Mahkeme: ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Bozmaya uyulduğu ancak;
Ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı CMK'nın 170/1. maddesi uyarınca ceza davası, dava açan belge niteliğindeki icra ceza mahkemesine verilen şikâyet dilekçesi, son soruşturmanın açılması kararı gibi istisnai hükümler dışında kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Anılan kanunun 170. maddesinin 4. fıkrasında da; "iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır" düzenlemesine yer verilmiştir.
CMK'nın 225. maddesi uyarınca ise; "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.” Bu madde gereğince hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir.
Anılan kanuni düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açık aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır.
Tüm bu açıklamalar doğrultusunda;
1)Sanığın 17/09/2013 tarihinde tanık ...'ya uyuşturucu satma eylemi sabit ise de; 01/08/2013 tarihinde tanık ...'e uyuşturucu madde sattığına ilişkin tanık İsa'nın sonradan döndüğü kolluk beyanı dışında mahkûmiyete yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması,
2)Sanığın 21/09/2013 tarihinde Bahtım Öztürk'e uyuşturucu madde sattığına ilişkin eylemiyle ilgili olarak iddianamede bir anlatım olmadığı, dolayısıyla bu olayla ilgili dava açılmadığı halde hüküm kurulması,
3)Sanığın sabit olan eyleminin 17/09/2013 tarihli eylem olduğu, diğer eylemlerinin sabit olmadığı gözetilmeden TCK'nın 43. maddesi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
4)Sanığın, 17/09/2013 tarihinde tanık ...'a uyuşturucu madde satma, 18/08/2013 tarihinde ise ...'a uyuşturucu madde teminine ilişkin iddianamede fiil anlatımı olmasına rağmen söz konusu eylemlere ilişkin değerlendirme yapılarak bir hüküm kurulmaması,
5)Sanığın temyize konu eylemi nedeniyle, Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi'nin 11/02/2014 tarihli, 2013/262 esas ve 2014/52 karar sayılı hükmü ile hakkında neticeden 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezasına hükmedildiği; söz konusu hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesi'nin 04/12/2019 tarihli, 2016/1288 esas ve 2019/6863 karar sayılı ilamı ile bozulduğu anlaşıldığı halde; bozma sonrası kurulan hükümle; 1412 sayılı CMUK'nun 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış haklarına aykırı olacak şekilde, sanık hakkında " 5 yıl 2 ay 15 gün hapis ve 100 TL adli para cezasına" hükmedilmesi,
6)Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin "17/09/2013" yerine “03/10/2013” olarak hatalı yazılması,
7)TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak hükümden sonra 15/04/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile yapılan değişiklik nedeniyle yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
8)5237 sayılı TCK'nın 54/4. maddesi yerine, 54. maddesi uyarınca müsadere kararı verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 10.06.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.