Adalet Bakanlığı'nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkındaki Büyükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/03/2017 tarihli ve 2015/372 esas, 2017/113 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 14/01/2022 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheli ... hakkında, 31/08/2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 11/11/2014 tarihli ve 2014/36616 soruşturma, 2014/306 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, bu süre içerisinde tedaviye tabi tutulmasına, aynı Kanunun 191/4. maddesi gereğince erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolu, başvuru süresi ve merciinin gösterildiği, kararın şüpheliye 26/11/2014 tarihinde MERNİS adresinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği, 25/12/2014 tarihinde infazı için Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
2- Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 06/01/2015 tarihli ve 2014/19037 DS sayılı çağrı yazısının MERNİS adresinde 05/02/2015 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 18/03/2015 tarihli kararı ile dosyanın kapatılmasına karar verilerek 30/03/2015 tarihinde Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
3- Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak 18/05/2015 tarihli, 2014/36616 soruşturma, 2015/5009 esas ve 2015/4967 sayılı iddianame ile; sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1, 53 ve 58. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle Büyükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
4- Büyükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 08/03/2017 tarihli ve 2015/372 esas, 2017/113 sayılı kararı ile; ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceği anlaşıldığından kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesi gereğince düşürülmesine ve gereği için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği, kararın 21/03/2017 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B-) Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6545
sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının beş yıl süreyle ertelenmesine, erteleme süresi içinde 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 11/11/2014 tarihli ve 2014/36616 soruşturma, 2014/306 sayılı kararı müteakip, şüphelinin denetim yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonunda, kamu davasının kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden bahisle düşürülmesine dair Büyükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/03/2017 tarihli ve 2015/372 esas, 2017/113 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, adı geçen sanık hakkında 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve 191/3. maddesi uyarınca bir yıl denetimli serbestlik süresi belirlendiği, denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında sanığın tedbire uymadığı ve bu nedenle hakkında aynı Kanun’un 191/4-a maddesi uyarınca kamu davası açıldığı, ancak mahkemece yapılan yargılama sonucunda ısrar koşulunun gerçekleşmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesi uyarınca kamu davasının düşmesine karar verildiği anlaşılmış ise de,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde yer alan, "bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.", 191/3. maddesinde "erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." şeklindeki ve 191/4-a maddesinde yer alan "kişinin, erteleme süresi zarfında; a) kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,...hâlinde, hakkında kamu davası açılır." şeklindeki düzenlemeler ile,
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22/12/2015 tarihli ve 2015/1717 esas, 2015/33429 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sanığa 10 gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerektiği uyarısını içeren tebligatın yapılması ve sanığın başvuruda bulunmaması üzerine, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde ısrar şartının gerçekleşeceğinin anlaşılması karşısında,
Dosya kapsamına göre;
1- 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. madde bir ve ikinci fıkrasının, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği,
Somut olayda, Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkartılan 06/01/2015 tarihli çağrı kağıdının sanığın bilinen son adresi ve aynı zamanda mernis adresi
olan "... Mah. ... Sok. No:... İç Kapı No:1 .../İstanbul" adresine "7201 sayılı Tebligat Kanununun 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereği evrak mahalle muhtarlığına tebliğ edildi...muhatabın kapısına yapıştırıldı" şeklinde bir açıklamaya yer verilmek suretiyle 05/02/2015 tarihinde tebliğ edildiği, beyanda bulunan komşunun açık kimliğinin tebliğ mazbatasında gösterilmediği gibi doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre yapılan tebligat geçerli sayılamayacağından, tebligat işleminin usulsüz olduğu cihetle, sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin kabul edilemeyeceği ve ısrar koşulunun gerçekleşmediği, kovuşturma şartının öncelikle bu nedenle gerçekleşmediği gözetilmeksizin, durma kararı yerine düşme kararı verilmesinde,
2- Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 06/01/2015 tarihli çağrı yazısının 05/02/2015 tarihinde sanığa tebliğ edildiği, sanığın 10 gün içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvuruda bulunmadığından 18/03/2015 tarihli karar ile komisyon tarafından dosyanın kapatılmasına karar verildiği, sanığa ayrıca uyarı yazısının tebliğ edilmeden denetimli serbestlik dosyasının kapatıldığı anlaşılmakla, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan davada "kovuşturma şartı" olan "ısrar koşulu"nun gerçekleşmediği, kamu davasının durmasına dair karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde düşme kararı verilmesinde, isabet görülmemiştir.” denilerek Büyükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/03/2017 tarihli ve 2015/372 esas, 2017/113 sayılı kararının 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması istenilmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi :
Her ne kadar Adalet Bakanlığı'nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkındaki Büyükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/03/2017 tarihli ve 2015/372 esas, 2017/113 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 14/01/2022 tarihli ihbar yazısı ekinde dosya Dairemize gönderilmiş ise de;
Daha önce, Adalet Bakanlığı’nın 10/06/2020 tarihli ve 94660652-105-34 -2511-2020- KYB sayılı kanun yararına bozma istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 16/06/2020 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği, Dairemizin 23/12/2020 tarihli ve 2020/13782 esas, 2020/9495 sayılı ilamı ile, “Büyükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/03/2017 tarihli ve 2015/372 esas, 2017/113 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına bozulmasına, aynı Kanun'un 309. maddesinin 4. fıkrasının ( c ) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı'na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine” karar verildiği, aynı karara karşı sehven yeniden kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu anlaşıldığından kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
D-) Karar:
Açıklanan nedenlerle, Büyükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/03/2017 tarihli ve 2015/372 esas, 2017/113 sayılı kararının, Dairemizin 23/12/2020 tarihli ve 2020/13782 esas, 2020/9495 sayılı ilamı ile kanun yararına bozulmasına karar verildiği anlaşıldığından, konusu kalmayan kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığı'na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine,
16/11/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.