Adalet Bakanlığının, 06/02/2020 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkındaki kamu davasının düşürülmesine ilişkin ... 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/11/2018 tarihli ve 2015/115 esas, 2015/397 sayılı ek kararının kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 17/02/2020 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Sanık hakkında 05/08/2012 tarihinde işlediği iddia edilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle ... 38. Sulh Ceza Mahkemesinin 12/03/2013 tarihli ve 2012/1518 esas, 2013/202 sayılı kararıyla TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik kararı verildiği,
Tedbirin infazı sırasında sanığın yükümlülüklerine aykırı davrandığının bildirilmesi üzerine yargılamanın devam edilmesi sonucunda ... 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/11/2015 tarihli ve 2015/115 esas, 2015/397 sayılı kararıyla sanığın TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın yasa yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği,
2- Ancak daha sonra sanığın müracaatı üzerine yapılan araştırma sonucunda Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 22/11/2018 tarihli yazısıyla esasen sanığın 24/07/2014 tarihi itibariyle tedbirin infazını tamamlamış olmasına rağmen sehven Mahkemeye tedbiri ihlal ettiği yönünde ihbarda bulunulduğunun bildirilmesi üzerine, ... 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/11/2018 tarihli ve 2015/115 esas, 2015/397 sayılı ek kararıyla, “Sanık ...'nın tedavi denetim serbestlik tedbirine ilişkin verilen yükümlülüklerini yerine getirdiği anlaşıldığından Mahkememizin 05/11/2015 tarih, 2015/115 esas, 2015/397 karar sayılı ilamın iptali ile TCK 191/5. maddesi uyarınca sanık hakındaki kamu davasının düşürülmesine” karar verildiği, kararın yasa yoluna başvurulmadan kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, "Dosya kapsamına göre, ... 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/11/2015 tarihli kararı ile sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle artık 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin geçerli olduğu ve aynı maddenin 8. fıkrasına göre sanığın 5 yıllık denetim süresine tâbi bulunduğu, bu durumda anılan maddenin onuncu ve on birinci fıkralarında düzenlenen kanunî koşullarının gerçekleşmesi durumuna göre sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında verilen ek kararla, dosyanın kovuşturma aşamasında olmasına rağmen 5237 sayılı Kanunun 191/2. maddesi gereğince soruşturma aşamasında tedavi ve tedbire tutulmasına karar verilmiş gibi değerlendirilerek, 5237 sayılı Kanunun 191/5. maddesi hükmüne dayanılarak denetimli tedavi ve denetimli serbestlik kararının gereklerine uyduğundan bahisle düşme kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." denilerek, ... 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/11/2018 tarihli ve 2015/115 esas, 2015/397 sayılı ek kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
Her ne kadar sanığın 12/03/2013 tarihli tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının gereklerine uygun davrandığı halde, sehven aykırı davrandığının bildirildiği gerekçesiyle 5560 sayılı Kanunun 191/5. maddesi uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilmişse de,
Sanığın yükümlülüklerine aykırı davrandığının bildirilmesi üzerine yargılamaya devam edilmesi sonucunda verilmiş olan 05/11/2015 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararının Mahkemece re’sen kaldırılmasına karar verilmesinin mümkün olmadığı, zira bu kararın kesinleşmiş olduğu ve ancak bir yasa yolu incelemesi sonucunda kaldırılabileceği, bu nedenle sanık hakkında verilip kesinleşmiş olan 05/11/2015 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının Mahkemece kendiliğinden kaldırılmasına ve davanın düşmesine kararı verilmesinin hukuki dayanaktan yoksun ve yok hükmünde olduğu anlaşılmıştır.
Diğer yandan, hukuk sistemimizde hukuken geçersiz nitelikteki kararların kendiliğinden yok sayılmasını düzenleyen bir hüküm bulunmamaktadır. Bu tip kararlar, olağan veya olağanüstü kanun yolları vasıtasıyla, hukuken geçersiz olduklarına ilişkin bir tespit yapılmadıkça şeklen varlıklarını koruyacaktır. Aksi durum, Mahkeme kararlarının bağlayıcı olduğuna dair Anayasa'nın 138. maddesine uygun düşmeyeceği gibi, subjektif ve keyfi yaklaşımlarla kararların uygulanmaması gibi hukuka uygun olmayan sonuçların doğmasına da yol açabilecektir.
Bu nedenle kesinleşmiş kararın Mahkemece re'sen kaldırılması yasal olarak mümkün olmamakla birlikte öncelikle dosya kapsamına göre sanığın 12/03/2013 tarihli tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının gereklerine uygun davrandığı halde, sehven aykırı davrandığının bildirilmesi üzerine yargılamaya devam edilmesi sonucunda verilmiş olan 05/11/2015 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararına karşı kanun yararına bozma isteğinde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
D) Karar :
Açıklanan nedenlere göre; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin ... 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/11/2015 tarihli ve 2015/115 esas, 2015/397 sayılı kararına karşı yukarıda belirtilen sebeple kanun yararına bozma isteğinde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 02.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy