MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/469 E., 2016/131 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
A. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 139. maddesine göre gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi için işlenen suçun kanunda sayılan ve gizli soruşturmacı kullanılabilecek suçlardan olması, suçun işlendiği konusunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması, başka yolla delil elde etme imkanının
bulunmaması, suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş bir suç olması ve yetkili ve görevli mahkemece bir karar verilmesi gerekir.
Somut olayda dava konusu suç uyuşturucu madde ticareti yapma suçu olduğu halde, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suç olmadığı; zira 5271 sayılı CMK'nın 139/4. maddesine göre örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmeyen suçlarda gizli soruşturmacı görevlendirilemeyeceği; yine Adana 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 06.12.2012 tarihli, 2012/1135 değişik iş sayılı kararı ile gizli soruşturmacı atanması kararı ile birlikte 5271 sayılı CMK'nın 140. maddesindeki teknik araçlarla izleme kararı verildiği ve mahkemece suçun sübutunun gizli soruşturmacı faaliyetleri sonucu tanzim edilen raporlara ve teknik takip sonucu elde edilen ses ve görüntü kayıtlarına dayandırıldığı dosya kapsamından anlaşılmakla,
Yapılan soruşturma işlemleri, kovuşturma kapsamı ve tüm dosya içeriğine göre sonuç olarak;
1. Suçun sübutunun tespiti için sanıktan uyuşturucu madde alma, temin etme eylemini gerçekleştiren gizli soruşturmacılar kolluk görevlisi iseler "suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama" konusunda faaliyette bulunabileceklerinden, öncelikle gizli soruşturmacıların adli kolluk görevlisi olup olmadığının araştırılması, sanığın aşamalarda güven alımı tutanağının içeriğini kabul etmemesi de dikkate alınarak, gizli soruşturmacılar adli kolluk görevlisi iseler 5271 sayılı CMK'nın 139/3. maddesi hükmü de gözetilerek tanık olarak dinlenilip tutanak içeriği okunup diyecekleri sorulduktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
2. Gizli soruşturmacıların adli kolluk görevlisi olmadığının tespiti halinde "suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama" konusunda faaliyette bulunamayacaklarından, bu yöntemle elde edilen bilgilerin delil olarak değerlendirilemeyeceğinin gözetilmemesi,
B. Gizli soruşturmacıların 29.01.2013 tarihli olayda sanık ... ile savunması alınamadığından kovuşturma aşamasında hakkında ayırma kararı verilen temyiz dışı sanık ...'dan uyuşturucu madde satın aldıkları iddia edilmiş olup, UYAP kayıtlarına göre, temyiz dışı sanık ... hakkında Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesince 16.01.2019 tarihli ve 2016/97 Esas, 2019/31 Karar sayılı ile verilen 4 yıl 2 ay hapis ve 80 TL adli para cezasına mahkûmiyete ilişkin kararın, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 21.10.2020 tarihli ve 2020/13 Esas, 2020/174 Karar sayılı ilamı ile verilen istinaf isteminin esastan reddi kararı üzerine kesinleştiği anlaşılmakla, söz konusu dosyanın aslı ve onaylı örneğinin temin edilerek dosyaya konulması ve duruşmada sanığa okunması; temyiz dışı sanık ...'in tanık sıfatıyla beyanına başvurulması, sanığa kesinleşmiş dosyaya ve temyiz dışı sanık ...'in tanıklık beyanına karşı diyeceklerinin sorulması, tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre sanığın hukukî durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
C. Gerekçeli kararın başlık kısmında, sanığın göz altında geçirdiği sürenin "10.09.2013-12.09.2013" şeklinde gösterilmemesi,
D. Kabule göre de;
1. Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin, 5237 sayılı TCK'nın 63. maddesi uyarınca mahsubuna karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2. Hükümden önce 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ve hükümden sonra bu maddede 7242 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikler nedeniyle, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, Tebliğname'ye aykırı olarak, hükmün oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.02.2026 tarihinde karar verildi.