Adalet Bakanlığının, 21/01/2019 tarihli yazısı ile uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık ...’un mahkûmiyetine dair İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/10/2017 tarihli ve 2017/168 esas, 2017/387 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 29/01/2019 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
Sanık hakkında 28/03/2017 tarihinde işlediği iddia edilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/10/2017 tarihli ve 2017/168 esas, 2017/387 sayılı kararı ile TCK'nın 188/3, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 8 yıl 4 ay hapis ve 80,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün yasa yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği, anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, "Dosya kapsamına göre, sanığın uyuşturucu madde ticareti olarak belirlenen eylemini cezai yaptırıma bağlayan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 188/3. maddesinde hapis cezasının alt sınırının 10 yıl olarak belirlenmesi nedeniyle sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 196. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir. Sorgu için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiine bildirilir. Cumhuriyet savcısı ile müdafiin sorgu sırasında hazır bulunması zorunlu değildir. Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulur.” hükmünün uygulanması gerektiği gözetilmeden, sanığın yakalama emrine istinaden İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesince sorgusunun yapılarak, savunma hakkının kısıtlanması suretiyle mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." denilerek, İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/10/2017 tarihli ve 2017/168 esas, 2017/387 sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
Yargılamayı yapan İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesince, sanığa ulaşılamadığı gerekçesiyle ifadesinin alınmasına yönelik olarak yakalama kararı çıkarılmasını müteakip, sanığın mesai saatleri dışında yakalanması üzerine nöbetçi mahkeme olan İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesince savunmasının alınmasının CMK’nın 196/2. maddesine aykırılık teşkil etmeyeceği, Ceza Genel Kurulunun 05/02/2013 tarihli ve 2012/10-1295 esas, 2013/36 sayılı kararında da belirtildiği üzere, hakkında yakalama kararı çıkarılan sanığın yakalandığında nöbetçi mahkeme tarafından savunmasının alınmasının CMK’nın 196/2. maddesinde belirtilen istinabe yolu ile savunma alma yasağının ihlali niteliğinde olmadığı ve
sanığın da “duruşmalardan vareste tutulmayı” talep ettiği anlaşıldığından, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir.
D) Karar:
Açıklanan nedenlere göre; İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/10/2017 tarihli ve 2017/168 esas, 2017/387 sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 11.02.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.