde itiraz hakkı bulunduğu da gösterilerek usulüne uygun tebliğ edildiği ve şüphelinin süresi içinde itiraz hakkını kullanmadan 02/09/2015 tarihinde tedbirin infazına başlanıldığı halde, 09/11/2015 tarihinde Nazilli E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna alınmasından sonra, 25/12/2015 havale tarihli dilekçeyle erteleme kararına karşı itiraz ettiğinin anlaşılması karşısında, itirazın süresinden sonra yapılmış olması nedeniyle, gerekçesi yanlış olsa da itirazın reddine karar verilmesi sonucu bakımından yasaya uygun olduğundan, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir.
D) Karar :
Açıklanan nedenlere göre, Nazilli Sulh Ceza Hakimliğinin 19/02/2016 tarihli ve 2015/2221 değişik iş sayılı kararına yönelik yerinde görülmeyen kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 16.12.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy